CHP'nin Belediye Başkanları Buluşması başladı
CHP'nin Belediye Başkanları Buluşması başladı
İçeriği Görüntüle

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Karabük'te düzenlenen 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinginde vatandaşlara hitap sesleniyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" programı kapsamında Karabük’te düzenlenen mitingde vatandaşlara sesleniyor. Çarşı merkezi Albay Karaoğlanoğlu Caddesi’nde saat 14.00 itibarıyla başlayan program için kent genelinde güvenlik önlemleri artırılırken, vatandaşlar miting alanındaki yerini aldı.

Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla Mart 2025'te başlayan "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 107'ncisi olma özelliğini taşıyan etkinlik, CHP il ve ilçe teşkilatlarının kentteki yoğun hazırlık sürecinin ardından gerçekleştiriliyor.

Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar:

Bugün buraya mücadeleyi Karabük'ten büyütmeye geldik. Karabük'ün vicdanına sığınmaya geldik. Bugün burada bir miting yapmaya değil; seçme hakkımıza sahip çıkmak için, Cumhurbaşkanı adayımıza sahip çıkmak için, sandığa sahip çıkmak için, demokrasiye sahip çıkmak için 107. kez eylem yapmaya geldik, eylem yapmaya.

Karabük'ün çelik gibi bükülmez iradesine sığınmaya geldik. Darbeciler bu meydana baksınlar, bu meydanı görsünler. Karabük'te ateş yanmıştır, çelik suyla buluşmuştur artık.

"KUSUR VARSA KENDİMİZDE ARADIK"

1977'den beri Karabük'te birinci parti değiliz. Son seçimlerde, son yerel seçimlerde merkez ilçede 6 bin 700 oy aldık. Ama Karabük'e küsmedik. Umudu kesmedik. Sırt dönmedik. Bu iradeyi küçümsemedik. Kimi seçiyorsa saygı duyduk, kusur varsa kendimizde aradık.

Ve bugün burada ilçe başkanlarımızla, il başkanlarımızla, güçlü örgütümüzle, milletvekilimizle, belediye başkanımızla birlikte bu meydanda birlikteyiz. Ancak sadece Cumhuriyet Halk Partililerle değil, Karabük'ün bütün demokratlarıyla birlikteyiz. Selam olsun Karabük'ün tüm demokratlarına!

ekran-goruntusu-2026-05-03-143123.jpg

"TÜRKİYE İTTİFAKI RENKLERİNİ O BAYRAKTAN ALIR"

Bizi ayakta tutan, ellerinizdeki ay yıldızlı al bayraklardır. Türkiye İttifakı renklerini o bayraktan alır. Türkiye İttifakı; Milli Takım kazanınca sevinen, Filenin Sultanları ile birlikte gözyaşı döken, dünyanın öbür ucundaki güreşçinin zaferiyle ayağa kalkan kim varsa Türkiye İttifakı'ndadır. Bizim gönlümüz onlarla birliktedir.

Kim bu ülkede bu ülkenin sınırlarına, kurucularına, bayrağına, toprağına saygılıdır; bizim için hiç uzakta değildir. Biz son dönemde yapılan saldırılarda bir partiyi değil, bir ülkeyi savunuyoruz. Bir ülkenin demokrasiyle yönetilmesini savunuyoruz. Seçme ve seçilme hakkını, yani patronun millet olmasını, onun seçtiğinin gelmesini, 'kal' dedikçe kalmasını, 'git' deyince gitmeyi bilmesini savunuyoruz. Onun için Karabük'ün tüm kararlarına sonuna kadar sahip çıkıyor, bizden seçtikleri için milletvekilimiz Cevdet Akay için, Safranbolu Belediye Başkanımız Elif Köse için Karabük'e yürekten teşekkür ediyoruz.

Ayrıca organizasyonun ev sahipliğinde emek verenlere, yani baba ocağını bekleyenlere, bacası tütsün diye odun çekenlere, sabah kalkıp çayı koyanlara, kapıyı açık tutanlara, İl Başkanımız Vedat Yaşar'ın şahsında teşekkür ediyorum.

ekran-goruntusu-2026-05-03-143348.jpg

"BABA OCAĞININ TAPUSU BİR KİŞİYE KAYITLIDIR O DA GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'TÜR"

Cumhuriyet Halk Partisi baba ocağıdır. Herkes baba ocağına doğar. Sonra kimi orada kalır, kimi başka yeri arar. Kimi uzakta, ırakta oturur, kimi yakında. Kimi daha büyüğünü arar, kimi daha küçüğüne razı olur. Ama kimin ki huzuru bozulur, bilir orada bir baba ocağı vardır. Kapısı açık, çayı demli, çorbası sıcak, bacası tüten bir baba ocağı. O baba ocağının kapısı sonuna kadar açıktır. Zira o baba ocağının tapusu ne bendedir, ne bizdedir, hiç kimsede de değildir. O baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır; o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Onun için Atatürk'ümüzle derdi olmayan, bayrağımızla derdi olmayan, Cumhuriyet'le derdi olmayan herkesle birlikte olmaya, yan yana durmaya, kol kola yürümeye kararlıyız. Gün demokratların, cumhuriyetçilerin, milliyetçilerin, Atatürkçülerin birbiriyle didişme, mücadele etme değil; gün onun emaneti sandığa ve Cumhuriyete sahip çıkma günüdür. O yüzden biz bu ülkenin bütün demokratlarıyla birlikte bir büyük yürüyüşü, bir iktidar yürüyüşünü yüz yıl sonra bir kez daha herkesin yüzünü güldürecek, kimsesizlere sahip çıkacak, kimseyi geride bırakmayacak, hep birlikte çalışacak, çok çalışacak, kazanacak, kalkınacak, hakça bölüşecek, kimsenin kimseyi ezmediği, hiçbir ailenin imtiyazlı olmadığı bir halkçı düzeni yüz yıl sonra bir kez daha hep birlikte getireceğiz. Bunu hep birlikte başaracağız.

"ELİF KÖSE'YE YÜREKTEN TEŞEKKÜR EDİYORUM"

Hemen yanı başımızda Safranbolu ilçemiz var. 2019'dan beri iki dönemdir Elif Köse Başkanımız Safranbolu'yu kazanıyor. Ona Safranbolulular güveniyor, o da güveni boşa çıkarmıyor. İlk seçildiğinde ittifakla yüzde 42 ile seçilmişti, bu kez ittifak olamadı ama iki kişiden birinin oyunu aldı. Tüm zorluklara, tüm engellemelere rağmen Safranbolu'da bir Cumhuriyet kadını tarih yazıyor. Onunla gurur duyuyoruz. Partimiz adına Safranbolu'ya hem teşekkür ediyor hem de onun hizmetleriyle gururlanıyoruz.

Önümde 7 yıldır yaptıklarıyla ilgili uzun bir liste var. Buradan canlı yayınlar varken, Türkiye'nin gözü kulağı buradayken, bir Cumhuriyet kadını, bir sosyal demokrat belediye başkanı tüm zorluklara rağmen neler yapabiliyor belli satır başlarını hatırlatmak istiyorum. Öncelikle Safranbolu Belediyesi'ni ilk kazandığımızda siz biliyorsunuz, borcun gelire oranı yüzde 74'tü. Gelirin yüzde 74'ü kadar borç vardı. Yedi yıl geçti, borcun gelire oranı yüzde 4'e indi. Yüzde 74'ten yüzde 4'e indi. Bu müthiş bir başarı. Hiçbir şey yapmasan bu rakamlar olmaz.

Ama bakın, borcu yüzde 74'ten yüzde 4'e indirirken ne yapmış Elif Başkan? Kent lokantası açmış, kreş açmış, engelsiz kafe açmış. Kadın dayanışma merkezi, aktif yaş alma merkezi, hanım evlerini şehre kazandırmış. Safranbolu Belediyesi'nin sosyal tesislerinden özel firmaları çıkarmış, kendisi en uygun fiyatlara işletmiş; hem vatandaş hem misafirler memnun kalmış, hem belediye para kazanmış. Kadın el emeği ve kadın üretici pazarlarını kurmuş. Ata tohumuyla üretim yapıp uygun fiyatlara bu ürünleri satışa sunmuş. Belediyede asfalt üretmiş, 250 milyon lira sadece asfalttan tasarruf etmiş. Peyzaj çiçeklerini belediye bünyesinde üretmeye başlamış, ihaleyle ondan bundan çiçek, fide almamış; burada üretmiş, burada kullanmış. Taş ocağı açmış, ilçenin parasını taş ocaklarına ödememiş. Mobilya atölyesini açmış, kent mobilyalarını kendi üretmiş. 22 kilometre su, 8 kilometre kanalizasyon, 3 kilometre yağmur suyu hattını baştan aşağıya yenilemiş. 8 tane halk otobüsü almış, hibrit otobüslerle hem çevreci hem halkçı bir hizmeti başlatmış. Dikim evi kurmuş, ne için? Belediyenin çalışanlarının personel kıyafetleri için. Sonra başka belediyelere de yapmaya başlamış, sonra özel şirketler sipariş vermiş onları yapmaya başlamış.

Yani 7 yılda borcu yüzde 74'ten 4'e indirirken Safranbolu'da yapılmadık bir şey bırakmamış. İşte Cumhuriyet kadınına, Atatürk'ün evladına, bu partinin gururu Elif Köse'ye yürekten teşekkür ediyorum. Yürekten teşekkür ediyorum.

Ve buradan hani diyorlar ya 'silkeleyin, çalışamasınlar.' Bakın başardı, onlar silkeleyemedi. Ben elinden tutup önünüzde gösteriyorum. Helal olsun ona, helal olsun!

"KARABÜK'ÜN HAKKINA KAPKAÇ YAPMIŞLAR"

Tabii burada bütün sorunlarınızı dile getiren değerli milletvekilimiz Cevdet Akay burada, il başkanımız, yöneticilerimiz burada. Bunlar Karabük'e, Safranbolu'ya, tüm ilçelerimize yüzlerini dönenler. Bir de sizden oy alıp ama sonra gidip Karabük'e sırtını dönen ve Karabük'ün beklentilerini boşa çıkaranlar var.

Buraya gelirken şöyle bir baktım, 'Ne oluyor Karabük'te?' diye. İktidar geliyor, Türkiye 60 milyondan, 62 milyondan 86 milyona gidiyor; Karabük'ün il nüfusu yerinde sayıyor. Karabük merkez ilçe dahi kaybediyor. Emekli nüfus artıyor, öğrenci var ama Karabük gitgide küçülüyor. 3 milletvekili varken 2 milletvekili çıkaran küçük illerin arasına gidiyor Karabük. Ve baktım, Karabük ne yapmış, Karabük'e ne yapmışlar? Karabük geçen sene 11,5 milyar lira vergi vermiş. Bekliyorsun ki buna yakın, bunun üstünde bir hizmet alsın, bir yatırım alsın. Gördüklerime göre Karabük, küçülen, kaderine terk edilen, büyümesi bir yana küçülmesi için gayret edilen illerden biri. Rakama bakın: Bu şehirden 11,5 milyar lira vergi toplamışlar, bu şehre 1,5 milyar lira (1.6 milyar lira) yatırım bütçesi ayırmışlar. Böyle insafsızlık olmaz, böyle haksızlık olmaz! Adeta Karabük'ten kepçeyle toplayıp çay kaşığıyla veriyorlar. Karabük'ün rakamlarına baktığınızda 11,5 milyar vergi toplayacaksın, sonra 1,5 milyarı burada bırakıp 10 milyarına kapkaç yapacaksın. Karabük'ün emeği, Karabük'ün üretimi, Karabük'ün vergisi, Karabük'ün hakkına kapkaç yapmışlar. Alıp da kaçmışlar.

"HIZLI TRENLERİN YAYINI İNGİLİZ FİRMASINDAN ALAN BİR AKIL YÖNETİYOR ÜLKEYİ"

Bu yüzden buradan açıkça söylüyorum: Bu Cumhuriyetin kurucusu, partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk çok önem verdi bu şehre. Onun talimatıyla rahmetli İnönü 1937'de Kardemir'in temelini attı, 1939'da Kardemir çalışmaya başladı. Karabük, 'fabrikalar kuran fabrika' olarak kuruldu. Çok basit bir örnek, ben bunu Cevdet Bey'den Meclis'te duydum. Ve aklım almadı, inanamadım, 'Doğru mu?' dedim, 'Bir yanlışlık olmasın?' dedim. Karabük Demir Çelik Fabrikası (Kardemir) dünyanın en kaliteli çeliğini, dünyanın en kaliteli tren yaylarını üretiyor. Doğru mu? Türkiye çok gecikmeli olarak hızlı trenler yapıyor. Hızlı tren ihaleleri veriyor. Verilen ihalelerde hızlı trenlerin rayları Karabük'ten değil, İngiliz firması British Steel'den, İngiliz çelik firmasından alınıyor. Öyle yazıyorlar. Bu British Steel dedikleri firma zordaydı, batıyordu; bizimkilerin gayretiyle ayağa kaldırdılar. Kardemir dünyanın en iyi tren yaylarını üretecek durumda ama hızlı trenlerin yayını İngiliz firmasından alan bir akıl yönetiyor ülkeyi.

"CUMHURİYET HALK PARTİSİ BÜTÜN İŞÇİLERİMİZE KADRO VERECEK"

Ve maalesef Kardemir'de vagon işçileri var. Burada mı vagon işçileri? Bak, vagon işçileri var orada. Kardemir'de iki tür işçi var: Bir kadroda olan işçiler, bir de taşeronda olan işçiler. Güya taşerona kadro verildi ama vagon işi ağır iş, zor iş. Bu işleri taşerona vermişler. Orada zor şartlarda, ağır işlerde emekleri sömürülen arkadaşlarımız var. Buradan, Karabük'ten, bu meydandan 3 Mayıs 2024 günü kayda geçiriyorum: O sandık gelecek, bu iktidar değişecek, Cumhuriyet Halk Partisi bütün işçilerimize kadro verecek! Söz veriyoruz! Türkiye'de kamuda çalışan ve taşeron marifetiyle emeği sömrülen kim varsa, geçtiğimiz seçimlerde söz verilip de kandırılan kamudaki tüm taşeronlara sesleniyorum: Sandığı bekleyin, sandığı isteyin, iktidarı değiştirin, kadroyu bileğinizin hakkıyla siz alın!

"MADENLERE KARŞI DEĞİLİZ AMA VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ"

Tabii Karabük'ün sorunu, derdi deyince... Bir yandan Türkiye'de yüzde 65'lik orman oranıyla, yüzölçümü olarak, yüzdesel olarak en fazla ormanı olan ikinci şehri. Ama maalesef Eflani'de, Ovacık'ta ve Safranbolu'da 5 maden ruhsatıyla ve 7200 futbol sahası büyüklüğünde yeri madenlere açarak hem büyük bir çevre katliamı yapılıyor hem de Karabük gibi bir yerde ormanlar katlediliyor. Bu konuya dikkat çekiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak özellikle Karadeniz'e sesleniyorum. Bu iktidarın son iki yılına girmişken -en fazla yani kaçsa kaçsa, 2 yıl sonra, 15 gün kalmış oluyor seçime. Bugün 3 Mayıs, seçimler 2 yıl sonra en geç 14 Mayıs'ın olduğu hafta yapılmak zorunda- ve birileri giderayak Karadeniz'i, özellikle Ordu'yu, Giresun'u ve Karabük'ü inanılmaz bir madencilerin talanına açmış durumda. Buradan AK Parti'ye, MHP'ye geçmişte oy vermiş, gönül vermiş bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum: Bu ormanlar giderse geri gelmez! Siyanürlü altın araması, zaten yüksek olan kanser oranlarını iyice yukarıya tırmandırır. 'Bakır' diyorlar, altına çeviriyorlar; bakır da olsa altın da olsa fark etmez. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak madenlere karşı değiliz ama vahşi madenciliğe, özellikle orman katliamıyla Karadeniz'de yapılmaya çalışılan vahşi madenciliğe karşıyız. Ve hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm Karabüklüleri vahşi madenciliğe karşı ayağa kalkmaya ve mücadeleye davet ediyorum!

"SAFRANBOLU VE KARABÜK'ÜN BÖLGENİN PARLAYAN YILDIZI OLMASI İÇİN SEFERBERLİK İLAN EDECEĞİZ"

Bir zamanlar yol yapmakla övünen bu iktidar, Karabük'te bu konuda da sınıfta kalmış. Yolların yüzde 66'sı mıcırlı yol. Yenice'ye giden 18 tünele Karabüklüler 'ölüm yolu' adını takmışlar. Kardemir ve Filyos Limanı'nın önemi ortada ama hâlâ daha duble yol yok. UNESCO markası Dünya Mirası Safranbolu'yu Karadeniz'e bağlayan Bartın yolu tek şeritli, keskin virajlı ve çok tehlikeli. En yakın havalimanı 100 kilometre uzakta. Demiryolu ağları yetersiz. UNESCO Safranbolu'yu görüyor, Ankara burnunun dibindeki Safranbolu'yu görmezden geliyor. Bunun için Karabük'e hem havalimanı yatırımı, hem hızlı tren yatırımı, hem yolların duble yol olması ve güvenli bir hale gelmesi için; Safranbolu ve Karabük'ün bölgenin parlayan yıldızı olması için seferberlik ilan edeceğiz.

"DEVLET HASTANESİ YOK"

Karabük'te şu anda... Okudum, inanamadım, sordum; devlet hastanesi yok. Devlet hastanenizi 2012 yılında yıkmışlar. 2015'te de 5.000 Evler'deki Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'ni yıkmışlar. Yıllar geçmiş, yenisi yapılmamış. Kronik hastalıklar, bilhassa kanser hastaları Ankara yollarında helak oluyor.

2017'de Eskipazar'a bir hastane yapmışlar, yanlış zemin etüdü yüzünden 2019'da kullanılamaz hale gelmiş. 154 milyon lira çöpe gitmiş. Yenisi için 311 milyon liralık yeni bir ihale yapılması gündemde.

Ovacık'ta 2020'de 10 milyon liraya hastanenin yapımına başlanmış. Dört yıl içinde ihaleyi yapan firma yapamamış bırakmış, şimdi 85 milyon liraya yeniden hastanenin yapılması için ihale yapılmış.

"BUNLARIN ASLA KABUL EDİLEBİLİR BİR TARAFI YOKTUR"

Yani hem hizmet aksıyor hem de ayrılan... yani 11 buçuk milyon... milyar vergi vereceksin, bunun bir buçuğu buraya kalacak, onu da böyle yalan yanlış işlerle çarçur edeceksin. Bunların asla ve asla kabul edilebilir bir tarafı yoktur.

Ayrıca Karabük... başlıca geçim kaynağı ormancılık. Dedim ya, yüzde 65'i orman bu şehrin. Ama en çok da ormancılar dertli, orman köylüleri dertli. Maliyetler artmış, üç yıl önceki fiyatlara kesim yapılıyor. Güvensiz, güvencesiz koşullarda yaşam mücadelesi veriyorlar. Yollar kötü, haberleşme sorunları var. Yaz geliyor, yine orman yangınları hayatı tehdit edecek.

İnşallah iktidar olacağız, Karabük'ün sorunlarını da ormancıların sorunlarını da hep beraber çözeceğiz. Bir Cumhuriyet şehrini, Cumhuriyet'e yakışır, o şehirde yaşayan insanlara yakışır en güzel şekle, en iyi şekle getireceğiz.

"KARDEMİR İŞÇİSİNDEN SONRA İKİNCİ SÖZÜMÜZ DE ORMAN KÖYLÜLERİNE OLSUN"

Karabük için şunu söyleyelim; 2831 kooperatif var Türkiye'de. 278.000 ormancı, orman köylüsü bu orman kooperatifleri birliğine bağlı kooperatiflere üye. 1 milyon 150 bin kişinin yaşamını, geçimini ilgilendiren bir mesele. Ve orman köylüsünün önemi, ormanın sağlığı için, orman yangınlarının önlenmesi için, ülke ekonomisi, şehir ekonomisi için fevkalade.

O yüzden orman köylüleri için yepyeni bir modelle kooperatiflerin desteklenmesi, öyle dışarıdan gelen zengin şirketlere ihaleyle kesim işleri verilip köylünün işçileştirilmesi değil; kendi sorumluluk alanlarında yangınla mücadele etmesi, gençleştirme, budama işlerinin yapılması, her türlü sanayi ormancılığı için görevin üstlenilmesi için orman köylülerine yepyeni bir kanunla yepyeni bir sayfa açacağız. Karabük'ten, Kardemir işçisinden sonra ikinci sözümüz de orman köylülerine olsun. Sizi seviyoruz, değerinizi biliyoruz!

Ayrıntılar geliyor...