BURHAN KURRTULMUŞ / BURSA SAATİ
Martı TAG'ın sahibi Oğuz Alper Öktem'in geçtiğimiz ay görülen davada aldığı kararın ardından dosya yeniden istinafa taşınırken, TAG sürücüleri açısından da yeni bir risk başlığı gündeme geldi: Vergi. Son günlerde trafik ekiplerinin TAG sürücülerini tespit ederek idari yaptırım uyguladığı örnekler artarken, mali uzmanlar dijital ortamda bırakılan kayıtların ileride vergisel incelemelerde kullanılabileceğine dikkat çekiyor.
Mahkemeden TAG için haksız rekabet kararı
Martı TAG'a ilişkin davanın 24 Haziran 2026'da İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen yedinci duruşmasında karar çıktı. Mahkeme, Martı TAG hizmetinin sunulmasının haksız rekabet oluşturduğuna ve gerçekleşen haksız rekabetin önlenmesine karar verdi. Ancak uygulamanın erişiminin tamamen engellenmesine yönelik tedbir talebi reddedildi. Kararın ardından Oğuz Alper Öktem, dosyayı yeniden İstinaf Mahkemesi'ne taşıyacaklarını açıkladı. Böylece yargı süreci henüz kesinleşmiş değil.
Dosyanın daha önce de iki kez istinaftan döndüğü ve son kararın üçüncü kez İstinaf incelemesine taşınacağı bildirildi.
Aykut: “Yasal değilse de vergi dışı kalmaz”
Mali müşavir Hacı Bektaş Aykut'a göre TAG üzerinden ücret karşılığında ve devamlı biçimde yolcu taşıyan kişilerin elde ettiği gelirin vergisel niteliğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.

Aykut, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 37'nci maddesindeki “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır” hükmüne dikkat çekerek, bir kişinin uygulama üzerinden süreklilik arz edecek şekilde yolcu taşıması ve ekonomik menfaat elde etmesi halinde, faaliyetin somut özelliklerine göre ticari faaliyet ve elde edilen gelirin de ticari kazanç olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor.
Aykut'un dikkat çektiği kritik nokta ise faaliyetin ulaşım mevzuatı açısından hukuka aykırı kabul edilmesinin, elde edilen geliri otomatik olarak vergi sisteminin dışına çıkarmayacağı.
Başka bir ifadeyle, “Faaliyet yasal değilse vergisi de olmaz” yaklaşımının vergi hukuku açısından geçerli olmadığı vurgulanıyor.

“Geriye dönük mükellefiyet riski var”
Aykut'a göre asıl risk, vergi idaresinin sürücünün geçmiş dönemlerde devamlı şekilde ticari faaliyette bulunduğunu tespit etmesi halinde ortaya çıkabilir.
Faaliyetin gerçek başlangıç tarihinin belirlenmesi ve gerekli şartların oluşması halinde bu tarihten itibaren geriye dönük mükellefiyet tesis edilmesi gündeme gelebilir.
Bu durumda sürücü açısından;
- geriye dönük gelir vergisi mükellefiyeti,
- dönemler itibarıyla kazanç tespiti,
- gelir vergisi tarhiyatı,
- faaliyetin niteliğine göre KDV yükümlülüğü,
- verilmemiş beyannameler nedeniyle cezalı tarhiyat,
- vergi ziyaı cezası,
- usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları,
- gecikme faizi ve diğer fer'iler
gündeme gelebilir.
Dolayısıyla TAG sürücüsü açısından riskin yalnızca trafik çevirmesinde uygulanabilecek idari para cezasından ibaret olmadığı belirtiliyor.

Dijital kayıtlar vergi incelemesinin anahtarı olabilir
Dijital platformların en önemli özelliği ise geride çok sayıda elektronik veri bırakması.
Aykut, vergi idaresinin kanuni yetkileri çerçevesinde uygulama işletmecisinden sürücülere ve gerçekleştirilen işlemlere ilişkin bilgilerin talep edilebileceğini belirtiyor.
Sürücünün sisteme kayıt tarihi, aktif olduğu dönemler, gerçekleştirdiği yolculuk sayısı, yolculukların tutarları ve ödeme kayıtları bu açıdan önemli bir veri seti oluşturabilir.
Banka ve ödeme sistemi hareketlerinin uygulamadaki yolculuk kayıtlarıyla karşılaştırılması da faaliyetin hacminin tespitinde kullanılabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
Ancak burada önemli bir hukuki ayrım bulunuyor: Bir banka hesabına giren her para ticari kazanç değildir. Vergi idaresinin para hareketleriyle yürütülen faaliyet arasında bağlantı kurması gerekir. Buna karşılık uygulama kayıtları ile banka hareketlerinin tarih ve tutar bakımından örtüşmesi, inceleme açısından güçlü bir delil zinciri oluşturabilir.
Vergi incelemelerinin zamanaşımı süresi içinde yapılabildiğine ilişkin Vergi Usul Kanunu hükümleri de bu başlığın önemini artırıyor.
Vergi incelemesi için ilk adım İzmir'den geldi
TAG'ın vergi boyutuna ilişkin tartışma yalnızca teorik bir ihtimal olarak da kalmış değil.
İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'nın TAG faaliyetlerine ilişkin başvuruları sonrasında dosyanın resmi inceleme için İstanbul Defterdarlığı'na sevk edildiği Nisan 2026'da kamuoyuna yansımıştı. Gerekçe olarak şirket merkezinin İstanbul'da bulunması gösterildi.

Bu gelişme, TAG faaliyetlerinin ulaşım mevzuatının yanı sıra vergi yönünden de kamu kurumlarının gündemine taşındığını gösteren önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Çakır: “eninde sonunda zarar görecekler”
Bursa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Ahmet Çakır da TAG sürücüleri açısından ciddi bir risk bulunduğunu savunuyor.
Çakır, TAG üzerinden yapılan taşımacılığın “korsan taşımacılık” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, sistemin yalnızca bir uygulama adının değişmesinden ibaret olduğunu ifade ediyor.
Çakır'a göre uygulamaya kayıt olarak kendi aracıyla yolcu taşıyan kişilerin gerçekleştirdiği faaliyet de devlet tarafından tespit edilebilir. Çakır, sürücülerin ilerleyen süreçte yalnızca trafik yaptırımlarıyla değil, yaptıkları taşımacılığın mali sonuçlarıyla da karşılaşabileceğini düşünüyor.
“Kimseyi zorla sisteme sokmadık” şeklindeki olası savunmanın sürücülerin yaptığı faaliyetin vergisel boyutunu ortadan kaldırmayacağını belirten Çakır, sistem üzerinde gerçekleşen işlemlerin tespit edilmesinin teknik olarak zor olmadığını savunuyor.
“Trafik cezasının çok üzerinde rakamlar çıkabilir”
Çakır'ın değerlendirmesine göre TAG sürücülerinin karşılaşabileceği mali tablo, tek bir trafik cezasından çok daha ağır olabilir.
Çünkü düzenli biçimde yolcu taşıdığı tespit edilen bir kişinin geçmiş faaliyetleri incelenirse, yalnızca o gün gerçekleştirilen taşıma işlemi değil, önceki dönemlerdeki faaliyet hacmi de gündeme gelebilir.
Bu noktada mali müşavir Hacı Bektaş Aykut'un uyarısı da önem kazanıyor: Dijital platformlarda tutulan geçmiş kayıtlar, faaliyetin ne zaman başladığının ve ne ölçekte gerçekleştirildiğinin tespit edilmesini kolaylaştırabilir.
Yolcu da risk altında
Tartışmanın bir başka boyutunu ise TAG yolcuları oluşturuyor.
Çakır, yolcu tarafında da idari para cezası riski bulunduğunu belirterek, son dönemde yapılan denetimlerde yalnızca sürücülerin değil, araç içerisindeki yolcuların da işlem gördüğünü ifade ediyor.
Bu nedenle TAG kullanımında riskin yalnızca aracı kullanan kişi açısından değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor.
“Asıl soru: Geçmişteki kayıtlar incelenebilir mi?”
TAG tartışması böylece trafik denetimlerinden vergi hukukuna doğru genişleyen yeni bir boyut kazanıyor.
Bir tarafta Haziran ayında verilen ve TAG hizmetinin haksız rekabet oluşturduğuna hükmeden ancak henüz kesinleşmeyen mahkeme kararı, diğer tarafta devam eden istinaf süreci bulunuyor.
Diğer tarafta ise TAG sürücülerinin gerçekleştirdiği işlemlerin dijital ortamda kayıt altında olması ve bu kayıtların vergisel açıdan incelenebilme ihtimali bulunuyor.

Bu nedenle mali uzmanların ve meslek odalarının uyarısı aynı noktada birleşiyor:
TAG sürücüsü açısından mesele yalnızca “Trafik çevirmesinde yakalanır mıyım?” sorusu değil.
Asıl soru ise şu:
“Bugün dijital ortamda bıraktığım yolculuk ve ödeme kayıtları, yarın geçmiş yıllara yönelik bir vergi incelemesinin dayanağı olabilir mi?”
Mali müşavir Hacı Bektaş Aykut'un değerlendirmesine göre bunun olması hukuken mümkün. Ancak geriye dönük vergi ve ceza doğup doğmayacağı; sürücünün faaliyetinin niteliğine, sürekliliğine, elde edilen kazancın tespitine ve vergi idaresinin yapacağı incelemenin sonuçlarına bağlı olacak.




