Türkiye’de finans piyasalarının gözü bugün Merkez Bankası’ndan gelecek faiz açıklamasına çevrildi. Fatih Karahan başkanlığındaki Para Politikası Kurulu (PPK), yılın yedinci toplantısında politika faizine ilişkin kararını verecek. Açıklanacak karar kadar, karar metninde enflasyon ve para politikasının seyrine ilişkin verilecek mesajlar da piyasaların yönü açısından önem taşıyor.
Merkez Bankası, eylül ayındaki son toplantısında bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37 seviyesinde sabit tutmuştu. Bugünkü karar öncesinde ekonomistlerin büyük bölümü faiz indirimi beklerken, bazı kuruluşlar enflasyon beklentilerindeki katılık nedeniyle mevcut oranın korunabileceğini değerlendiriyor.
FAİZDE 100 BAZ PUANLIK İNDİRİM BEKLENTİSİ
Piyasalarda öne çıkan beklenti, TCMB’nin politika faizini 100 baz puan düşürerek yüzde 36 seviyesine çekmesi yönünde. Uluslararası bankaların değerlendirmeleri ve ekonomistlerin tahminleri de ağırlıklı olarak bu senaryoya işaret ediyor.
Beklentilerin gerçekleşmesi durumunda Merkez Bankası, ocak ayından bu yana ilk kez faiz indirimine gitmiş olacak. Ancak enflasyon görünümüne ilişkin endişeler nedeniyle faizlerin yüzde 37’de sabit bırakılması ihtimali de gündemdeki yerini koruyor.
DÖVİZ KURLARI VE BORSA NASIL ETKİLENEBİLİR?
Olası bir faiz indirimi, Türk lirası cinsinden varlıkların getirisini görece azaltabileceği için döviz kurları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Buna karşılık, borçlanma maliyetlerinin düşmesi ve finansal koşulların gevşemesi beklentisi, Borsa İstanbul’daki şirket değerlemelerini destekleyebilir.
Ancak faiz indiriminin sınırlı kalması ve Merkez Bankası’nın sıkı para politikası mesajlarını sürdürmesi halinde borsadaki olumlu hareket belirli sektörlerle sınırlı kalabilir. Enflasyon beklentileri, jeopolitik gelişmeler ve iç siyasi riskler de döviz piyasasındaki dalgalanmaları etkileyebilecek unsurlar arasında bulunuyor.
SABİT FAİZ VEYA ARTIŞ SENARYOSUNDA NE OLUR?
Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 37’de sabit tutması, sıkı para politikasının sürdürüldüğü yönünde bir mesaj olarak değerlendirilebilir. Böyle bir durumda Türk lirası varlıklarına yönelik güven desteklenebilir ve döviz kurlarındaki yükseliş baskısı hafifleyebilir. Öte yandan, yüksek faiz ortamının devam etmesi şirketlerin finansman maliyetlerini artırabileceğinden borsada kısa vadeli kâr satışları görülebilir.
Faizin beklentilerin aksine artırılması halinde ise Türk lirasının getirisinin yükselmesi, döviz kurlarında gerilemeye yol açabilir. Buna karşın finansman maliyetlerindeki artışın şirket kârlılıkları ve ekonomik büyüme üzerindeki olası etkileri, hisse senedi piyasasında satış baskısı oluşturabilir.
Piyasaların orta vadeli yönünde yalnızca faiz kararının değil, TCMB’nin enflasyonla mücadele ve sıkı para politikası konusundaki mesajlarının da belirleyici olması bekleniyor.




