Fon krizinin ekonomik etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, yaşanan güven kaybının yatırımcılarla sınırlı kalmayabileceğini belirtti. Yaklaşık 500 bin yatırımcıyı ve 800 milyar TL'lik fon büyüklüğünü ilgilendiren süreçte döviz talebinden faizlere, üretimden istihdama kadar birçok alanda risk oluşabileceğine dikkat çeken Yılmaz, denetim ve gözetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yılmaz, krizin çözümü için yalnızca şirketlerdeki usulsüzlüklerin araştırılmasının yeterli olmayacağını, kamu kurumlarının riskleri tespit etme ve müdahale süreçlerinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

FON KRİZİNDE 800 MİLYAR TL DETAYI

Fon krizinin boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, yaklaşık 500 bin yatırımcıyı ve 800 milyar TL'lik fon büyüklüğünü ilgilendiren sürecin ciddi bir güven sorununa dönüştüğünü belirtti.

Söz konusu tutarın kesinleşmiş yatırımcı zararı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, gerçek kaybın varlıkların doğru biçimde değerlenmesi ve yatırımcılara yapılacak ödemeler sonucunda ortaya çıkacağını kaydetti.

Belirsizliğin uzamasının hem ekonomik hem de toplumsal maliyetleri artırabileceğini dile getiren Yılmaz, şirketlerin sorumluluklarının yanı sıra kamu otoritelerinin denetim süreçlerinin de incelenmesi gerektiğini savundu.

Yılmaz, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) başta olmak üzere ilgili kurumların riskleri nasıl değerlendirdiğinin ve gerekli önlemlerin neden zamanında alınamadığının açıklanmasının önemine işaret etti.

FON KRİZİ VATANDAŞIN CEBİNİ NASIL ETKİLEYEBİLİR?

Yılmaz'a göre fon piyasasında yaşanan güven kaybı, yatırımcıların tercihlerini değiştirerek ekonominin genel işleyişini etkileyebilir. Birikimlerin döviz, altın veya nakit olarak tutulmasının artması halinde ekonomiye kaynak sağlayan finansman kanallarının daralabileceğini belirten Yılmaz, bunun şirketlerin ve kamunun borçlanma maliyetlerini yükseltebileceğini ifade etti.

Artan döviz talebinin döviz kuru ve Merkez Bankası rezervleri üzerinde baskı oluşturabileceğini söyleyen Yılmaz, olası etkilerin üretim ve istihdam alanlarına da yansıyabileceği uyarısında bulundu.

Güven kaybının uzun sürmesi halinde şirketlerin finansmana erişiminin zorlaşabileceğini belirten Yılmaz, ekonomik faaliyetlerdeki olası yavaşlamanın fiyatlar ve vatandaşların refahı üzerinde de etkili olabileceğini kaydetti.

“BENZER KRİZLER BAŞKA FONLARDA DA YAŞANABİLİR”

Fon krizinin yalnızca sorun yaşanan şirketlerin tasfiye edilmesiyle çözülemeyeceğini savunan Yılmaz, denetim açıklarının giderilmemesi halinde benzer olayların başka yatırım fonlarında da ortaya çıkabileceğini söyledi.

Yüksek döviz borcu ve ekonomideki mevcut kırılganlıkların yeni bir güven kaybının maliyetini artırabileceğine dikkat çeken Yılmaz, risklerin erken tespit edilmesi ve etkili biçimde yönetilmesi gerektiğini vurguladı.

Gram altın ve gümüşte kritik seviyeler belli oldu! İşte yeni tahminler
Gram altın ve gümüşte kritik seviyeler belli oldu! İşte yeni tahminler
İçeriği Görüntüle

Yılmaz, kamu kurumlarının gözetim performansının değerlendirilmesi, geciken incelemelerin nedenlerinin araştırılması ve alınan kararların sonuçlarının izlenmesi gerektiğini ifade etti.

SPK VE KAMU KURUMLARI İÇİN DENETİM ÇAĞRISI

Yılmaz, fon krizinin önüne geçilmesi için denetim kurumlarının işleyişinde daha etkili bir hesap verme sistemine ihtiyaç olduğunu belirtti.

SPK'nin önemli riskler, geciken incelemeler ve alınan önlemlerin sonuçları hakkında düzenli raporlar hazırlamasını öneren Yılmaz, ciddi risklerde olağan raporlama döneminin beklenmeden harekete geçilmesi gerektiğini kaydetti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın da raporları yalnızca teslim almakla yetinmemesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesini ve belirlenen eksiklikler için somut iyileştirme planları hazırlanmasını istedi.

Yılmaz ayrıca SPK bünyesindeki incelemelerde sorumluların, işlem sürelerinin ve takip süreçlerinin netleştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Yargı mercilerine sunulacak kapsamlı raporların, karmaşık fon işlemlerinin ve sorumluluk ilişkilerinin aydınlatılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

Belirsizliğin uzamasının yatırımcı mağduriyetini ve ekonomik güven kaybını derinleştirebileceğini söyleyen Yılmaz, Meclis'in sürece dahil olması ve Sayıştay'ın denetim kapasitesinden yararlanılması gerektiğini savundu. Yılmaz, yaşanan krizin denge ve denetleme mekanizmalarının güçlendirilmesi için de bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kaynak: NEFES GAZETESİ