Kastamonu’ya özgü ürünlerden biri olan üryani eriğinde hasat dönemi başladı. Kent merkezine bağlı Halife köyü ile Daday ilçesinde yetiştirilen erikler, ağaçlardan toplandıktan sonra geleneksel yöntemlerle işleniyor. Coğrafi işaret belgesine sahip üryani eriği; magnezyum, potasyum, demir ve B grubu vitaminleri açısından zengin içeriğiyle dikkat çekiyor.
Üryani eriği, ağaçtan toplandıktan sonra sıcak ve soğuk sudan geçirilerek kabuğundan ayrılıyor. Ardından seçilen erikler, birbirine temas etmeyecek şekilde tahtalar üzerine dizilerek kurutuluyor.
Üretici Feza Tiryaki, işlemin yaklaşık 15 gün sürdüğünü belirterek, doğru şekilde kurutulan ürünün 2-3 yıl raf ömrüne sahip olabildiğini söyledi.
Tiryaki, “Şeker katmanıza gerek yok, doğal şekeri yeterlidir” ifadelerini kullandı.

“ASIL ADI ALA ERİK”
Ürünün yörede “üryani eriği” olarak bilindiğini söyleyen Tiryaki, asıl adının “ala erik” olduğunu belirtti.
Tiryaki, Daday’ın ürünün asıl merkezi olduğunu ifade ederek, “Taşköprü sarımsağı gibi Daday ilçesinin de üryanisi meşhur. Diğer ilçelerimizde de yetiştiği olur ama asıl merkezi Daday’dır” dedi.

SİNDİRİM SİSTEMİNE ETKİSİNE DİKKAT ÇEKTİ
Üryani eriğinin sindirim sistemi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tiryaki, özellikle kabızlık ve şişkinlik yaşayan kişilerden olumlu geri dönüşler aldıklarını söyledi.
Tiryaki ayrıca Kastamonu Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmaya değinerek, deneylerde üryani eriğiyle beslenen balıklarda kanserojen maddeye karşı direnç geliştiğinin gözlemlendiğini ifade etti.
Üryani eriğinin yalnızca meyvesi değil, kabukları da değerlendiriliyor.
Tiryaki, bu yıl soyulan kabukların kurutularak Kastamonu Üniversitesi MERLAB’a analiz için gönderileceğini belirtti. Araştırmada kabukların çay olarak kullanılıp kullanılamayacağının inceleneceğini söyledi.

“3-4 SENEDİR OLMUYORDU, BU SENE ALLAH VERDİ”
Üreticilerden Melahat Gökmen, üryani eriğinin zahmetli bir ürün olduğunu belirterek, “Ağacından toplarız, çöpünü çekeriz, kabuğunu soyarız, tahtaya dökeriz. Bunun işi uzundur” dedi.
Son yıllarda ürün almakta zorlandıklarını ifade eden Gökmen, “3-4 senedir olmuyor, bu sene Allah verdi” diye konuştu.
Mürüvvet Sefer ise eriklerin kabuklarını da çöpe atmadıklarını belirterek, kuruttukları kabukları çay olarak tükettiklerini söyledi.


