Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) 78. Büyük Kongresi, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Abdülkadir Noyan Konferans Salonu'nda başladı. Kongre divan seçimi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ve kongre gündeminin okunmasıyla devam ederken, kongrenin açılış konuşması TTB Başkanı Alpay Azap tarafından yapıldı.

"HEP BİRLİKTE KONUŞMA FIRSATI BULACAĞIZ"

Kongre süreci boyunca TTB'nin işleyişiyle ilgili çeşitli önemli konuların tartışılacağını, konuşulacağını söyleyen Azap, "Pazar günü yapılacak seçimle, önümüzdeki iki yıl boyunca görevi devralacak değerli arkadaşlarımızı birlikte belirleyeceğiz. Ama sadece bunu yapmayacağız. Cuma ve cumartesi boyunca nasıl bir dünyada yaşıyoruz, nasıl bir Türkiye'de yaşıyoruz, sağlık alanında neler oluyor, biz TTB olarak neler yapmaya çalışıyoruz, bunların hepsini birlikte konuşma fırsatı bulacağız. Birbirimizin görüşlerini, önerilerini, katkılarını ve eleştirilerini dinleyeceğiz" ifadesini kullandı.

Büyük Kongre'yi daha iyiyi, daha güzeli hep birlikte konuşarak, tartışarak bulmaya çalışacakları bir demokrasi şöleni olarak gördüklerini söyleyen Azap, "Buna katkı veren, buraya gelerek katılan ve önerge gönderen bütün delege arkadaşlarımıza bir kez daha teşekkür ediyor, kendilerini saygı ve sevgiyle selamlıyorum" dedi. Azap, açılış konuşmasının ardından sağlık alanındaki güncel sorunlar ve gelişmelere ilişkin sunum yaptı.

"BARIŞI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

TTB'nin önemine dikkati çeken Azap, "TTB, dayanışmanın adıdır, bilimin adıdır, vicdanın adıdır ve aslında umudun kurumsallaşmış halidir. TTB çok önemlidir. Tıpkı diğer meslek örgütleri gibi. İnsanlığın geleceğini değiştirenler yalnızca umudunu kaybetmeyenler değildir. Elbette umudunu kaybetmeyenler önemlidir, ancak bu da yetmez. Umudu örgütleyebilenler toplumu ve dünyayı değiştirebilir. İşte bu yüzden TTB önemlidir. Sonuç olarak biz, TTB olarak insan onurunu savunmaya, bilimi savunmaya, Cumhuriyet'in aydınlanmacı değerlerini savunmaya, barışı savunmaya, sağlık hakkını savunmaya ve umudu örgütlemeye devam edeceğiz. İnsanı yeniden merkeze koymak, her bireyin insanlık onuruna yakışır bir yaşam sürmesini sağlamak, önce ülkemizde, ardından dünyada hak ettiği değeri görmesi için umudu örgütlemeye devam edeceğiz" diye konuştu.

ÖZEL: SİZLERLE BİRLİKTE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Azap'ın konuşmasının ardından CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in kongreye gönderdiği mesaj okundu. Daha önceden belirlenmiş bir program kapsamında kongreye katılamadığını belirten ve kongrede seçilecek yeni yönetime başarılar dileyen Özel'in mesajında şu ifadelere yer verildi:

"TTB'nin sağlığın toplumsallaştırılması, hekim haklarının korunması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi ile ilgili verdiği çabanın yanı sıra insan hakları, demokrasi, adalet, özgürlük ve en temel hak olan yaşam hakkı için yürüttüğü mücadelenin her zaman destekçisi olduğumuzu bilmenizi isterim. Düşük çalışma ücretlerine mahkum edilen hekimlerin ve sağlık emekçilerinin şiddetten uzak, bilimin ışığında mesleklerini yürütebilmeleri ve zorlu çalışma koşullarının iyileştirilmesi için sizlerle birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz"

BAKIRHAN: TTB YAŞAMI SAVUNMAYA DEVAM EDİYOR

Kongreye katılan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Bugün burada herhangi bir meslek örgütünün kongresinde değiliz. Demokrasi mücadelesinde, kamu sağlığı mücadelesinde, barış mücadelesinde köklü bir geçmişe sahip köklü bir kurumun kongresindeyiz. Onun için bugün böylesine köklü, demokrasiye barışan, halk sağlığına sahip çıkan Türk Tabipler Birliği Kongresinde olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Şimdiden kongreye başarılar diliyorum. Yine aramızdaki bütün konukları, delegeleri, Alpay Başkanı ve Merkez Konseyi'ni selamlıyorum" diye konuştu.

TTB'nin yalnızca hekimlerin özlük hakları için mücadele eden bir meslek örgütü olmadığını, Türkiye'nin demokratik vicdanı olduğunu söyleyen Bakırhan, "Barışın insan haklarının yılmaz savunuculuğunu yapan çok önemli bir meslek örgütüdür. Tabii ki bu mücadele kendi Kendilerinden buralara gelmedi. Bütün demokrasi mücadelesi, mücadelesi, barış mücadelesini yürüten siyasi parti ve kurumlarda olduğu gibi TTB'de çok büyük bedeller, çok büyük emekler verdi" dedi. Bakırhan, konuşmasında hayatını kaybeden hekimler yanı sıra Edirne Cezaevi'nde bulunan Selçuk Mızraklı başta olmak üzere cezaevlerinde bulunan hekimlere selam gönderdi.

"TTB, BARIŞI SAVUNDUĞU İÇİN BAŞINA GELMEYENİN KALMADIĞI BİR KURUMDUR"

TTB'nin 1980 darbesinde idamlara karşı direnen, mücadele eden ve bunun bedelini ödeyen bir kurum olduğunu belirten Bakırhan, "TTB aynı zamanda şiddete karşı çıktığı için sürekli saldırıya maruz kalan bir kurumdur. Barışı savunduğu için başına gelmeyenin kalmadığı bir kurumdur. Yine 'savaş bir halk sağlığı sorunudur' dediği için büyük baskılara uğrayan bir kurumdur. Ama ne yaptı? Susmadı, direndi. Çünkü hekimlik sadece hastalıkları, hastayı tedavi etme etmek değildir. Aynı zamanda yaşamı savunmaktır. Yaşamı savunmak demokrasiyi savunmaktır. Barışı savunmaktır. Şiddete, çatışmaya karşı çıkmaktır. Emekçilerin, halkın sağlığa ulaşamadığından dolayı yaşamlarını yitirmedikleri, insanların düşüncelerini dolayı tutuklanmadıkları, hekimlerin özlük haklarını alabildikleri, rahat çalışabildikleri, kapılarına copun dayanmadığı, Kürt'ün, Alevi'nin, Türk'ün, Türkiye'de yaşayan bütün halkların ve inançların eşit yurttaşlar olarak yaşayacakları demokratik bir Cumhuriyet'i yaratacağımıza olan inançla hepinize saygılar, sevgilerimi sunuyorum" ifadesini kullandı.

DAVUTOĞLU: BU SİSTEME KARŞI BAŞKALDIRMAK LAZIM

Kongrede konuşan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sağlık sistemine ilişkin değerlendirmelerinde "Bir zihniyet problemiyle karşı karşıyayız. Bu zihniyet problemini aşmadan sistem sorununu çözmek çok zor" ifadelerini kullandı.

Türkiye’de sağlık, eğitim ve adalet alanlarındaki sorunların ekonomik ve siyasi şartlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Davutoğlu, "Düşünceyi tehdit gibi gören, yolsuzlukların yaygınlaşmasını ve toplumsal kaynakların sağlık, eğitim gibi alanlara değil de birtakım yolsuzluk alanlarına aktarılmasını doğal gören bir zihniyeti Türkiye’de ne eğitimi ne sağlığı ne adaleti çözebilir" dedi.

Davutoğlu, "Bütün siyasi dönemimi bu zihniyetle mücadeleyle geçirdim ve geçirmeye devam ettim" ifadelerini kullanırken, çözümün bunun bir siyasi kanadın değil toplumun ortak meselesi olduğunun idrak edilmesine bağlı olduğunu söyledi. Sağlık sistemine ilişkin eleştirilerde bulunan Davutoğlu, sistemde hasta ile hekimin rakip gibi görüldüğünü belirterek, "Bugün gördüğüm sistemdeki en büyük tehdit, hastayla hekimin rakip gibi, birbirinin açığını arayan, birbirini neredeyse tasfiye etmeye ayarlı taraflar gibi görülmesidir" diye konuştu. Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Ankara Valiliğinden NATO Zirvesi'nde uygulanacak trafik düzenlemesine ilişkin açıklama
Ankara Valiliğinden NATO Zirvesi'nde uygulanacak trafik düzenlemesine ilişkin açıklama
İçeriği Görüntüle

"Aile hekimlerinin bugün geldiği bakışa baktığınızda, kendilerine verilen görev, hastaların sağlığını korumaktan daha çok, en çok hastaya en kısa sürede bakmaya ayarlı bir anlayış. Kişi başına hekime başvuru yılda 12,4'e yükselmişse -OECD ortalaması 6 iken- eğer 1000 kişiye düşen MR çekimi 222'ye ulaşmışsa, OECD'de olumsuz anlamda birinciyiz. Bunun bedelini sistem, kendisini değiştirmek yerine hekimlerin maaşını keserek çözmeye çalışıyorsa bu sisteme karşı açıkça söylüyorum: Başkaldırmak lazım, sessiz kalmamak lazım. Çünkü burada önemli olan, merkezde olan insansa insanı gözeteceğiz. Bu hekimle hastayı rakip haline getirmek, şiddetin de temel sebebi. Hekim de insandır, hata yapabilir ama bunun yolları ve yöntemlerinin doğru tespit edilmesi gerekir.

"'GİDERSENİZ GİDİN' DENİLEN YERDE VATANDAŞ HUKUKU OLMAZ"

Eğer en kıymetli genç hekimlerimizi kaybediyorsak vay halimize. Türk hekimleri dünya standartlarının üstünde oldu her zaman. Bunu afet dönemlerinde de gördük. Ama açık ifade edeyim, herhangi bir siyasi saikle söylemiyorum, 'Giderseniz gidin' denilen bir yerde vatandaş hukuku olmaz. Hekimler bunu da yaşadı. Hepimizin, değerli hekimlerimize 'Siz hangi şartlara sahip olursanız burada kalabilirsiniz?' diye sormamız gerektiği bir yerde 'Giderseniz gidin' dendi.

Ama şimdi Türkiye dışarıda öyle bir şekilde görülüyor ki düşünce suçlarının arttığı, hapishanelerin dolduğu, bir üniversitenin bir gün kapatılıp ertesi gün tekrar açıldığı, bir yerlere birtakım kayyumlar atanıp sonra özür dilercesine o kayyumların geri çekildiği böyle bir belirsizlik ülkesinde hekimlik yapmak da zor, vatandaşlık hakkını korumak da zor. Ama Türk Tabipleri Birliği, gerek hekimliği bir hikmet, bir aşkla yapılan bir meslek, bir fedakarlık alanı olarak görmek bakımından, eminim bu büyük sorunlara bir zihniyet meselesi olarak yaklaşıp bu zihniyet meselesini aşacak çözümleri de kamuoyuyla paylaşacak çalışmalara imza atacaktır."

BAŞ: PURSAKLARDA YOKSULLUK GÖRÜNMESİN DİYE ÖNÜNE BRANDA ÇEKEN BİR İKTİDAR VAR

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş ise konuşmasında NATO Zirvesi kapsamında alınan önlemleri ve tutuklamaları eleştirdi. Baş, şöyle konuştu:

"Ankara'ya dün geldim arkadaşlar. Hayatımın en utanç verici günüydü. Havaalanına indim ve 60'lı yıllarda kitaplarda okuduğum, her hatırladığımda utandığım bir gerçeği yeniden yaşadım. Amerikan 6. Filosu geldiğinde İstanbul'un nasıl süslendiğini, nasıl donatıldığını okumuştum. Amerikan askerlerini halılarla karşılamak için iktidarın nasıl hazırlık yaptığını öğrenince utanıyordum. 'Bu ülkeyi nasıl insanlar yönetmiş?' diyordum. Arkadaşlar, Pursaklar'da yoksulluk görünmesin diye önüne branda çeken bir iktidar var. Amerikan askerleri, katiller, dünyayı karanlığa boğan suç örgütlerinin temsilcileri gelecek diye bizim ülkemizde insanların ne halde yaşadığını görmesinler diye çaba sarf eden bir iktidar yönetiyor bu ülkeyi. Hiç düşünmüyorlar ki bu ülkeyi bu hale getiren kendileri. Bu ülkeyi 25 yıldır onlar yönetiyor ve o yoksulluğun sorumlusu da onlar. Yoksulluğu ortadan kaldırmak yerine, yoksulluğun üzerine perde örterek yönetmeye çalışan ve efendilerine karşı mahcup olmamak için uğraşan bir anlayış var. Oysa sizin görünmesinden utandığınız şey, bu ülke insanlarının gerçeği. Yetmiyor arkadaşlar; üstüne dün yüzlerce arkadaşımızı gözaltına aldılar. Tutuklamalara devam ediyorlar. Suç ne? 'Biz bu ülkenin bağımsızlığını istiyoruz' demek suç. Suç ne? 'NATO'yu istemiyoruz' demek suç. Suç ne? 'Katiller bu ülkeye gelmesin' demek suç. 'İnsanlar ölmesin' demek suç. İstedikleri ülke böyle bir ülke. İyi ki varsınız arkadaşlar. İyi ki bu ülkeyi onlar değil de sizler temsil ediyorsunuz. İyi ki bu ülkenin geleceğini onlar değil de sizlerle birlikte biz kuracağız. Sizlere çok güveniyoruz"

EMEP GENEL BAŞKANI ASLAN İLE DAVUTOĞLU ARASINDA GERGİNLİK

EMEK Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ise konuşmasının bir bölümünde salonda bulunan Davutoğlu'na yönelik eleştirilerini sıraladı. Aslan konuşmasının bir bölümde, "Biraz önce dönemin Başbakanı konuşma yaptı. Aynı zamanda Dışişleri Bakanlığı da yaptı. Biz bu ülkede 10 Ekim Gar Katliamı'nı yaşadık, Suruç'u yaşadık, Diyarbakır'ı yaşadık. Antep'te katliamlar yaşandı. Buna rağmen çıkıp televizyonlarda 'Oylarımız yükseliyor' diye beyan verdi. Bu olmaz. Bunu kabul edemeyiz. Bu olmaz, bunu kabul edemeyiz" ifadesini kullandı.

DAVUTOĞLU: HAKARET VE YALAN ÜRETİLİYOR

Aslan'ın konuşmasına oturduğu yerden ayağa kalkarak tepki gösteren Davutoğlu, "Hakaret ediyorsunuz. Yalan söylüyorsun. Ben buraya hakaret edilmeye gelmedim" diye konuştu. Daha sonrasında kürsüye çıkan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"10 Ekim Gar Faciası, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gördüğü en büyük katliamlardan biridir. O gün benimle birlikte olanlar bilir ki bunu duyduğum anda, bana gelen bütün güvenlik uyarılarına rağmen gara gittim. Ardından olağanüstü bir toplantı yaptım, herkese talimat verdim ve o gün yaralanan bütün vatandaşları ziyaret etmek istediğimi söyledim. Birçok bakan, 'Efendim, size karşı da çok ciddi bir öfke var, gitmeseniz iyi olur' dedi. Ben de dedim ki; bu ülkenin Başbakanı olarak, üzerime yöneltilen öfkeyi göze almazsam, o öfkeyi anlamazsam ve o acıyla empati kurmazsam görevimi yapmış olmam. O gün hastanelerde yaralı olarak bulunanlar bilirler ki hepsini ziyaret ettim. Devletim adına hepsinden özür diledim, ne yapabileceğimizi sordum. Adli ve idari hiçbir tedbirsizliğe izin vermedim. Süreçlerin ve soruşturmaların tamamını takip ettim. Bu ifadeye gelince; Seyit Bey, siz emekçisiniz. Siyaset de bir emek işidir. Lütfen başka bir siyaset emekçisinin emeğine saygı gösterin. Bana yönelik hakaret olarak tekrar edilen o konuşmaya bir bakın. Mülakatın bir bölümünde Gar saldırısı oluyor, ben onu anlatıyorum. Çok daha sonra gelen bir bölümde ise seçime giderken anket durumlarının nasıl olduğu soruluyor. Ben de anketlerde iyi gittiğimizi söylüyorum; bir siyasi partinin genel başkanı olarak. Daha sonra bu sözler birbirine karıştırılarak bir hakaret ve yalan üretiliyor. Bırakın farklı ideolojilerden insanları, düşmanım dahi olsa hayatını kaybedenlere karşı duyarsız olabileceğimi düşünebilir misiniz? Kaldı ki onlar benim vatandaşlarım, canım ciğerim. Buna duyarsız kalabileceğimi gerçekten düşünebilir misiniz?"

Öte yandan Davutoğlu'nun konuşması esnasında salonda bulunan bazı hekimler, kürsüye sırtını döndü.

TTB'nin 78. Büyük Kongresi, diğer davetlilerin kürsü konuşmalarıyla devam etti. Kongre yarın çalışma, mali ve denetleme raporunun okunması, görüşülmesi ve mali raporun ibrazi ile devam edecek. 28 Haziran Pazar günü ise seçim yapılacak.

Kaynak: AJANSLAR