Gazeteci İsmail Saymaz’ın bugünkü köşe yazısında, farklı şehirlerde ortaya çıkan tarikat ve dernek yapılanmalarındaki cinsel istismar iddiaları yeniden gündeme taşındı. Yazıda, özellikle dini söylemlerle manipülasyon yapıldığı ve “sır” kavramı üzerinden istismarın gizlendiği Bursa’da başlayan süreç, farklı illerde devam ettiği öne sürülüyor.
Bursa’da daha önce Kırklariler tarikatının lideri Uğur Korunmaz hakkında ortaya atılan ağır cinsel istismar iddiaları sonrası yapının dağıldığı hatırlatıldı.
Korunmaz’ın tutuklu bulunduğu belirtilirken, benzer iddiaların bu kez farklı yapılanmalar üzerinden devam ettiği ifade ediliyor.
İşte gazeteci İsmail Saymaz'ın yazısı;
Ne ‘sır odaları’ bitmek biliyor…
Ne de müritlerine ‘bade’ veren şeyh efendiler.
Bursa’da, Kırklari tarikatının lideri Uğur Korunmaz, 16 yıl kadın-erkek, karı-koca, anne-oğul demeden bütün müritleriyle dergahındaki sır odasında birlikte olup cinsel organından ‘bade’ içirdi.
Korunmaz, şu an cezaevinde.
Kırklariler dağıldı.
Gel gör ki, aynı şehirde bu kez Ticaniler tezgah açtı.
Şeyh Ahmet Şahin Uçar, yakayı ele verdiğinde, “Sana hakikate dair sırlar öğreteceğim. Soyun gel. Çırılçıplak olmazsan sevişemeyiz” diyerek, ‘irşad’ faaliyeti yürütüyordu.
Uçar, tutuklansa da…
Arifane İlim Derneği kapansa da…
Sır odalarında müridine bade içiren şeyh efendiler hiç eksilmiyor.
Son olarak, İzmir Karşıyaka’da 2006 yılında kurulan Yardım ve Hizmet Gönüllüleri Derneği, başkanı A.Ç. tarafından hareme çevrildi.
Bir çocuk ve yedi kadın şikayetçi
Süleymancılara ait olduğu iddia edilen dernekte biri 18 yaşından küçük, sekiz kadın mürit, geçen ay 71 yaşındaki A.Ç.’den şikayetçi oldu. A.Ç., 5 Şubat’ta tutuklanarak, cezaevine gönderildi.
A., 17 yaşındayken, nişan töreninde A.Ç.’nin kendisine sarılıp göğüslerini ellediğini iddia ediyor.
K., 29 yaşında.
A.Ç. ile dernekteki özel odasında birden çok kez yalnız kalmış. A.Ç., kadına sarılıp temasta bulunmuş, ardından da cinsel organına dokundurtmuş. İlerleyen günlerde birliktelik yaşamışlar. K. cinsel saldırının tekrarlandığını savunuyor. A.Ç. ise bir kez ilişki yaşadıklarını iddia ediyor.
A., 25 yaşında.
A.Ç., kadının elini tutup dudağını öpmüş. Elini cinsel bölgesine dokundurtmuş. Kuran kursunda ilişki yaşamışlar.
S., 48 yaşında.
A.Ç., kadına sarılıp cinsel temasta bulunmuş. Birden çok kez ilişki yaşamışlar.
G., 39 yaşında.
Birden çok kez ilişki yaşamışlar.
V., 44 yaşında.
A.Ç., eliyle kadının kalçalarına dokunmuş.
Y., 38 yaşında.
A.Ç., kadına sarılmaya çalışmış.
68 görüntüyle kanıtlandı
A.Ç., savunmasında, yalnızca K. ile bir kez rızaya dayalı ilişki yaşadıklarını ileri sürdü. A.Ç., kronik rahatsızlıklarının bulunduğunu ve iktidarsız olduğunu iddia etti.
Ancak dijital cihazlarda ele geçirilen 68 görüntüde, A.Ç.’nin müritlerini cinsel organına yönlendirdiği ve onlara fiziksel temasta bulunduğu görülüyor. Yaşlı adamın “Bu sır iç çamaşırımız olsun” diyerek, gizliliğe vurgu yaptığı belirlendi.
‘İki ilim var, biri sır’
A.Ç.’nin “İki ilim var, biri zahiri-görünen, diğeri de sır” demek suretiyle kadınların dini duygularını suiistimal ederek, iradelerini fesada uğratıp onlardan cinsel olarak faydalandığı vurgulanıyor.
İddianamede şöyle devam ediliyor:
“Sır vurgusunun eylemlerin meşru ve açık bir ilişki niteliğinde olmadığını, aksine üçüncü kişilerden saklanması gereken cinsel içerikli davranışlar olduğunu ortaya koyduğu, şüphelinin manevi ve hiyerarşik konumu dikkate alındığında rıza savunmasının delillerle örtüşmediği…”
A.Ç.’ye beş kadına karşı cinsel saldırı, iki kadına ve bir çocuğa sarkıntılık iddiası ve 75 yıla kadar hapis cezası istemiyle Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
Duruşma 16 Haziran’da görülecek.
Kuşkulu intihar
Dernek yönetiminin istismarı gizleyip örtbas ettiği öne sürülüyor. Bu meseleyi sorgulayanların münafık ilan edildiği belirtiliyor.
Bana ulaşan bir vatandaş, İzmir’de geçen yıl intihar eden polis Ö.Y.’nin “bu yapının iç yüzünü bildiği ve susmak istemediği için baskıya maruz kalmış olabileceği” kuşkusunu dile getiriyor.
Doğru mu, değil mi, kesin bir söz söylemek güç.
Fakat bu ihtimalin araştırılması gerekiyor.
Çocuklar okula gönderilmiyor mu?
Adı bende saklı olan vatandaş, bu tarikata bağlı Ankara Yardım ve Hizmet Gönüllüleri Derneği’nin Altındağ’daki binasında barındırılan erkek çocukların dini eğitim gerekçesiyle ilkokuldan koparıldığını iddia ediyor. Çocukların ikametgâhlarının İzmir veya Şanlıurfa’da gösterildiğini savunuyor. Şanlıurfa’ya kayıtlı olanların tarlada tarım işçisi gibi yansıtıldığını ileri sürüyor. Çocukların Ankara’da olmalarına rağmen Şanlıurfa’da derste gösterilerek, sahte yoklamalarla sınıf geçirildiğini öne sürüyor. Sistemin mimarının polis memuru A.A. olduğunu ve bu kişinin “Şikayet etsinler, bir şey olmaz” dediğini ileri sürüyor.
Gerçekten, öyle mi?
Kanun tanımazlığın sorumlusu bir polis mi?
İnsan inanmakta zorlanıyor.
Bilgi sahibi vatandaş bana anlattıklarını CİMER’e bildirdiğini söylüyor.
“Bu şahısların bağlantılarını kullanarak dosyayı kapatmalarından korkuyorum” diyor.




