HABER: BURHAN KURTULMUŞ

Türk otomotiv sektörünün ülke ekonomisindeki stratejik önemine dikkat çeken Tuna Arıncı, sektörün ihracattaki ağırlığını rakamlarla ortaya koydu.

Otomotiv ihracatın lokomotifi

Arıncı, “Türkiye’de otomotiv sektörü ihracatta çok önemli bir yer tutuyor. Bu yıl yaklaşık 41,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Bu rakam Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 18’ine karşılık geliyor. Otomotiv sanayi bugün ülkenin ihracat lokomotifi konumunda” dedi.

Yıl sonunda ihracatın 43 milyar dolara ulaşabileceğini belirten Arıncı, rakamlardaki artışın yanıltıcı olmaması gerektiğini de vurguladı.

“Katma değerin yükselmesi nedeniyle ihracat rakamları artıyor. Ancak yılın ilk dört ayında sektör maalesef çok da pozitif bir seyir izlemedi. Bu tabloyu doğru okumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Karbon düzenlemesi ve elektrikli araç dönüşümü kapıda

Arıncı, sektörün önündeki en önemli engellerden birinin Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması olduğunu söyledi.

2022 ruhu Bursa'da yeniden yaşandı
2022 ruhu Bursa'da yeniden yaşandı
İçeriği Görüntüle

Türk otomotiv sanayisinin aynı zamanda hibrit ve elektrikli araç üretimine hızlı şekilde uyum sağlamak zorunda olduğuna işaret eden Arıncı, küresel dönüşümün rekabet şartlarını yeniden şekillendirdiğini belirtti.

Bursa otomotivin üretim üssü

Bursa’nın yalnızca araç üretimiyle değil, yan sanayi ve tedarik zinciriyle de dev bir üretim ekosistemi oluşturduğunu dile getiren Arıncı, kentin ihracattaki konumuna dikkat çekti.

“Bursa, Türkiye ihracatında üçüncü sırada yer alıyor. Burada çok güçlü bir sanayi başarısından söz ediyoruz. Ancak önümüzde çözülmesi gereken önemli sorunlar da bulunuyor” dedi.

En büyük sorunlardan biri: İşçilik maliyetleri

Türk otomotiv sektörünün rekabet gücünü zorlayan en önemli başlıklardan birinin işçilik maliyetleri olduğunu belirten Arıncı, son yıllardaki değişimi iki dönem halinde değerlendirdi.

“2021-2023 yılları arasında kur artışlarının hızlı olduğu dönemde işçi maliyetleri ortalama 350-400 dolar seviyelerindeydi. Daha sonra asgari ücrette TL bazında hızlı artışlar yaşandı ve maliyetler 1.000-1.100 dolar bandına çıktı” diye konuştu.

Türkiye’nin artık düşük maliyet avantajını kaybettiğini vurgulayan Arıncı, rakip ülkelerle karşılaştırma yaptı:

“Bugün Fas ve Mısır gibi ülkelerde işçilik maliyetleri hâlâ 350-400 dolar seviyelerinde. Türkiye’nin lojistik avantajı da artık tek başına belirleyici olmuyor.”

Personel giderleri ikiye katlandı

Özellikle sendikalı işletmelerde personel maliyetlerinin son dört yılda dramatik şekilde arttığını belirten Arıncı, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yaklaşık 3-4 yıl önce yıllık işçi maliyetleri 5 bin dolar seviyelerindeydi. Son dört yılda bu rakam yaklaşık yedi kat arttı ve bugün 30-35 bin dolar seviyelerine ulaştı. Daha önce tedarik zincirinde personel maliyetlerinin payı yüzde 15 civarındayken bugün yüzde 30-35 seviyelerine yükseldi. Türkiye’de ucuz üretim dönemi artık geride kaldı.”

“Doğu Avrupa’dan daha pahalı hale geldik”

Türkiye’nin maliyet açısından artık birçok Doğu Avrupa ülkesinin gerisine düştüğünü ifade eden Arıncı, çalışma süreleriyle oluşan farkın kapatılmaya çalışıldığını söyledi.

“Bugün birçok Doğu Avrupa ülkesinden daha pahalı durumdayız. Onlar haftada 37-38 saat çalışırken biz yaklaşık 45 saat çalışarak rekabet açığını kapatmaya çalışıyoruz” dedi.

Sedat Kızılcıklı: “ÖTV indirimi daha faydalı olur”

Programda söz alan 22. ve 23. Dönem Milletvekili Sedat Kızılcıklı ise otomotiv sektöründeki vergilendirme sistemine dikkat çekti.

Avrupa ile Türkiye arasındaki fiyat farkının tüketiciye ciddi yük getirdiğini belirten Kızılcıklı, “Örneğin Avrupa’da 10 bin euroya satılan bir aracı Türkiye’de yaklaşık 20 bin euroya almak zorunda kalıyoruz. Kurumlar vergisi yerine ÖTV indirimi yapılması otomotiv sektörüne ve tüketiciye çok daha fazla katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Türk otomotivinde yeni dönem

Büyüteç Programı’nda yapılan değerlendirmeler, Türk otomotiv sektörünün güçlü ihracat performansını sürdürürken aynı zamanda yüksek işçilik maliyetleri, karbon düzenlemeleri ve elektrikli araç dönüşümü gibi kritik meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Sektör temsilcilerine göre, rekabet gücünün korunabilmesi için maliyetleri dengeleyecek ve dönüşümü hızlandıracak yeni politikalara ihtiyaç duyuluyor.