Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Çorlu Karatepe Cezaevi’nde bulunan tutuklu Oğuzhan Uğur ve Sinem Dedetaş'ı ziyaret etti.

Özdağ, “‘Adalet mülkün temelidir’ ifadesinin ne yazık ki artık sadece mahkemelerinin arkasındaki bir duvar yazısı olduğu ama devlet felsefesi olmadığını biliyoruz. Ve vermiş olduğumuz mücadele de siyasette tekrar adaleti mülkün temeli haline getirmek hukuk devletini yeniden tesis etme mücadelesidir. Bugün burada bu ziyareti gerçekleştirmemin nedeni de anayasamızın 10’uncu maddesine olan bağlılığımızı parti olarak, birey olarak göstermektir. Olması gereken hepimizin anayasanın 10’uncu maddesinde ifade edildiği gibi yasalar önünde fikrimiz, görüşümüz, siyasi mezhebimiz, felsefemiz, partimiz, anlayışımız ne olursa olsun eşit olmamızdır. Bu ilkenin gerçekleştiği bir Türkiye için mücadele ediyoruz. Atatürk Türkiye'sini yeniden tesis etmenin mücadelesini veriyoruz” ifadelerini kullandı.

"UĞUR, 'SUÇSUZ OLDUĞUMU BİLİYORUM' DEDİ"

Özdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile görüştü
İçeriği Görüntüle

“Oğuzhan (Uğur) beyle görüşmemiz sırasında kendisi, ‘Benim babam PKK terörüyle bütün yaşamı boyunca mücadele ettiği için 5 yıl 8 ay FETÖ terör ve casusuluk örgütünün düzenlemiş olduğu bir komployla cezaevinde yattı ve beraat ederek çıktı. Ben içinde bulunduğum durumdan ötürü şikayet etmeyi her şeyden önce babama utandığım için dile getiremem. Suçsuz olduğumu biliyorum ve kamuoyunun da benim suçsuz olduğumu bildiğini düşünüyorum. Onun rahatlığı içerisinde burada günlerimi en sağlıklı şekilde geçirmeye çalışıyorum’ dedi. Moralini yüksek gördüm. Özgüvenini ifade ettiğim nedenle yüksek gördüm.

"DEDETAŞ, 'İSTESEYDİM BURADA OLMAZDIM' DEDİ"

Daha sonra da Sinem (Dedetaş) Hanım'la görüştük. Morali yüksek. ‘Siyasi gerekçeyle burada olduğumu biliyorum. Buraya gelmeden önce yapılan teklifleri de kamuoyu da biliyor artık. İsteseydim burada olmazdım ama ben bir siyasetçinin seçmenden aldığı yetkiyi en azından o dönem bitene kadar muhafaza etmesi gerektiğini seçmene saygının bir gereği olduğuna inanıyorum ve yapmış olduğum, almış olduğum tavırdan dolayı da haklı ve doğru olduğumu düşünüyorum ve mutluyum’ dedi.

"NE KADAR SERT BİR ŞEKİLDE UYGULANDIĞINI GÖRMÜŞ BİR SİYASETÇİYİM"

Özetle her iki arkadaş da şu anda adil olmayan bir şekilde, haksız bir uygulamayla tutuklu olduklarını düşünüyorlar. Delilleri karartma ve kaçma şüphesiyle Sinem Hanım tutuklanmış. Ben ‘belediyede soruşturma başladıktan sonra iki kez yurt dışına gittim. Her ikisinde de geri geldim. Kaçacak bir şeyim yok. Korkacak bir şeyim yok. Delillerin karartılması mümkün değil; zaten delil olduğu söylenen şeylerin tamamına savcılık tarafından el konulmuş durumda’ diyor.

Buna şaşırmaması gerektiğini ifade ettim. Düşman ceza hukuku uygulamasının ne kadar sert bir şekilde uygulandığını muhalefete yönelik olarak yaşayarak görmüş bir siyasetçiyim.

“ÖCALAN KENDİ TABANINA MÜJDESİNİ VERİYOR”

DEM Parti İmralı Heyeti’nin aktardığı Abdullah Öcalan’ın mesajında yer alan çerçeve yasaya ilişkin, “En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız” ifadelerine ilişkin de değerlendirmede bulunan Özdağ şöyle konuştu:

"Öcalan doğruyu söylemiş şu anlamda; Atatürk Cumhuriyeti'nin yıkılmasından ve Öcalan’ın önerdiği tarzda bir cumhuriyetin demokratik cumhuriyet adı altında kurulması iddiasından bahsediyor çünkü Abdullah Öcalan. Ve devam eden sürecin de, çerçeve yasayla bir kök yasa olarak temelinin atılacağını ve bunun devamında gerçekleşecek anayasa değişiklikleri ile milli ve üniter devlet yapısının tahrip edileceğinin kendi açısından kendi tabanına müjdesini veriyor. Onun için cumhuriyetin kurulması kadar önemli diyor.

Çünkü cumhuriyeti yeniden kurma iddiasını taşıyorlar. Ve biz de Zafer Partisi olarak ilk günden itibaren bunu bildiğimiz için bu sürece şiddetle itiraz ettik. Bu süreç başladığı zaman, ‘PKK ile bir pazarlık yapılmayacak’ dediler, ‘PKK silahları terk edecek, kendisini şartsız lav edecek’ dediler. Bunu Türkiye'de, Irak'ta, İran'da ve Suriye'de de yapacak dediler. Bu sözlerin hiçbirisi gerçekleşmedi. PKK silah bırakmadı. PKK'lı teröristler şu anda İran'da İran özel kuvvetleriyle ve devrim muhafızlarıyla çatışıyorlar.

Yani teröre devam ediyorlar. Suriye'de PKK 4 tugay halinde örgütlenmiş durumda. Türkiye içinde PKK'lılar sivil elbiseyle dolaşmaya devam devam ediyorlar. Ve PKK'nın ele başları Kandil'de ‘Biz silah bırakacağız demedik, silahlı mücadeleyi bırakacağız dedik’ diyorlar. Ve böyle bir ortamda Türkiye Cumhuriyeti PKK için af çıkartıyor. Ve bu, sadece ilk adım. Bu affı Anayasa’da ve diğer yasalarda yapılacak değişiklik süreci izleyecek deniyor.

“ASLINDA İKTİDARDA KALMA PROJESİ”

İşte bu noktada bir şeyin altını daha çizmek lazım. Bu, AK Parti'nin Milliyetçi Hareket Partisi'nin devlet projesi diye takdim ettiği ama aslında Cumhur İttifakı'nın DAM ittifakına dönüşerek iktidarda kalma projesidir. Yani Temmuz 2025'te Erdoğan sarayda yaptığı konuşmada şöyle söylemiştir: Bundan sonra AKP, MHP, DEM birlikte yürüyeceğiz. Bu bir siyasi proje, Cumhuriyeti dönüştüren bir siyasi proje ve bu aynı zamanda AKP'nin iktidarda kalma projesi. Peki hangi muhalefet partisi hangi gerekçeyle AKP'nin iktidarda kalma projesine yardımcı olur?

"YETERİNDE UYARICI OLMALIDIR”

Ben buradan hem YENİ Parti'ye hem Cumhuriyet Halk Partisi'ne seslenmek istiyorum. Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelecek çerçeve yasaya evet derseniz, bunun parçası olursanız bundan sonra yapılacak anayasa değişikliklerinin de parçası olacaksınız. O zaman nasıl çıkıp Türk halkına biz muhalefetiz dersiniz?

Erdoğan'ın iktidarını uzatmak için yürütülen bir sürecin yanında olup nasıl muhalefet olursunuz? Sadece Öcalan'ın ‘Cumhuriyetin kurulması kadar önemli’ ifadesi bile Atatürk'ün partisi olduğunu iddia eden ve o gelenekten geldiğini iddia eden siyasetçiler için yeterince uyarıcı olmalıdır. Eğer bununla da uyanmıyorlarsa, uyanmaya niyetleri yok, milleti de uyutmaya çalışıyorlar demektir."

“ADALET ARTIK ANCAK SİYASİ YOLLARLA ARANABİLİR ÇÜNKÜ SİYASİ YOLLARLA ORTADAN KALDIRILDI”

Özdağ bir gazetecinin yönelttiği, “Bugünkü ziyaretiniz bir adalet arayışı mı yoksa siyasi bir mesaj mı?” Sorusunda ise şöyle yanıt verdi:

“Adalet artık bu ülkede ancak siyasi yollarla aranabilir. Çünkü siyasi yollarla ortadan kaldırıldı.”

Kaynak: Yeniçağ gazetesi