Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı ziyaret ettikten sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özdağ, Türkiye’de yargı süreçlerinin siyasi konuma göre şekillendiğini öne sürerek hukuk devleti ilkesinin yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyledi. Muhalefete yönelik uygulamaları eleştiren Özdağ, çözümün sandıkta olduğunu ifade etti.
“TÜRKİYE ARTIK BİR HUKUK DEVLETİ DEĞİLDİR”
Tanju Özcan’ı ikinci kez cezaevinde ziyaret ettiğini belirten Özdağ, Bolu Belediye Başkanı’nı önceki görüşmeye kıyasla daha sağlıklı ve moralli bulduğunu aktardı. Özcan’ın yaklaşan karar duruşmasından beraat çıkacağı konusunda umutlu olduğunu söyledi.
Türkiye’de muhalif siyasetçilere, basın kuruluşlarına ve sosyal medya hesaplarına yönelik uygulamaları eleştiren Özdağ, halkı kin ve düşmanlığa teşvik ile yanıltıcı bilgiyi yayma suçlamalarının muhalefeti susturmak amacıyla kullanıldığını ileri sürdü. Hangi bilginin yanıltıcı olduğuna ve hangi ifadelerin suç oluşturduğuna siyasi konuma göre karar verildiğini savundu.
Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da eleştiren Özdağ, mevcut durumun toplumun adalete olan güvenini zedelediğini belirtti. Hukuk devletinin, demokrasinin ve özgür basının yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyleyen Özdağ, yolsuzluklarla mücadele edilmesi ve suç işlediği öne sürülen kişilerin yargı önüne çıkarılması gerektiğini ifade etti. Özdağ’a göre bu değişimin yolu sandıktan geçiyor.
HALK TV OPERASYONU VE FON SORUŞTURMASI HAKKINDA KONUŞTU
Halk TV’ye yönelik operasyon ve kayyum atanması hakkındaki soruyu da yanıtlayan Özdağ, gelişmenin kendisi açısından şaşırtıcı olmadığını ancak üzücü olduğunu söyledi. Operasyonun Ekrem İmamoğlu’nun savunma duruşmalarının başladığı güne denk gelmesine dikkat çeken Özdağ, bunun bir mesaj taşıdığını öne sürdü.
Halk TV’nin yayınları nedeniyle hangi suçlamayla karşı karşıya olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Özdağ, yayın kuruluşlarının ve sosyal medya hesaplarının kapatılmasına tepki gösterdi. Kendi tutukluluk sürecini de örnek veren Özdağ, Kayseri’de sonuçlandırıldığını söylediği bir soruşturmayla bağlantılı olarak gözaltına alındığını, düzenlendiğini öne sürdüğü bir belgeye dayanılarak tutuklandığını ve beş ay cezaevinde kaldığını anlattı.
Fon yolsuzluğu soruşturmasına ilişkin değerlendirmesinde ise iktidar ve muhalefet mensuplarına farklı yaklaşımlar sergilendiğini savundu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin soruşturmanın şeffaf yürütülmesi yönündeki çağrısını değerlendiren Özdağ, Bahçeli’nin iktidar üzerindeki etkisinin önemli olduğunu söyledi.
Özdağ, “Eğer Bahçeli isterse fon yolsuzluğu soruşturmasının şeffaf yapılmasını sağlayabilir” diyerek açıklamaların somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Bahçeli’nin bu konudaki tutumunun samimiyetinin önümüzdeki günlerde görüleceğini ifade etti.
YEMEN POLİTİKASINA TEPKİ: “TÜRK ASKERİNİN KANI DÖKÜLEMEZ”
Özdağ’ın açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri de Türk askerinin Suudi Arabistan’ın çıkarları doğrultusunda Yemen’de görevlendirilmesi ihtimali oldu. Özdağ, Türkiye’nin terörle mücadele politikası ile Yemen’e yönelik olası askerî desteğin birbiriyle çeliştiğini savundu.
PKK ile yürütülen müzakerelere de tepki gösteren Özdağ, bu yaklaşımın Türk devletinin çıkarlarını yansıtmadığını ileri sürdü. Yemen politikasını da benzer şekilde değerlendiren Özdağ, bunun İsrail ve ABD’nin çıkarlarıyla örtüştüğünü iddia etti.
Husilerin İsrail’i hedef aldığını, Suudi Arabistan’ın ise İsrail’in yanında yer aldığı için çatışmaların içinde bulunduğunu öne süren Özdağ, Türk askerinin bu mücadeleye dahil edilmesinin Türkiye açısından riskler taşıdığını söyledi. Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleşen Asya ticaretine de dikkat çeken Özdağ, bölgedeki gerilimin Türk gemilerini hedef haline getirebileceği ve deniz ticaretini sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Yemen konusunda Türkiye’den destek beklenebileceğine yönelik sözleri hakkındaki değerlendirmesinde ise Özdağ, olası bir askerî müdahaleye karşı çıktı. Özdağ, “Eğer Husilere karşı savaşılacaksa bunu Amerikalılar ve İsrailliler kendileri yapsınlar. Türk askerinin kanı Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü veya Suudi ailesinin serveti için dökülemez” ifadelerini kullandı.





