Haber: Burhan Kurtulmuş

Bursa Saati’ne konuşan Ahmet Hüsrev Özkara, teklifin özellikle simgesel ve ekolojik açıdan büyük öneme sahip alanları tehdit ettiğini söyledi. Uludağ’ı örnek gösteren Özkara, şu ifadeleri kullandı:

“Uludağ yalnızca bir kayak merkezi değildir. Endemik bitkileri, su kaynakları, yaban hayatı ve orman ekosistemiyle bütüncül bir yaşam alanıdır. Şimdi getirilen teklif, bu ve benzeri milli parkları ‘koruma alanı’ olmaktan çıkarıp ‘işletme alanına’ dönüştürme riskini taşıyor.”

Özkara’ya göre teklif yasalaşırsa, ulaşım projeleri, enerji iletim hatları, altyapı tesisleri ve çeşitli yapılaşmalar milli park sınırları içinde daha kolay hayata geçirilebilecek.

“Anayasal Koruma Fiilen Zayıflatılıyor”

Özkara, teklifin Anayasa’nın temel hükümleriyle çeliştiğini savundu.

“Anayasa’nın 169. maddesi devlet ormanlarının devletçe yönetilmesini zorunlu kılar. 63. madde tabiat varlıklarının korunmasını devlete görev olarak verir. 168. madde ise doğal varlıkların kamu yararı dışında kullanılamayacağını açıkça belirtir. Şimdi bu teklif, kamusal mülkiyet altındaki doğal alanların özel şirketlere tahsisine kapı aralıyor. Bu, anayasal korumayı fiilen zayıflatmaktır.”

Özkara, milli parkların yönetiminin özel şirketlere devredilmesinin kamu yararı ilkesini gölgeleyeceğini ifade etti.

“Mutlak Koruma İlkesi Yok Sayılıyor”

Teklifte yer alan “aciliyet” vurgusunun, planlama ve bilimsel yönetim ilkelerini devre dışı bırakabileceğini belirten Özkara, özellikle uzun devreli gelişme planlarının işlevsiz hale getirilmesinden endişe duyduklarını söyledi:

“Korunan alanların sürdürülebilir yönetiminin temel aracı uzun devreli gelişme planlarıdır. ‘Aciliyet’ gerekçesiyle plan şartını kaldırmak, özellikle mutlak koruma zonlarında geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açar. Mutlak koruma alanında bilimsel araştırma dışında hiçbir işlem yapılamaz ilkesi yok sayılırsa, korunan alan kavramı anlamını yitirir.”

Yaban Hayatı ve Biyoçeşitlilik Tehlikede

Özkara, teklifin av ve yaban hayatı yönetiminin özel şirketlere devredilmesine imkan tanıdığını da belirtti.

“Bu yaklaşım, nesli tehlike altında olan türleri, yaban hayatı koridorlarını ve ekosistem bütünlüğünü ciddi risk altına sokar. ‘Av kaynaklarının milli ekonomiye faydalı olacak şekilde değerlendirilmesi’ gibi ifadeler, canlı yaşamını ekonomik meta olarak gören sakıncalı bir anlayışı yansıtıyor.”

Bursa'da tarihi eser kaçakçılığına jandarma engeli
Bursa'da tarihi eser kaçakçılığına jandarma engeli
İçeriği Görüntüle

Uludağ’daki endemik türlerin ve hassas ekosistemlerin bu tür uygulamalardan doğrudan etkileneceğini vurguladı.

“Milli Parklar 99 Yıllığına Ticarileştirilemez”

Teklifte milli parklardaki turistik tesislerin 49 yıl, “başarılı olmaları halinde” 99 yıla kadar özel şirketlerce işletilebilmesine imkan tanındığını belirten Özkara, bunun uzun vadeli sonuçlarına dikkat çekti:

“Bu durum milli parkların uzun süreli ticari işletmelere dönüşmesine neden olur. Kamu yararı yerine özel çıkarlar belirleyici hale gelir. Ekosistemler parçalanır, habitatlar bozulur. Milli parklar turizm yatırımlarının rezerv alanı değildir; yaşamın sürekliliğini güvence altına alan ekolojik sistemlerdir.”

“Yerel Yönetimler ve Bilim İnsanları Sürecin Dışında”

Özkara, teklifin karar yetkisini büyük ölçüde merkezi idareye bıraktığını ve yerel paydaşları dışarıda bıraktığını savundu:

“Yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları karar süreçlerinin dışına itilmemeli. Bu yaklaşım şeffaflığı azaltır, bilimsel denetimi zayıflatır ve keyfi uygulamalara zemin hazırlar. Korunan alanların yönetimi katılımcı ve bilim temelli bir modelle yürütülmelidir.”

“İklim Krizi Çağında Geriye Gidiş”

İklim değişikliğinin etkilerine de değinen Özkara, korunan alanların Türkiye’nin doğal savunma mekanizması olduğunu söyledi:

“Ormanlar ve milli parklar karbon yutaklarıdır. Su rejimini düzenler, sel ve kuraklık risklerini azaltır. Bu alanları yapılaşmaya açmak su kaynaklarını tehdit eder, karbon tutma kapasitesini zayıflatır ve ekosistem sürekliliğini kırılgan hale getirir. Bu yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ulusal güvenlik meselesidir.”

“Teklif Derhal Geri Çekilmeli”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülen teklif için çağrısını yineleyen Özkara, şu maddeleri sıraladı:
• Teklif derhal geri çekilmeli.
• Koruma statüleri zayıflatılmamalı, güçlendirilmeli.
• Uzun devreli gelişme planları korunmalı ve uygulanmalı.
• Yerel halk, bilim insanları ve meslek odaları sürece dahil edilmeli.
• Kaçak avcılığa ve habitat tahribatına karşı etkin denetim sağlanmalı.
• Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü uzman kadrolarla güçlendirilmeli.


“Uludağ’dan Başlayan Tepki Türkiye’ye Yayılır”

Sözlerini Uludağ üzerinden bir uyarıyla tamamlayan Özkara, “Bugün Uludağ için konuşuyoruz ama mesele yalnızca Bursa değil. Kazdağları’ndan Kaçkarlar’a kadar tüm milli parklarımız aynı riskle karşı karşıya. Bu yasa teklifi geri çekilmezse, gelecek kuşaklara bırakacağımız doğal miras ciddi zarar görecek” dedi.

Türkiye Ormancılar Derneği’nin süreci yakından takip edeceğini belirten Özkara, kamuoyunu duyarlı olmaya çağırdı.