Türkiye’den iki, ABD’den bir üniversitenin ortak yürüttüğü araştırma, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sıcak hava dalgalarının belirgin şekilde arttığını, buna karşılık soğuk hava dalgalarının ise azalma eğilimi gösterdiğini ortaya koydu.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Samsun Üniversitesi (SAMÜ) ve Missouri Üniversitesi’nden bilim insanlarının gerçekleştirdiği çalışmada, Türkiye’nin en büyük üç kentindeki yaklaşık 60 ila 100 yıllık meteorolojik gözlem verileri incelendi.

SAMÜ Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Veli Yavuz ile Araştırma Görevlileri Yiğitalp Kara ve Ebrar Öztürk’ün yürüttüğü araştırmada, İstanbul, Ankara ve İzmir’deki 15 meteoroloji istasyonunun günlük en yüksek ve en düşük sıcaklık kayıtları analiz edildi. İstasyonlara göre değişmekle birlikte 1926-2024 dönemini kapsayan gözlem serileri değerlendirildi.

Araştırma sonuçlarına göre, incelenen 15 istasyonun 11’inde sıcak hava dalgalarının sayısı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttı. Buna karşın hiçbir istasyonda sıcak hava dalgalarında anlamlı bir azalma tespit edilmedi.

İstanbul’daki beş istasyonun tamamında sıcak hava dalgalarının daha sık görüldüğü belirlenirken, en dikkat çekici artışlar Sarıyer ve Şile’de kaydedildi.

Ankara’da en güçlü artış Polatlı’da gözlenirken, Nallıhan ve Esenboğa Havalimanı istasyonları da öne çıktı.

İzmir’de ise Selçuk ve Bergama istasyonlarında sıcak hava dalgalarında belirgin artış saptandı. Ödemiş’te de yükseliş eğilimi görülmesine rağmen bunun istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirtildi.

Araştırmada sıcak hava dalgalarının istasyonlara göre her 10 yılda yaklaşık 0,14 ila 0,78 olay arttığı hesaplandı.

SOĞUK HAVA DALGALARI GERİLİYOR

Çalışmada, soğuk hava dalgalarının ise istasyonların büyük bölümünde azalma eğiliminde olduğu belirlendi. Hiçbir istasyonda soğuk hava dalgalarının sayısında anlamlı bir artış tespit edilmedi.

En belirgin düşüşler İstanbul’da Kadıköy Rıhtım ve Florya, İzmir’de ise Selçuk ile İzmir Bölge istasyonlarında görüldü. Soğuk hava dalgalarının her 10 yılda yaklaşık 0,17 ila 0,59 olay azaldığı hesaplandı.

Araştırma ayrıca tüm istasyonlarda yıllık ortalama sıcaklıkların istatistiksel olarak anlamlı biçimde yükseldiğini ortaya koydu. Yıllık ortalama sıcaklıklardaki artışın her 10 yılda yaklaşık 0,20 ile 0,50 derece arasında değiştiği, en güçlü ısınma eğilimlerinin Selçuk ve Polatlı’da görüldüğü belirtildi.

SICAK HAVA DALGALARI SONBAHARA DA YAYILIYOR

Araştırmaya göre sıcak hava dalgaları ağırlıklı olarak yaz aylarında görülse de özellikle sonbaharda da daha sık yaşanmaya başladı. Bu durum, aşırı sıcak dönemlerinin geçiş mevsimlerine doğru genişlediğini gösterdi.

Soğuk hava dalgalarının ise çoğunlukla kış aylarında meydana geldiği, ilkbahar ve sonbaharda daha seyrek görülmesinin riskin azaldığını ancak tamamen ortadan kalkmadığını ortaya koyduğu ifade edildi.

Araştırmada sıcak ve soğuk hava dalgalarının büyük bölümünün 3 ila 7 gün sürdüğü, ancak 10 günü aşan ve etkisi yüksek uzun süreli olayların da yaşanabildiği belirlendi.

Ankara’da soğuk hava dalgalarının kıyı kentlerine göre daha uzun sürdüğü, bunun karasal iklim, yükselti ve gece soğumasıyla ilişkili olduğu değerlendirildi.

İstanbul’da güney ve merkez kesimlerde gündüz sıcaklıklarının daha yüksek, kuzey ve kuzeydoğu kesimlerde ise soğuk hava koşullarının daha belirgin olduğu tespit edildi.

Ankara’da yükselti ve karasallığın sıcaklık dağılımında belirleyici olduğu, Nallıhan çevresinin daha yüksek maksimum sıcaklıklarla, Kızılcahamam ve Esenboğa çevresinin ise daha düşük minimum sıcaklıklarla öne çıktığı aktarıldı.

Muhittin Böcek'in iddiaları yalanlandı
Muhittin Böcek'in iddiaları yalanlandı
İçeriği Görüntüle

İzmir’de kıyıdan iç kesimlere gidildikçe sıcaklık farklarının belirginleştiği, deniz etkisinin Çeşme gibi kıyı bölgelerinde sıcaklıkları dengelediği, Ödemiş ve Selçuk çevresinde ise sıcak hava dalgalarının daha belirgin hale geldiği ifade edildi.

Çalışmada ayrıca soğuk hava dalgalarının farklı istasyonlar arasında sıcak hava dalgalarına kıyasla daha yüksek benzerlik gösterdiği, bunun geniş alanları etkileyen büyük ölçekli atmosferik sistemlerle bağlantılı olduğu belirtildi.

1997-1998 DÖNEMİ DİKKAT ÇEKTİ

Araştırmaya göre sıcaklık serilerindeki önemli değişim noktalarının büyük bölümü 1990’lı yılların sonu ile 2000’li yılların başında yoğunlaştı. Özellikle 1997 ve 1998 yılları birçok istasyonda ortak kırılma dönemi olarak öne çıktı.

Araştırmacılar, bu ortak kırılma döneminin yalnızca istasyon değişikliği veya ölçüm cihazlarından kaynaklanmadığını, daha geniş ölçekli bölgesel ısınmanın bir göstergesi olduğunu değerlendirdi.

KENTLEŞME SICAKLIK RİSKİNİ ARTIRIYOR

Araştırmada istasyonların bulunduğu bölgelerdeki yapılaşma ve arazi örtüsü de Yerel İklim Bölgesi (Local Climate Zone) sınıflandırmasına göre incelendi.

Yoğun yapılaşmış kent merkezlerinde yüzeylerin gündüz depoladığı ısının gece boyunca atmosfere yayılmasının minimum sıcaklıkları artırdığı, bunun sıcak hava dalgalarının etkisini güçlendirirken soğuk hava dalgalarının görülme olasılığını azalttığı tespit edildi.

İstanbul’da Kadıköy Rıhtım ve Florya gibi yoğun kentleşmiş kıyı bölgelerinde soğuk hava dalgalarının daha hızlı azalması da bu etkiyle ilişkilendirildi.

Araştırmada, kentleşmenin tek başına belirleyici olmadığı, denize yakınlık, yükselti, topoğrafya, bitki örtüsü ve karasallık gibi yerel özelliklerin de sıcaklık ekstremlerini önemli ölçüde etkilediği vurgulandı.

Çalışmayı değerlendiren Araştırma Görevlisi Yiğitalp Kara, Türkiye’nin en kalabalık üç kentinde sıcaklık rejiminin belirgin biçimde değiştiğini belirterek, “Analizlerimiz, ortalama sıcaklıkların yükseldiğini, buna bağlı olarak sıcak hava dalgalarının daha sık ve daha etkili yaşandığını, soğuk hava dalgalarının ise azalma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bu değişim, özellikle büyük kentlerde yaşayan milyonlarca insan açısından önemli sonuçlar doğurabilecek nitelikte.” dedi.

Kara, sıcak hava dalgalarının yalnızca meteorolojik bir olay olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Artan sıcak hava dalgaları halk sağlığından enerji tüketimine, çalışma koşullarından ulaşıma, tarımsal üretimden kent altyapısına kadar birçok alanı doğrudan etkiliyor.” ifadelerini kullandı.

Kentlerde iklim değişikliğine uyum politikalarının yerel ölçekte planlanması gerektiğini belirten Kara, erken uyarı sistemleri, yeşil alanların artırılması, serinleme merkezlerinin oluşturulması ve kent planlamasında iklim dirençliliğinin dikkate alınmasının önemine işaret etti.

“Trend Analysis of Heat Waves and Cold Spells in Major Turkish Cities Under Climate Change” başlıklı çalışma, 22 Mart’ta uluslararası hakemli Atmosphere dergisinin klimatoloji bölümünde yayımlandı.

Kaynak: AA