Türkiye'de ana muhalefet partisi yönetiminin yargı eliyle değiştirilmesi girişimi, dış politikada da geniş çaplı bir diplomatik kriz dalgası başlattı. ABD menşeli The New York Times’ın kararı "siyasi bir darbe" olarak nitelendirmesi ve Avrupa Parlamentosu’nun AB’yi sessiz kalmamaya çağırmasının ardından, Avrupa’nın lokomotif ülkesi Almanya da Ankara’daki yargısal gelişmeleri doğrudan hedef alan resmi bir deklarasyon yayımladı.

"Seçmenin İradesine Yargı Müdahalesi Kabul Edilemez"

Almanya Dışişleri Bakanlığı kaynakları ve Berlin’deki siyasi karar alıcılar, Türkiye’de yerel seçimlerde birinci parti konumuna yükselen bir siyasi yapının tüzük ve kurultay bahaneleriyle adliye koridorlarında dizayn edilmeye çalışılmasını kaygı verici olarak niteledi. Almanya’dan yükselen resmi mesajda şu kritik ifadelere yer verildi:

"Siyasi partiler demokratik yaşamın en temel, en vazgeçilmez unsurlarıdır. Bir partinin liderliğini, tüzük işleyişini ve yönetim kadrosunu belirleme hakkı münhasıran o partinin üyelerine ve delegelerine aittir. Hukukun üstünlüğü ilkesi, yargı mekanizmalarının siyasi rekabeti şekillendirmek adına bir araç olarak kullanılmasını kesinlikle reddeder. Siyaset mahkemede değil, sandıkta yapılır. Türkiye’deki seçmen iradesine ve demokratik süreçlerin meşruiyetine saygı duyulması, bölgesel istikrar açısından da elzemdir."

Özgür Özel video paylaştı! "Teslim olmayacağız"
Özgür Özel video paylaştı! "Teslim olmayacağız"
İçeriği Görüntüle

Uluslararası Alanda "Demokrasi Kuşatması"

Almanya’dan gelen bu sert "sandık" vurgusu, CHP Genel Merkezi’nin adliye kararına karşı uluslararası alanda başlattığı diplomatik mekik diplomasisinin de bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Genel Başkan Özgür Özel, kararı "rejim müdahalesi" olarak tanımlayarak yüksek mahkemelere itiraz dilekçesi sunarken, Avrupa’daki sosyal demokrat ve demokrat müttefikleriyle de sıcak hat kurmuştu. Berlin’in bu çıkışı, Brüksel ve Washington hattında Türkiye'deki yargı bağımsızlığı tartışmalarını yeniden alevlendirirken, yabancı sermayenin ve küresel piyasaların Türkiye'deki siyasi risk primini (CDS) neden hızla tırmandırdığının da diplomatik gerekçesini oluşturdu.

Kaynak: Halk TV