Haber: Burhan Kurtulmuş
Nilüfer’de bir ilk olma özelliği taşıyan etkinlikte, doğada kendiliğinden yetişen otlar kadınların elinde adeta birer kültür hazinesine dönüştü. Tatlıdan tuzluya, içeceklerden yöresel tariflere kadar geniş bir yelpazede hazırlanan ürünler, katılımcıların büyük beğenisini topladı. Nilüfer Pancar Deposu’nda gerçekleşen buluşma, sadece bir tadım etkinliği değil; aynı zamanda geçmişten bugüne taşınan bilgilerin paylaşım alanı oldu.
Etkinlikte Ürünü Kadınları Yardımlaşma Kalkındırma ve Kültür Derneği, Nilüfer Çamlıca Kadınları Dayanışma ve Kültür Derneği, Atlas Köyü Kadınları Dayanışma Derneği ve Hasanağa Mahallesi Kadın Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği aktif rol aldı. Kadınların hazırladığı ürünler, hem geleneksel mutfak kültürünü gözler önüne serdi hem de yerel üretimin önemini bir kez daha hatırlattı.

“Bu bilgi kitapta yazmaz”
Nilüfer Belediye Başkan Vekili Resul Tarman, etkinlikte yaptığı konuşmada doğadan toplanan otların sadece bir gıda ürünü olmadığını, aynı zamanda kültürel bir miras taşıdığını vurguladı.
Tarman, “Bugünkü etkinliğin merkezinde kuşaktan aktarılan bir bilgi var. Bu bilgi bir kitapta yazmaz, bir okulda öğretilmez. Tarladan, bayırdan, ovadan toplanır. Komşudan komşuya, ustadan çırağa, anadan evlada geçer” diyerek bu mirasın önemine dikkat çekti.
Nilüfer’in farklı mahallelerinden örnekler veren Tarman, toprağı tanıyan, hangi otun nasıl tüketileceğini bilen insanların bu kültürün taşıyıcısı olduğunu ifade etti. Ancak şehirleşme ve köylerin küçülmesiyle birlikte bu bilgilerin kaybolma riskiyle karşı karşıya olduğunu da sözlerine ekledi.
Dayanışma sofrası büyüyor
Nilüfer Belediyesi’nin gıdaya bütüncül yaklaşımını hatırlatan Tarman, Hasanağa Gıda Merkezi’nde yaklaşık 750 kadının üretim yaptığını belirtti. Kadınların kendi tarifleriyle hazırladığı ürünlerin Nilüfer Bostan satış noktalarında halkla buluştuğunu söyleyen Tarman, “Geçtiğimiz yıl açtığımız Kantin Nilüfer ile çiftçinin emeğini tek çatı altında topladık. Tüm bu çalışmaları ‘Nilüfer’in Dayanışma Sofrası’ adıyla yürütüyoruz” dedi.
Aşevinden kent lokantasına, halk karttan askıda yemek uygulamasına kadar uzanan bu modelin uluslararası alanda da dikkat çektiğini belirten Tarman, Milano Kentsel Gıda Politikası Paktı tarafından örnek gösterildiğini hatırlattı.

Tarifler paylaşıldı, dostluklar kuruldu
Etkinliğin en dikkat çekici yanlarından biri ise samimi atmosferi oldu. Katılımcılar sadece hazırlanan ürünleri tatmakla kalmadı, aynı zamanda birbirleriyle tarif alışverişinde bulundu. Bir yandan otların nasıl toplandığı anlatılırken, diğer yandan hangi yemeğe nasıl lezzet kattığı paylaşıldı.

Doğayla kurulan bağın, kadın emeğiyle birleşerek sofralara taşındığı etkinlikte, kültürel mirasın korunmasının en güçlü yolunun paylaşım olduğu bir kez daha ortaya kondu.
Nilüfer’de gerçekleşen bu buluşma, bir avuç ottan başlayan hikâyenin nasıl büyük bir dayanışma ve kültür hareketine dönüşebileceğini gözler önüne serdi.




