Uluslararası Ticaret İş İnsanları ve Yatırımcılar Platformu’nun (UTİYAP) ortaya koyduğu konseptlere bir yenisini ekleyerek üyeleri ve sektörün paydaşlarını ticaret masası etrafında toplayacağı ‘Masa 38 Sektörel Buluşmalar’ serisine start verdiğini aktaran UTİYAP Başkanı Halil Coşkun: “Yeni toplantı serimizde özellikle tek bir sektöre ve temsilcilerine yer vereceğimiz Masa 38 buluşmalarının ilkini inşaat sektörünün paydaşlarıyla bir araya geliyoruz. İnşaat sektörü birçok alt ve yan sektörü etkileyen çok önemli lokomotif bir sektör. Toplantımızda sektör temsilcilerimiz aynı masanın etrafında bir araya gelerek iş fikirlerini geliştirme ve iş bağlantıları kurma fırsatını elde edecek. Başkan Vekilimiz ve Dış İlişkiler Komisyonu Başkanımız Hasan Evirgen yakın coğrafyalardaki inşaat fırsatlarını ülke ülke bizlere aktaracak. Mimarlar Odası Bursa Şubesi temsilcileri de konuya akademik açıdan yaklaşımlarını bizlere sunacak. Masa 38 toplantıları kısa aralıklarla devam edecek ve alameti farikasını ortaya koyacaktır” dedi.
TÜRKİYE’DE İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN NABZI
UTİYAP Başkan Vekili ve Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Hasan Evirgen hazırladığı raporla Balkanlar, Orta Asya, Kafkaslar ve Orta Doğu’daki inşaat alanında olası fırsatları ve riskleri içeren ‘UTİYAP Türkiye İnşaat Sektörü Raporu’nu Masa 38 paydaşlarına sundu. Türkiye’de arz ve talep dinamiklerinin 2026 yılında geride kalan 2025’e göre bir hayli değişeceğini öngördüklerini kaydeden Evirgen: “Ülkemizde arz tarafında deprem sonrası başlatılan kalıcı konut hamlesi ve ülke çapında süren kentsel dönüşüm atağından ötürü yüksek bir seyir izliyor. Öte yandan yeni konut arzı da tüm canlılığı ile devam etti. Ancak makroekonomik dengesizlikler, talep kısmında gerek uluslararası alıcıların gerekse yurt içi alıcıların talebini baskıladı. Yurt içinde de sıkı para politikası bu baskılamayı arttırdı. Yabancı alıcılarda da artan fiyatlar başka pazarlara ve ülkelere kayışı tetikledi. Artan fiyatların altında da yüksek arsa maliyetleri ve inşaat malzemelerine gelen artışları yatmaktadır. Ülke içindeki durumu genel hatları ile böyle özetleyebiliriz.

BİR SOLUKTA ÇEVRE ÜLKE ANALİZİ
Türkiye’nin çok önemli bir müteahhitlik hizmetleri veren bir ülke olduğunu belirten Evirgen şunları aktardı: “Bu durumumuz sanırım her ne olursa olsun devam edecek. Geçmişte Orta Asya Cumhuriyetleri ve Rusya’da kazandığımız tecürbe ve sermaye yapısının know-how avantajını ilgi alanlarımızı etki alanımıza çevirmek konusunda rahatlıkla kullanabiliriz. Orta Asya’da girişilecek projelerde yerel ortaklarla yatırımı gerçekleştirmek oldukça önemli. Keza yeni yapılanma süreci içindeki Balkan ülkelerinde de bana kalırsa aynı metotla ilerlenmeli. Türkiye’nin siyasi olarak bir çok inisiyatif aldığı Suriye ve Kuzey Irak gibi ülkelerde de büyük yatırım imkanları mevcut. Devletimizle eş güdümlü olarak güvenli ve karlı işler yapabiliriz.”
‘EVİN YATIRIM ARACI OLMASI SİSTEMİ EROZYONA UĞRATTI’
Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Kurtuluş Göktaş, en temel insan hakkı olan barınma hakkının önemine işaret ederek: “Ev bir ihtiyaç değil de yatırım aracı olarak görülmeye başlamasıyla birlikte sistemde erozyon başlamıştır. Ev ve arsa rant aracı olmasından sonra fiyatlar hızla artmış ve en temel insan hakkı olan barınma hakkı da büyük bir lüks haline gelmiştir. Artan arsa payları ve arsa değerlemeleri ev fiyatlarını ulaşılamaz seviyelere getirdi. Öte yandan çok hızlı şehirleşme sonrası kaçak yapılaşma da baş edilemez bir noktaya ulaştı. Girift bir sorunlar silsilesi haline gelen inşaat sektörünün sorunlarının için de tabi ki yapı güvenliği de gelmekte. Bizler gibi akademik odalar yapı güvenliği konusunda çok hassas bir konumdayız ancak üzülerek ifade etmeliyim ki yaptırım gücümüz yok. Proje imal edilmeden önce denetleme hakkımız yok. Proje imal edildikten sonra ise ancak hukuk yoluyla yanlışlığın giderilmesine çalışabiliyoruz. Proje başlamadan evvel akademik odaların konuya dahil olmaları ve onay mercilerinden birisi haline gelmeleri sağlıklı yapı stoğunun oluşmasında çok önemli” dedi.




