ABD’nin Venezuela’ya yönelik emperyalist saldırısında hayatını kaybeden 32 Kübalı için Küba’nın çeşitli kentlerinde kitlesel anma etkinlikleri düzenlendi. Anmalar, mitinglerin yanı sıra "Savaşan Halk Yürüyüşü" başlıklı anti-emperyalist yürüyüşlerle devam etti. Törenlerde, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’in kaçırılmasına karşı yürütülen direniş sırasında yaşamını yitiren Kübalı güvenlik görevlileri anıldı.

“Evlenmiyoruz Çünkü… 19,5 Milyonluk Gerçeği Gençler Tek Cümleyle Özetledi”
“Evlenmiyoruz Çünkü… 19,5 Milyonluk Gerçeği Gençler Tek Cümleyle Özetledi”
İçeriği Görüntüle

Doğudaki Santiago de Cuba ve Holguín başta olmak üzere birçok kentte düzenlenen mitinglere binlerce kişi katıldı. Etkinlikler, kent merkezlerinden geçen yürüyüşlerle sürdü; ABD müdahaleciliği ve emperyalist saldırganlık protesto edildi.

íaz-Canel: 'Bu bir rejim değiştirme girişimidir'

Anmalar kapsamında konuşan Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısının yalnızca askeri bir operasyon olarak değil, açık bir rejim değiştirme girişimi olduğunu vurguladı. Bombardımanlar ve kaçırma eylemlerinin, Washington’un uzun süredir Latin Amerika’da uyguladığı müdahaleci politikanın yeni bir halkası olduğunu söyledi.

Díaz-Canel, saldırının Venezuela Devlet Başkanı’nın diyalog ve müzakereye açık olduğu yönündeki açıklamalarının hemen ardından gerçekleştiğine dikkat çekerek, bunun ABD’nin diplomasi değil zor yolunu tercih ettiğini gösterdiğini ifade etti. Saldırıların, uluslararası hukukun en temel ilkeleri olan egemenlik ve içişlerine karışmama prensiplerini açıkça ihlal ettiğini vurguladı.

'Kübalılar orada paralı asker değildi'

Küba lideri, yaşamını yitiren 32 Kübalının rolüne de özellikle değindi. Hayatını kaybedenlerin bir çıkar ilişkisi ya da ticari bağ nedeniyle Venezuela’da bulunmadığını belirten Díaz-Canel, “Onlar bir kardeş halkın egemenliğini savunurken görev başındaydı” dedi.

Küba ile Venezuela arasındaki ilişkinin, emperyalist söylemlerde sunulduğu gibi basit bir “hizmet alışverişi” olmadığını vurgulayan Díaz-Canel, bu bağın tarihsel, siyasal ve ideolojik bir dayanışmaya dayandığını ifade etti. Küba’nın Latin Amerika ve Karayipler’de yürüttüğü dayanışma politikalarının, piyasa mantığıyla değil, ortak anti-emperyalist mücadele anlayışıyla şekillendiğini söyledi.

'Abluka, tehdit ve baskı bizi yolumuzdan çevirmedi'

Konuşmasında ABD yönetiminin Küba’ya yönelik tehditlerine de değinen Díaz-Canel, ülkenin altmış yılı aşkın süredir abluka, ekonomik baskı ve siyasal kuşatma altında olduğunu hatırlattı. Buna rağmen Küba’nın egemenliğinden, sosyalist yöneliminden ve anti-emperyalist duruşundan vazgeçmediğini belirtti.

ABD’li yetkililerin açık tehdit içeren açıklamalarının Küba halkı üzerinde yıldırıcı bir etki yaratmadığını söyleyen Díaz-Canel, “Bizi anti-emperyalist yapan bir tercih değil, emperyalizmin kendisidir” dedi. Küba’nın hiçbir ülkeyi tehdit etmediğini, ancak tehdit edilmesi halinde direnmekten geri durmayacağını vurguladı.

'Barış istiyoruz, teslimiyet değil'

Díaz-Canel, Küba’nın barıştan yana bir ülke olduğunu, ancak bunun teslimiyet anlamına gelmediğini ifade etti. Küba’nın tarihsel deneyimlerinin, egemenliği savunmanın ancak halkın birliğiyle mümkün olduğunu gösterdiğini söyledi. Konuşmasında, bağımsızlık savaşlarından Sierra Maestra’ya, Afrika’daki uluslararası görevlerden bugüne uzanan direniş geleneğine atıf yaptı.

Küba halkının en büyük gücünün birlik olduğunu vurgulayan Díaz-Canel, emperyalist baskıların bu birliği hedef aldığını, ancak bu çabaların sonuçsuz kalacağını dile getirdi.

'Bir subayımız ABD helikopterini düşürdü'

Díaz-Canel, ayrıca ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı sırasında Kübalı Yarbay Jorge Márquez’in bir ABD helikopterini düşürdüğünü açıkladı.

Díaz-Canel, “Yarbay Jorge Márquez bir helikopteri düşürdü; mürettebattan kaç kişinin öldüğünü kim bilir? Bacağı yaralıydı, ciddi miktarda kan kaybetmesine rağmen savaşmayı sürdürdü. Bu çatışma, cesaretin en çarpıcı örneklerinden biridir” dedi.

Kübalı askerlerin düşmana karşı son derece sert bir direniş sergilediğini vurgulayan Díaz-Canel, ABD’li yetkililerin dahi bu askerlerin cesaretini kabul etmek zorunda kaldığını ifade etti.

Küba lideri konuşmasını şöyle sürdürdü:

Kasklı ve zırhlı askerlerini; gece görüş cihazları, uçaklar, helikopterler ve insansız hava araçlarıyla destekleyerek, kasıtlı elektrik kesintileri eşliğinde ne kadar övünürlerse övünsünler, Delta teröristlerinin saldırısı dünyaya pazarlamaya çalıştıkları gibi ‘kolay bir zafer’ olmadı.

Mitingden yürüyüşe

Konuşmaların ardından Santiago de Cuba ve Holguín’de düzenlenen mitingler, "Savaşan Halk Yürüyüşü" adlı anti-emperyalist yürüyüşlerle devam etti. Yürüyüşlerde ABD müdahaleciliğine karşı sloganlar atıldı, yaşamını yitiren 32 Kübalının adları tek tek anıldı. Katılımcılar, Küba’nın ve Venezuela’nın egemenliğine yönelik saldırılara karşı dayanışma mesajları verdi.

Kaynak: sol