HABER: BURHAN KURTULMUŞ
Ankara’da 15 yaşındaki sokak köpeği Matmazel’in şiddet sonucu öldürülmesi, kamuoyunda derin yankı uyandırırken Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal’ın kaleme aldığı yazı, yaşananlara dair vicdanları sarsan bir tanıklık niteliği taşıdı.
Baysal, Nilüfer Kent Konseyi Ülker Güleryüz Hayvan Hakları Grubu’nun Matmazel için yaptığı basın açıklamasına katıldığını belirterek, “Bazen suskunluk bile bir tanıklıktır” sözleriyle yaşadığı sarsıntıyı dile getirdi.
Matmazel’in 15 yaşında olduğuna dikkat çeken Baysal, bunun bir hayvan için yaklaşık 80’li yaşlara denk geldiğini vurguladı. Yaşlılıkla birlikte savunmasızlığın arttığını belirten Baysal, hayvanların da insanlar gibi korku, acı ve güven duygusu yaşadığını hatırlattı. “Matmazel, güvendiği bir ortamda, güvendiği insanlar tarafından şiddete uğradı. Kaçmaya çalıştı, sıkıştı ve öldürüldü” ifadeleriyle olayın boyutunu gözler önüne serdi.
Baysal, şiddetin türünün değil, şiddeti uygulayanın kim olduğunun esas mesele olduğunu vurgulayarak, hayvana, kadına ve çocuğa yönelik şiddetin büyük kısmının erkekler tarafından uygulandığına dikkat çekti. “Köpekler tehlikeli” söylemiyle hayvanların öldürülmesinin meşrulaştırıldığını belirten Baysal, toplum için istatistiksel olarak kanıtlanmış bir tehdit olan erkek şiddetine karşı aynı refleksin gösterilmemesini sorguladı.
Açıklamada, Matmazel’in ölümünün sadece bireysel bir şiddet eylemi olmadığına işaret edilerek, “köpekler saldırıyor” söylemiyle korku üreten ve “gerektiğinde öldürülebilir” anlayışını normalleştiren zihniyetin de bu ölümde payı olduğu ifade edildi.
Baysal, bu zihniyetin yasal düzenlemelere de yansıdığını belirterek, 7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin hayvana yönelik şiddeti meşrulaştırdığını savundu.
Çözümün bilimsel ve insancıl yöntemlerde olduğunu vurgulayan Baysal, 5199 sayılı Kanun’un yeniden uygulanması gerektiğini belirtti.
Agresif olduğu tıbben kanıtlanan, çok yaşlı ve ağır hasta hayvanların bakımevlerinde korunması; diğer hayvanların ise kısırlaştırılıp alındıkları ortama geri bırakılmasının esas çözüm olduğunu ifade etti. Kırsal mahalleler için yerel ve bilimsel projelerin önemine dikkat çeken Baysal, Avrupa Birliği projelerinin de bu alanda önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.
Yazısını Bursa’dan kaleme aldığını hatırlatan Baysal, kentin tarihsel hafızasına da gönderme yaptı.
Osmanlı döneminde leylekler için kurulan Gurabahane-i Laklakan’ı hatırlatarak, “Hayvana bu kadar değer veren bir geçmişin mirasçıları olarak bugün bu noktaya nasıl geldik?” sorusunu yöneltti.
Baysal, mevcut politikaların devam etmesi halinde sahipsiz hayvan sayısının azalmayacağını, ancak kamu vicdanının derin ve onarılamaz biçimde yaralanacağını vurgulayarak, Matmazel’in ölümünün toplum için bir ders olması gerektiğini ifade etti.





