Türkiye İşçi Partisi (TİP), 6-7 Eylül olaylarının yıl dönümünde sosyal medya hesabından açıklama yayımladı. Partinin açıklamasında, 1955 yılında İstanbul’daki Rum halkını hedef alan saldırıların sistematik propaganda sürecinin ardından yaşandığı savunuldu. TİP, olayları halkların birbirine düşmanlaştırılmasından beslenen bir süreç olarak değerlendirdi.
TİP’TEN 6-7 EYLÜL OLAYLARINA İLİŞKİN MESAJ
TİP açıklamasında, 6-7 Eylül 1955 tarihlerinde yaşanan olayların özellikle İstanbul’daki Rum yurttaşları hedef aldığını belirtti. Akademik çalışmalarda da olayların başta Rumlar olmak üzere azınlık yurttaşları üzerinde ciddi maddi ve toplumsal etkiler yarattığı, ev ve iş yerlerinin yağmalandığı aktarılıyor.
Parti, açıklamasında olayların arkasında halkların birbirine karşı kışkırtılmasına dayalı bir siyasi anlayış bulunduğunu savundu.
“ASLI DÜŞMAN PATRON SINIFI VE SİYASİ UZANTILARI”
TİP’in mesajında yalnızca geçmişe yönelik bir değerlendirme yapılmadı. Parti, bugünkü siyasi yaklaşımını da açıklamanın merkezine taşıdı.
Açıklamada, “Tüm halkların asıl düşmanının patron sınıfı ve onun siyasi uzantıları” olduğu görüşü savunularak, farklı halkların karşı karşıya getirilmesine karşı mücadele mesajı verildi.
6-7 Eylül olaylarının tarihsel arka planına ilişkin akademik çalışmalarda ise Kıbrıs meselesinin dönemin siyasi atmosferindeki etkisine ve olayların basın yoluyla şekillenen kamuoyu süreciyle ilişkisine dikkat çekiliyor.
“BARIŞ VE KARDEŞLİK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”
TİP, açıklamasının sonunda Türkiye’de barış ve kardeşliğin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Partinin mesajında, farklı toplumsal kesimlerin birbirine düşmanlaştırılmasına karşı mücadele edileceği belirtilerek, “ülkemizde barışı ve kardeşliği kazanmak” için mücadelenin sürdürüleceği ifade edildi.
6-7 Eylül 1955 olayları, özellikle Rum yurttaşların ev, iş yeri ve ibadethanelerinin hedef alınması nedeniyle Türkiye’nin yakın tarihindeki önemli toplumsal kırılmalardan biri olarak değerlendiriliyor. Olayların uzun vadeli etkileri, özellikle İstanbul Rum toplumunun sonraki yıllardaki göç süreciyle birlikte akademik çalışmalara da konu oldu.




