Enerji maliyetlerindeki artışın fiyatları hızla yukarı çekeceğini belirten Ulusoy, alım gücünün giderek eridiğini ve yapısal sorunların derinleştiğini ifade etti. Kalıcı çözüm için ise hukukun üstünlüğü ve kurumsal güvenin şart olduğunu vurguladı.

Ulusoy’a göre, aylık enflasyonun %3–5 seviyelerinde seyretmesi yıllık bazda ciddi bir baskı oluşturuyor. Özellikle enerji maliyetlerindeki yükseliş, cari açığı artırırken genel fiyat seviyesini de yukarı taşıyor. Bu durum, şirketler için iflas riskini büyüten bir sürece işaret ediyor.

Sebze fiyatlarının artışının henüz başlangıç olduğunu belirten Ulusoy, vatandaşların artık harcamalarını değil yaşam standartlarını nasıl düşüreceğini düşündüğünü söyledi. Tarım sektörünün uzun süredir plansız bırakıldığını ve dövize bağımlı yapının fiyatları doğrudan etkilediğini ifade etti.

Ekonominin son 8–10 yılda ciddi bir refah kaybı yaşadığını belirten Ulusoy, sanayi politikaları ile kalkınma hedefleri arasında uyumsuzluk olduğunu dile getirdi. Katma değer üretmeyen ve dışa bağımlı büyüme modelinin ekonomiyi kırılgan hale getirdiğini söyledi.

Merkez Bankası bağımsızlığının zayıflamasının piyasa dengelerini bozduğunu ifade eden Ulusoy, para ve maliye politikaları arasındaki koordinasyon eksikliğinin büyüme kalitesini düşürdüğünü belirtti.

Ayrıca Orta Doğu’daki gelişmelerin enerji fiyatlarını artıracağını ve “roket ve tüy” etkisiyle fiyatların hızla yükselip yavaş düşeceğini söyledi. Bu durumun enflasyonu kalıcı hale getireceğini ve maliyet baskısını artıracağını vurguladı.

Litresi 90 liraya dayandı
Litresi 90 liraya dayandı
İçeriği Görüntüle

Ulusoy, enflasyonun artık “yapışkan” hale geldiğini ve yıl sonunda resmi hedeflerin üzerinde gerçekleşeceğini öngördü. Veri güvenilirliği, düşük ücretler ve zayıflayan kurumları Türkiye’nin en önemli üç sorunu olarak sıraladı.

Son olarak, Türkiye’nin Avrupa pazarında rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Ulusoy, artan maliyetler nedeniyle ihracat avantajının zayıfladığını ifade etti. Ayrıca uluslararası alanda Türkiye’nin demokratik yapısına yönelik algının da olumsuz yönde değiştiğini söyledi.

ENAG Kurucusu Veysel Ulusoy, enflasyondaki aylık artışın yüksek seyrine dikkat çekti. Enerji maliyetleri ve kur baskısının ekonomide yeni riskler oluşturduğunu belirtti. Ulusoy, "Bugün yaşananlar, aslında bir uyarı. Ve maalesef, bu uyarıyı yeterince ciddiye almazsak, “İyi günler” dediğimiz dönem gerçekten geride kalabilir." dedi.

Nefes'ten Şehriban Kıraç'ın haberine göre, Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) Kurucusu Prof. Dr. Veysel Ulusoy, fiyatların hâlâ aylık yüzde 3 ila 5 bandında artmasının, başlı başına çok ağır bir tablo olduğunu vurgulayarak, “Bu seviyelerde bir aylık artış, yıllıkta çok ciddi bir baskı anlamına gelir” dedi. Ulusoy, artan enerji faturasının cari açığı büyüteceğini, döviz ihtiyacının artacağını, fiyat oluşumunun zorlaşacağını ve iflasların artacağını dile getirdi.

Prof. Dr. Veysel Ulusoy, Türkiye ekonomisindeki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Ulusoy, "Bugün pazarda gördüğümüz sebze fiyatları aslında sadece bir başlangıç. Vatandaş artık fileyi doldururken değil, fileyi nasıl küçülteceğini düşünür hale geldi. Bu çok ağır bir değişim. Sorunun önemli bir kısmı uzun süredir biriken yapısal tercihlerden kaynaklanıyor. Tarım yıllardır adeta üvey evlat muamelesi gördü. Üretici yeterince desteklenmedi, planlama yapılmadı, maliyetler kontrol altına alınamadı. Üstüne bir de dövize bağımlı girdi yapısı eklenince, her kur hareketi doğrudan sofraya yansır hale geldi. Gelir tarafında ise insanlar aynı hızla korunamıyor. Maaşlar artıyor gibi görünse de gerçek hayatta karşılığı giderek zayıflıyor. İnsanlar artık sadece daha az tüketmiyor; aynı zamanda daha düşük kaliteye yönelmek zorunda kalıyor. Bu da sadece ekonomik değil, sosyal bir mesele haline geliyor. Eğer bu tabloyu değiştirecek güçlü ve uzun vadeli politikalar uygulanmazsa, vatandaş için önümüzdeki dönem daha zor geçecek. Bugün yaşananlar, aslında bir uyarı. Ve maalesef, bu uyarıyı yeterince ciddiye almazsak, “İyi günler” dediğimiz dönem gerçekten geride kalabilir." dedi.

"'Roket ve tüy' etkisi devreye girecek"

"Türkiye ekonomisi yaklaşık 8-10 yıldır, tarihsel ölçekte oldukça ağır bir durgunluk ve refah kaybı sürecinin içinde. Bu, klasik bir krizden ziyade, uzun süredir biriken ve derinleşen bir ekonomik aşınma." ifadelerini kullanan Ulusoy, Orta Doğu'daki savaşın Türkiye üzerindeki etkilerine ilişkin şunları söyledi:

"Orta Doğu’daki savaşın etkisi sadece dış şokla sınırlı değil, asıl mesele Türkiye ekonomisinin buna ne kadar hazır olduğu. Ne yazık ki son yıllar bu direncin zayıf olduğunu gösterdi. Sağlam bir mali yapı ve öngörülebilir politikalar olmadan bu tür dalgalanmalar ekonomide daha derin izler bırakıyor.

Enerji fiyatları yükseldikçe “Roket ve tüy” etkisi devreye girecek. Fiyatlar hızla artacak ama aynı hızla düşmeyecek. Bu da enerji maliyetlerinin kalıcı olarak yüksek kalmasına yol açacak. Enerji fiyatlarındaki her artış üretimden ulaştırmaya, gıdadan hizmetlere kadar tüm maliyet zincirine yayılacak ve enflasyon üzerinde kalıcı bir baskı oluşturacak.

Kur tarafında da zor bir denge var. Kur artarsa ihracatçı avantajlı gibi görünür, ancak Türkiye’de üretim büyük ölçüde ithal girdiye bağlı olduğu için maliyetler de aynı anda yükselecek. Bu nedenle göreceli maliyet avantajı zayıflayacak. Kur baskılanırsa, bu kez ihracat gücü gerileyecek ve cari açık büyüyecek. Her iki durumda da belirsizlik artacak, firmaların plan yapması zorlaşacak ve iflaslar artacak."

Kaynak: t24