HABER: BURHAN KURTULMUŞ


Uludağ’ın kuzey eteklerinden doğan Cilimboz Deresi, yüzyıllar boyunca Muradiye ve çevresindeki mahallelere hayat vermiş bir su kaynağı. 1486 yılında dere kıyısına kurulan kâğıthaneler, Osmanlı’nın ilk büyük üretim birimlerinden biri olarak suyun gücünü kullanmış, su kanallarıyla mahallelere ve iş yerlerine güç taşımıştı.

Tarihin ve su yolunun izinde

19. yüzyılda ise dere boyunca dizilen ipek fabrikaları, Bursa’nın ticaret hayatına can vermiş, ustaların ve tüccarların emeğine eşlik etmişti.


Araştırmalar, Cilimboz’un antik kentleşme dönemlerinde sur duvarlarının batı tarafında yapay kanallar ve hendekler aracılığıyla mahallelere su taşıdığını gösteriyor. Bugün, eski su yollarının bir kısmı görünmez olsa da, derenin tarihi mahalle yaşamındaki rolü hala hissediliyor.

Bursa'da çocukların hayallerine büyükşehir desteği
Bursa'da çocukların hayallerine büyükşehir desteği
İçeriği Görüntüle


Gelenekten modern sofraya
Cilimboz Lokantası, bu tarihi doku içinde doğmuş bir hayalin ürünüdür. Bursa’nın yerel esnaf lokantası kültürünü yeniden yorumlayan dört Bursalı, Muradiye’nin dar sokaklarındaki küçük mekânda misafirlerini tarih ve lezzet yolculuğuna çıkarıyor.


Lokantanın sahipleri, “Cilimboz sadece bir dere değil, üretimin, emeğin ve sürekliliğin adıdır. Biz de geçmişten beslenen, emeğe saygı duyan bir mekan yaratmak istedik” diyor. Mekânın detaylarında, Osmanlı mimarisinden esinlenen küfeki taşları, mermer masalar ve motifli tabaklar, gelenek ile modernizmin buluştuğu bir atmosfer yaratıyor.


Muradiye’nin hafızasından sofralara
Öğle saatlerinde masalar hızla doluyor; ancak Cilimboz Lokantası, sadece yemek sunmaktan öte, Bursa’nın tarihini sofraya taşıyor. Dere boyunca akıp giden zamanın hikâyesi, misafirlerin tabaklarında yeniden hayat buluyor. Uludağ’ın eteklerinden Muradiye sokaklarına uzanan bu serüven, Cilimboz’un sadece bir isim olmadığını, bir şehrin hafızası olduğunu hatırlatıyor.