Orhan Sarıbal, TBMM gündemine gelen milli park kanunu teklifine ilişkin Bursa Saati’ne yaptığı açıklamada düzenlemenin doğa koruma anlayışını zayıflattığını savundu. Sarıbal, özellikle Uludağ üzerinden örnek vererek teklifin yalnızca Bursa’yı değil, tüm milli parkları tehdit ettiğini söyledi.

Bursa'da gönüller Büyükşehir'in iftar sofrasında buluştu
Bursa'da gönüller Büyükşehir'in iftar sofrasında buluştu
İçeriği Görüntüle

“Uludağ adım adım vahşi kullanıma açılıyor”
Teklifi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu kanunla artık gerçek bir korumadan söz etmek mümkün değil. Ormanlarımız tehdit altında. Uludağ Alan Başkanlığı ile zaten bağımsız bir yapı oluşturuldu. Şimdi getirilen düzenlemeyle Uludağ adım adım vahşi bir kullanıma açılıyor. Bu yalnızca Uludağ meselesi değil; tüm milli parklar risk altında.

“Burası bir yaşam bütünü”
Uludağ özelinde nasıl bir tablo var?
Uludağ’da yaşayan 32 endemik tür var. Türkiye genelinde kayıtlı 175 endemik bitki bulunuyor. Toplamda 1320 bitki türü bu dağın ekosistemine bağlı. Burası sadece bir turizm alanı değil, bir yaşam bütünüdür. Ancak iktidar bu tabloya korunacak bir bütün olarak değil; bölünecek, kiralanacak, devredilecek bir stok alanı olarak bakıyor.
“49 yıl kullanım, 99 yıla kadar uzatma”
Teklif hangi düzenlemeleri içeriyor?
Mevcut yasada korunan alanlarda kalıcı özel mülkiyet tesis edilemezken, teklif ile 49 yıla kadar fiili kullanım hakkı getiriliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından işletmesi “başarılı” bulunan tesislerde bu süre, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın değerlendirmesiyle 99 yıla kadar uzatılabilecek. Böylece milli parkların içinde turizm tesisleri ve altyapı yatırımları için kalıcı özel kullanım yolu açılıyor.

“Bedelli izin hukukun askıya alınmasıdır”
“Bedelli izin” ve altyapı projeleri ne anlama geliyor?
Teklif, tüzel kişilere bedelli izin verilmesinin önünü açıyor. Doğalgaz, elektrik, su gibi altyapı projelerine daha geniş yetkiler tanınıyor. Paranın olduğu yerde yasa geri çekilir. Milli parkların damarlarına giren her proje, yaşamın dolaşım sistemine vurulmuş bir kelepçedir.
“Mahkeme kararı olmadan yıkım yetkisi”
Teklifte mahkeme kararı olmaksızın yıkım veya “değerlendirme” yetkisi doğrudan Genel Müdürlüğe veriliyor. Bu durum idarenin keyfî uygulamalarına kapı aralayabilir. Aynı yetki, kaçak yapıların meşrulaştırılmasına da zemin hazırlayabilir.

“Avdan gelir elde etmek koruma anlayışına aykırı”
Teklifin gelir mantığının da tehlikeli olduğunu belirten Sarıbal, avcılıktan gelir elde edilmesinin doğayı koruma ilkesine aykırı olduğunu söyledi. Düzenlemenin av yasağını fiilen af yasasına dönüştürebilecek nitelikte olduğunu ifade etti.

“Bugün milli parklar, yarın tüm ortak varlıklar”
Sarıbal, teklifin yasalaşması halinde milli parklar başta olmak üzere su havzaları, kıyılar, tarım alanları ve ormanlarda tahribatın artacağını, denetimin zayıflayacağını savunarak, “Adına milli deniliyorsa burası halka aittir. Halkın ortak varlıklarını işletme modeline dönüştürmek, geleceğimizi gasp etmektir” dedi.