HABER: BURHAN KURTULMUŞ
Bursa Saati ekranlarında Mehmet Çalışkan’ın sunduğu “Bursa’nın Değerleri” programına konuk olan Uludağ İçecek A.Ş. Onursal Başkanı Mehmet Erbak, hem aile şirketinin tarihi hem de Bursa’nın geleceğine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Erbak, “Benim asıl unvanım konsolosluk ya da başkanlık değil, Bursalı Gazozcu Mehmet’tir” sözleriyle Bursa’ya olan bağlılığını dile getirirken, kentin plansız büyümesine de sert eleştiriler yöneltti.

“Hayatımın yeni bir aşamasına geçtim”
70 yaşına gelmesiyle birlikte Fransa Fahri Konsolosluğu görevini bıraktığını ifade eden Mehmet Erbak, artık şirketin onursal başkanlığı görevini yürüttüğünü söyledi. Hayatında yeni bir döneme geçtiğini belirten Erbak, sahip olduğu tüm unvanların ötesinde kendisini “Bursalı Gazozcu Mehmet” olarak tanımladığını dile getirdi.

Bursa’nın ruhuna işlediğini söyleyen Erbak, kente olan aidiyetini şu sözlerle anlattı:
“Benim için en önemli kimlik Bursa’dır. Bu şehir bizim hayatımızın merkezinde oldu. Bursa’nın kültürü, insanı, suyu, havası bize yön verdi.”
Uludağ Gazozu’nun hikâyesini anlattı
Aile şirketinin geçmişine dair önemli bilgiler paylaşan Erbak, Uludağ Gazozu’nun temelinin dedesi Mehmet Hakkı tarafından atıldığını söyledi. Bursa’da “Sigortacı Mehmet Hakkı” olarak tanınan dedesinin, İtalyan bir sigorta şirketinin Marmara Bölgesi mümessilliğini yaptığını belirten Erbak, Tayyare Kültür Merkezi karşısındaki ofiste uzun yıllar faaliyet gösterdiğini ifade etti.
1931 yılında Uludağ Gazozu’nun formülünün bulunduğunu aktaran Erbak, o dönemde Nilüfer Gazoz adıyla bilinen portakallı bir gazozun da üretildiğini söyledi.

“Soda ile doğal maden suyunu karıştırmamak lazım”
İçecek kültürüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erbak, soda ile doğal maden suyunun sık sık karıştırıldığını ifade etti.
“Soda yapay bir içecektir. Ancak Bursa’da yağmur suyundan kar suyuna kadar lezzeti etkileyen çok özel doğal kaynaklarımız var. Doğal maden suyunun soda ile karıştırılmaması gerekiyor” diyen Erbak, Bursa’nın su kaynaklarının eşsiz bir değere sahip olduğunu vurguladı.
Maden sularının tarihine de değinen Erbak, İbrahim Talat Bey’in bu alandaki ilk kuruculardan biri olduğunu belirterek, şirketin ruhsat geçmişinin Sultan Mehmet Reşat dönemine kadar uzandığını söyledi.
“Beşinci kuşağa geçiyoruz”
Uludağ markasının köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Mehmet Erbak, şirketin bugün beşinci kuşağa devredildiğini açıkladı.

“1931’de bulunan aynı formül, aynı kalite ve aynı lezzet anlayışıyla devam ediyoruz. Bu bizim için büyük bir mutluluk. Ürünlerimizi artık yedi kıtada satabiliyoruz” ifadelerini kullanan Erbak, globalleşen markanın yatırımlarını da Türkiye’ye olan bağlılıkla sürdürdüğünü kaydetti.
“Bursa’nın nüfusu artık artmamalı”
Programın en dikkat çeken bölümünde Bursa’nın büyüme politikalarını eleştiren Erbak, kentin artık taşıma kapasitesinin zorlandığını söyledi.
“Bursa’nın nüfusunun artık artmaması gerekiyor. Bunu bütün yöneticilerin dikkate alması lazım. Nesilden nesile Bursa’yı kirlettik. Bu da bizim canımızı yakıyor” diyen Erbak, özellikle çevre sorunları ve su krizine dikkat çekti.
Bursa’nın kuraklık ve susuzluk gibi ciddi problemlerle karşı karşıya olduğunu belirten Erbak, tüm bu sorunlara rağmen sanayi ve nüfus artışının ısrarla sürdürülmesini doğru bulmadığını ifade etti.

Yeni yatırım deprem bölgesine
Şirket olarak büyümeye ihtiyaç duyduklarını ancak yeni yatırımları Bursa dışında planladıklarını açıklayan Erbak, bu kapsamda Orta Anadolu’ya yöneldiklerini söyledi.
Deprem bölgesinde yatırım yapma kararı aldıklarını belirten Erbak, Malatya’da yeni fabrika kurduklarını açıkladı.
“Yeni yatırımlarımızı Orta Anadolu’da yapıyoruz. Hem deprem bölgesine katkı sunmak hem de üretimi Anadolu’ya yaymak istiyoruz” diyen Erbak, bazı çevrelerin bu yatırımı riskli bulduğunu söyledi.

“Japonya’dan ne farkımız var?”
Deprem bölgesinde yatırım yapılmasına yönelik eleştirilere de yanıt veren Mehmet Erbak, Japonya örneğini gösterdi.
“Bazı arkadaşlarımız deprem bölgesinde iş yapmanın doğru olmadığını düşündü. Ben de onlara Japonya’yı örnek verdim. Japonya çok ciddi bir deprem ülkesi olmasına rağmen üretimden vazgeçmiyor. Bizim Japonya’dan ne farkımız var? Onlar deprem bölgesinde sanayi kurabiliyorsa biz de bunu başarabiliriz” ifadelerini kullandı.

Erbak, Malatya’daki yeni fabrikanın hem bölge ekonomisine hem de Türkiye üretimine önemli katkı sağlayacağını belirterek, “Allah bize bu heyecanı verdi. Gücü de ülkemize olan aşkımızdan aldık” dedi.




