Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Saldız, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy ile sivil toplum kuruluşu ve meslek odaları temsilcilerinin katıldığı panel, deprem bölgesindeki yaşanmışlıkları yeniden gündeme getirmesi açısından da ders niteliğindeki paylaşımları beraberinde getirdi.

“Depremlerin yıkıcı etkileri önlenebilir”

Panelin açılışında konuşan TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olmakla birlikte depremlerin yıkıcı sonuçlarının önüne geçilebileceğini vurguladı.

Depremin önüne set çekmenin imkânsızlığına işaret eden Şimşek, “Ancak deprem öncesinde alınacak bir dizi önlemler zinciriyle, depremlerin neden olabileceği trajik sonuçların önüne geçebilmek kesinlikle mümkündür. Bu yapılabilir. Yeter ki karar alıcı mekanizmalar, ortak akılda buluşabilsinler” diye konuştu.

Meslek kuruluşu olmanın verdiği toplumsal sorumluluk bilinciyle, deprem gerçeğini gündemde tutmaya devam edeceklerini belirten Şimşek, bu bağlamda kent dinamikleriyle işbirliğine hazır olduklarını da sözlerine ekledi.

Mudanya Belediyesi’nin örnek deprem duyarlılığı

Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç da konuşmasında deprem öncesinde alınacak önlemlerin önemini vurguladı.

Deprem sonrasında sergilenen dayanışma olgusunun önemine işaret eden Dalgıç, “Bu durum elbette takdirle karşılanır. Böylesi süreçlerde kahramanlık örneklerine de tanıklık etmek gayet doğaldır. Ancak bana göre asıl kahramanlık, depremin neden olabileceği trajik yıkım tablolarının hiç yaşanmamasını sağlayacak önlemleri alabilmek ve bu önlemleri uygulamaya geçirebilmektir” dedi.

BUSKİ'den gerçeği aratmayan tatbikat
BUSKİ'den gerçeği aratmayan tatbikat
İçeriği Görüntüle

Göreve geldikleri gibi deprem seferberliği başlattıklarına değinen Dalgıç, “Mudanya’nın Bina Envanteri ve Deprem Risk Analizi” çalışmasının sonuçlarına göre ilçedeki 54 bine yakın bağımsız alanın yüzde 60’ında risk tespit ettiklerine dikkat çekti.

Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, depremin yıkıcı etkilerine karşı güvenli kent inşa etme ve sürdürülebilir yaşam alanları oluşturma stratejilerini kararlılıkla sürdüreceklerini de sözlerine ekledi.

Açılış konuşmalarının ardından Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gözde Kırlı Özer’in moderatörlüğündeki panele geçildi.

Depremin Hatay’daki travmatik izleri

Panelin ilk konuşmacısı Mimarlar Odası Hatay Şubesi Başkanı Mustafa Özçelik, depremin Hatay’daki travmatik izlerinden söz etti.

Kentlinin ve kent yaşamının iyileşme sürecinin zorluğuna değinen Özçelik, “Bu süreçte en önemli hedef, yaşam alanlarından uzaklaşmış insanların alana geri dönüşlerini sağlayacak ve burada uzun süreler var olabilmelerini garanti altına alabilecek çözümlerin geliştirilmesi olmalıdır. Büyük bir afet geçirmiş, tarifi mümkün olmayan acılar yaşamış insanların olduğu Antakya’nın bilinen, alışılan süreçlerden farklı özel bir yaklaşım üzerine olgunlaştırılan bir süreç ile değerlendirilmesi gerekmektedir” diye konuştu.

Bu sürecin bir planlama etkinliğinden öte bir iyileşme süreci olarak kavramsallaştırılması gerektiğini vurgulayan Özçelik, böyle bir sürecin inşasında tüm paydaşların karşılıklı uzlaşmasına dayalı düzen kurgulamasının doğruyu bulmada önemli bir adım olacağını ifade etti.

Binalara ‘sağlam raporu’ ısrarı

Panelin diğer konuşmacısı Hasar Tespit Uzmanı İnşaat Mühendisi Umut Yetkiner ise hasar tespitinde bulundukları Hatay’da binalara sağlam raporu verilmesi doğrultusunda depremzedelerin baskılarına maruz kaldıklarını belirtti.

Depremzedelerin açıkta kalabilecekleri endişesiyle bu yola başvurduklarını vurgulayan Yetkiner, “Bu gayet doğal insani bir tepki. Ancak bu insani tepkinin etkisinde kalarak hasarlı binalara sağlam raporu vermek, meselenin bir diğer vicdani sorumluluğunu oluşturuyor. En küçük artçıda bile yıkılması kuvvetle muhtemel binalarda insanların oturmasına göz yummak, o insanların ölümünden sorumlu olmak demektir. Bir binanın hasarsız olup olmadığı performans analizi veya teknik rapor olmadan anlaşılamaz. Biz de tespitlerimizde bu özelliklere dikkat ettik. Duygusal olmaktan çok sorumluluk duygusuyla hareket ettik” diye konuştu.

Enkaz altındaki depremzedeleri arama ve kurtarma

Panelin son konuşmacısı GEA Arama Kurtarma Ekoloji ve İnsani Yardım Grubu Ekip Lideri Tayfun Çuhadar da bölgede yıkılan binalara ulaşmakta büyük zorluklar yaşadıklarını belirtti.

Depremin yıkıcı etkisiyle birlikte kentteki tüm altyapı sisteminin çöktüğüne işaret eden Çuhadar, “Yolların, köprülerin, tünellerin yerle bir olduğu afet bölgesindeki bina enkazlarına ulaşmamız oldukça zamanımızı aldı. Enkaz bölgelerine ulaştığımızda ise gerek profesyonel insan gücü gerekse teknik alet ve edevatla depremzedelerin imdadına yetiştik. Çok sayıdaki depremzedeyi gecemizi gündüzümüze katarak, enkazların altından canlı çıkarmayı başardık. Bu esnada büyük trajedilere tanıklık ettik” dedi.

Arama kurtarma eğitimlerinin önemi

Yapılan istatistiklerin, kurtarma ekiplerinin deprem bölgesine yetişinceye kadar geçen süreçte, depremzedelerin yaklaşık yüzde 90’ına yakın bölümünün, deprem bölgesindeki vatandaşların şahsi çabalarıyla enkaz yığınlarının altından çıkartıldığını belgelediğini belirten Çuhadar, bu durumun vatandaşlara yerinde verilecek ‘arama kurtarma eğitimleri’nin önemini gözler önüne serdiğini de sözlerine ekledi.