Bursa’nın en değerli taşınmazlarından biri olan eski Carrefour arazisi üzerinde hayata geçirilmesi planlanan projede yaşanan mağduriyetler İstanbul’a taşındı.

Atış Yapı ve Katılımevim ortaklığı algısıyla projeden konut ve ticari alan satın alan yüzlerce vatandaş, Katılımevim Genel Merkezi önünde basın açıklaması yaparak yaşadıkları süreci kamuoyuyla paylaştı.

Mağdurlar, konkordato süreci sonrası tapularına ulaşamadıklarını ve yatırdıkları bedellerin iade edilmediğini dile getirerek yetkililere çağrıda bulundu.

Mola izni vermeyen işverene para cezası
Mola izni vermeyen işverene para cezası
İçeriği Görüntüle

Mağdurlardan yapılan açıklama şöyle;

"Bursa'nın en değerli taşınmazlarından biri olan Eski Carrefour (Odunluk) arazisi üzerinde yürütülen projede, Katılımevim ortaklığında yaşanan mağduriyet artık aşikardır. Katılımevim ve Atış Yapı markalarının birlikte oluşturduğu güven algısıyla konut ve ticari alan satın alan yüzlerce vatandaş bugün ağır bir mağduriyet yaşamaktadır.

Proje sürecinde şantiye alanında aylarca Katılımevim ve Atış Yapı bayrakları yan yana dalgalanmış, tanıtımlar bu birliktelik üzerinden yapılmıştır. Vatandaşlar bu açık görüntülerle "Bu projede Katılımevim varsa güven vardır" düşüncesiyle yatırım yapmıştır.
bizler vatandaş olarak sizlere güvendik ancak aptal değiliz; İlgili arazi üzerinde kurulan ortaklıkta yer alan tüm firmaların ortaklık yapılarının nasıl olduğunu, yönetim kurulu başkanlarının kim olduğunu, kötüniyetli şekilde yapılan tüm devirleri biliyoruz, amacınızın da farkındayız. Ancak kayıtlar ortadadır ki yapılan devirler gerçek olmayıp fiili durumda bir cepten alıp diğer cebe koyulmuş, kanun kötüniyetli bir şekilde dolanılmıştır.
Bursa Odunluk Carrefour arazisi olarak bilinen alan, Katılımevim'in en yüksek paya sahip olduğu konsorsiyum ortaklığı ile alınmıştır.

Bu sürece ilişkin olarak;

KAP bildirimleri yapılmış,
Rekabet Kurumu'na resmi başvurular gerçekleştirilmiş*,
Yıkım, iksa, projelendirme, hasılat paylaşımı anlaşmaları, gelir taahhütleri düzenlenmiş,
Şantiye alanı oluşturulmuş, proje sunumları yapılmış ve
Satış yetkisi Katılımevim tarafından resmen Atış Yapı'ya verilmiştir.

Atış Yapı, kendisine verilen bu yetkiyle arazi üzerine devasa reklam tabelaları asmış, konsorsiyum ortaklarının flamaları yan yana dalgalanmış, satış ofislerinde sunumlar yapılmış ve fiilen satışlar gerçekleştirilmiştir.

Bu sürecin tarafı olan Katılımevim'in, bugün "Atış Yapı ile hiçbir ilişkimiz yoktur" iddiasında bulunması gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

Tarafı olduğunuz bu durumdan kaçamazsınız.

Atış Yapı'nın konkordato ilanının ardından, proje arazisi alıcıların bilgisi ve rızası dışında Katılımevim'e devredilmiş, süreç TMSF'ye geçmiştir. Buna rağmen, ödemelerini eksiksiz yapmış hak sahipleri ne tapularına ulaşabilmekte ne de yatırdıkları bedelleri geri alabilmektedir.

Bugün gelinen noktada:

Tapularımız verilmemektedir.

Ödenen bedeller iade edilmemektedir.

Sürece dair şeffaf ve sorumlu tek bir muhatap yoktur.

Katılımevim'e kamuoyu adına açık ve net sorular soruyoruz:

Kamuoyuna yansıyan 23 milyon dolarlık ödeme, hangi hukuki ve ticari gerekçeyle yapılmıştır?

Bu bedel karşılıksız verilmişse, Katılımevim kendisini de mağdur kabul etmekte midir?

Eğer mağdursa, Atış Yapı hakkında hangi hukuki süreçleri başlatmıştır?

Hiçbir hukuki süreç başlatılmadıysa, neden?

Konkordato dosyalarında yer alan 178 milyon TL'lik alacak hangi sözleşmelere dayanmaktadır?

Konkordato süreci devam ederken, Ahmet Atış'a ciranta ettirilmiş çekler, bu şirketten gece saatlerinde, hangi amaçla, neyin karşılığı olarak alınmıştır?

Bu işlemler konkordato hukuku ve ticaret hukuku açısından ne kadar yasaldır?

MASAK incelemelerinde ortaya çıkacak nakit, çek, mal varlığı ve şirket içi transferlerin tamamının hukuka uygunluğu konusunda içiniz rahat mıdır?

Bursa halkı, Katılımevim-Atış Yapı ortaklığı algısı üzerinden mağdur edilirken, "Hiçbir şeyden haberimiz yoktu" iddiasını hukuken savunmaya devam etmeyi düşünüyor musunuz?
Yıkım inşa gibi ruhsatlar atış yapı üzerinden alınarak yıkım süreçleri atış yapı üzerinden gerçekleştirilmiş, bu süreçte her şey güllük gülistanlık iken gerek kap bildirimlerinde gerek pazarlama faaliyetlerinde atış yapı ve katılımevimin ortaklık yaptığı açık açık dillendirilmiş, halka bu şekilde projenin pazarlaması yapılarak satışlar yapılmıştır. Ancak atış yapı nın ne zaman ki konkordato ilan edeceği anlaşılmış, ilanının hemen sonrasında katılımevim tarafından tüm ortaklıklar reddedilmiş, tabiri caizse üç maymun oynanarak vatandaş kandırılmaya çalışılmıştır.
Bu tablo yalnızca hukuki değil, vicdani bir çöküştür.
Bu insanlar ev hanımıdır, işçidir, yöneticidir, emeklidir; Türkiye'nin yükünü taşıyan insanlardır. Bugün bu insanlar, yıllarını ve emeklerini boşuna mı verdiklerini sorgular hâle gelmiştir.

Yetkililere açık çağrımızdır:

TMSF sürecinin mağdurları koruyacak şekilde yönetilmesi,
Katılımevim'e yapılan devir işlemlerinin tüm boyutlarıyla yeniden incelenmesi,
Hak sahiplerinin parasal ve mülkiyet haklarının derhal güvence altına alınması,
Sürecin şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanması.

Adaleti Katılımevim'e davet ediyoruz.
Bizler ayrıcalık değil, hakkımızı arıyoruz.

Katılımevim'e son kez sesleniyoruz:
Yasaya uygunluk iddiası vicdanı aklamaz.
Bu yaşananlar, hukuka, adalete ve kamu vicdanına sığmamaktadır.

Bu basın açıklaması, hak arama mücadelemizin ilk adımıdır.
Sessiz kalmayacağız.
Bu sorular cevapsız kaldığı sürece, bu dosya kapanmayacaktır."