CHP hakkında verilen tartışmalı mutlak butlan kararının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye en yakın isimlerden olan MHP'li Feti Yıldız hukuki görüşünü açıkladı. Yıldız, mutlak butlan kararının hukuken uygulanmasının mümkün olmadığını ifade etti.
MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, mevcut seçim kanununa göre partilerin seçim işlerine Asliye Hukuk'un karışamayacağını bildirdi.
Feti Yıldız X hesabından şunu paylaştı:
"2820 S.K. nun 21.madde, 11.fıkrası mevcutken, medeni kanun ve dernekler kanununun uygulanması mümkün değildir. Asliye Hukuk Mahkemesinin yetki alanı genel kurulun seçim maddesine kadar olan işlemlerine ilişkindir. (Örneğin,mali raporların ibrası gibi)"
Butlan için dernekler kanunu dayanak göstermişlerdi!
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi'nin tartışmalı mutlak butlan kararı için Siyasi Partiler Kanununun 121/1'deki düzenlemesi dayanak gösterilmişti.
Düzenleme, "Türk kanunu medenisi ile dernekler kanununun ve dernekler hakkında uygulanan diğer kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri siyasi partiler hakkında da uygulanır." yer alan madde nedeniyle CHP hakkında butlan görüşü verilebileceği öne sürülmüştü.
MHP'li Feti Yıldız da butlana ilişkin son mesajı ile Asliye Hukuk mahkemelerinin yetki alanının genel kurulan kadar olan işlemlere tabii olduğunu belirtti.
YSK aslında ne dedi? Hukukçular YSK'nın butlanı askıda bıraktığını ifade etti
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin "mutlak butlan" ve ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazı gündemine almış ancak hukuk mahkemesi kararlarının uygulanması konusunda yetkili olmadığı gerekçesiyle işlem yapmadı.
YSK Başkanı Serdar Mutta, kararın ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: "Hukuk mahkemelerinin kararlarının icrası konusunda Kurulumuza, Anayasa ve yasalarla verilmiş herhangi bir görev ve yetki bulunmadığından yazının işlem yapılmaksızın mahalline iadesine oy birliğiyle karar verilmiştir."
DW Türkçe'ye konuşan Avukat Afşin Hatipoğlu'na göre YSK ise bu karara, hukuk mahkemelerinin muhatabı olmadığını belirterek yanıt verdi. Bu nedenle kararın hukuken ortada kaldığını savunan Hatipoğlu şöyle konuştu:
"Şu anda aslında hukuken bu karar askıdadır. Çünkü bu kararın uygulanacağı merci YSK. Ama YSK dedi ki 'Benim hukuk mahkemelerinin işleyişine karışma yetkim yok. Hukuk mahkemeleri benim konum dahilinde değil.'"
Hatipoğlu, YSK'nın bu tutumuyla Kemal Kılıçdaroğlu'na yeni bir mazbata ya da resmi yetkilendirme vermediğini de ifade etti.
Buna göre mevcut tabloda YSK, mahkeme kararını uygulamaya sokacak bir işlem tesis etmedi. Hatipoğlu, Kurulun bu yolla hem kendisini tartışmanın dışında tutmaya hem de ilerisi için emsal oluşmasını önlemeye çalıştığını belirtti.
Hatipoğlu, YSK'nın tavrını şu sözlerle değerlendirdi:
"YSK topu çevirip, toptan kaçmak için 'bu benim konum değil' dedi. YSK'ya gidip 'CHP Genel Başkanı şu anda kimdir?' diye sorulması gerekir"
Hukukçulara göre asıl belirleyici sınav, Kılıçdaroğlu imzasıyla YSK'ya yapılacak olası başvurularda ortaya çıkacak. Hatipoğlu, YSK'nın böyle bir başvuruyu kabul etmesi hâlinde mahkeme kararını dolaylı olarak tanımış sayılacağını, reddetmesi hâlinde ise istinaf kararını fiilen uygulamamış olacağını söyledi.
Avukat Hüseyin Ersöz de YSK'nın kararını, seçim mevzuatı kapsamında "hukuk mahkemelerinin aldığı kararların gereğini yerine getirmek" gibi bir görevinin bulunmadığı yönünde yorumladı.
Ersöz'e göre bu karar, mazbata verilen kişilerin hâlâ görevde olduğu anlamına geliyor.
Bu nedenle Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanı kabul edilemeyeceğini savunan Ersöz, parti adına temsil yetkisinin mazbata sahibi yönetimde olduğunu belirtti.
Avukat Hüseyin Ersöz şunları ifade etti:
"Yüksek Seçim Kurulu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi Kararını uygulamayarak, seçim mevzuatı kapsamında "hukuk mahkemelerinin aldığı kararların gereğini yerine getirmek" gibi bir görevim yok dedi. Başka bir yorumla "mazbata verdiğim kişiler hala görevlerinin başında" değerlendirmesini yaptı. Bu durumda Kemal Kılıçdaroğlu CHP'nin genel başkanı olarak addedilemez. Vekili tarafından yapılan başvuru üzerine CHP Genel Merkezine gerçekleştirilen polis müdahalesi de hukuka uygun değildir. Seçim Mevzuatına göre "mazbata kimdeyse" genel başkan odur; CHP'yi temsil görevi de ondadır. Yaşanılan fiili durum baştan sona Anayasa ve Kanunlara aykırıdır."





