Bursa son on yılda fark edilmeden ama derinden değişti. Bir sabah uyanıp “Bu şehir artık başka bir yer” demedik belki; fakat her gün biraz daha kalabalıklaşan yollar, yükselen beton bloklar ve kaybolan alışkanlıklar bize bunu sessizce anlattı. Bursa büyüdü, evet. Ama büyürken ne kazandı, ne kaybetti; işte asıl mesele bu.

Önce ulaşım…

Otoyollar, hızlı tren projeleri, çevre yolları… Bursa artık İstanbul’a, İzmir’e, hatta Türkiye’nin geri kalanına daha yakın. Kağıt üzerinde müthiş bir kazanım. Ama sabah ve akşam saatlerinde trafiğe çıkan herkes biliyor ki bu yakınlık şehir içinde rahatlamaya dönüşmedi. Araç sayısı arttı, yollar genişledi ama trafik bir türlü azalmadı. Hızlandık ama sıkıştık.

Sanayi ise Bursa’nın değişmeyen kaderi.

Otomotivin kalbi hala burada atıyor. Organize sanayi bölgeleri genişledi, fabrikalar büyüdü, istihdam arttı. Ekonomi canlı kaldı. Ancak bu büyümenin bedelini şehir ödedi. Tarım alanları daraldı, hava kirliliği arttı, konut alanları sanayiyle iç içe geçti. Bursa çalışıyor ama nefes almakta zorlanıyor.

Konut meselesi belki de değişimin en görünür yüzü.

Son on yılda Bursa’da gökyüzü değişti. Az katlı evlerin yerini siteler, rezidanslar aldı. “Güvenli yaşam”, “site hayatı”, “kapalı otopark” derken mahalle kültürü sessizce çekildi arka sokaklara. Komşuluk azaldı, tanışıklık zayıfladı. Daha modern evlerde yaşıyoruz belki ama birbirimize daha uzağız.

Doğa…

Bursa’nın en büyük şansı ve en büyük sınavı. Uludağ hala orada, İznik Gölü hala büyüleyici, ovamız hala bereketli. Ama betonlaşma her yıl biraz daha büyüyor. Yeşil Bursa ifadesi artık bir marka mı, yoksa gerçek mi, bunu sorgulamak gerekiyor. Çünkü doğa, kaybedildiğinde geri gelmiyor.

Turizmde ise yön değişti.

Bursa artık sadece tarih kitaplarında kalan bir şehir değil. Gastronomi, termal turizm, doğa yürüyüşleri, hafta sonu kaçamakları… Şehir daha görünür, daha ziyaret edilir hale geldi. Bu olumlu bir gelişme. Ancak plansızlık burada da kendini gösteriyor. Gelen var, kalan az; tanıtım var, sürdürülebilirlik eksik.

Gençler…

Üniversiteler, sanayi ve göç Bursa’yı gençleştirdi. Cafeler çoğaldı, sosyal alanlar arttı deniyor. Ama gençler hala “gidecek yer yok” demekten vazgeçmedi. Çünkü mesele mekan değil, nitelik. Bursa genç bir şehir ama gençler için yeterince cesur değil.

Sonuçta Bursa bugün güçlü ama yorgun bir şehir.

Üretiyor, büyüyor, kalabalıklaşıyor. Fakat yaşam kalitesi, planlama ve uzun vadeli vizyon konusunda hala eksikleri var. Son on yıl bize şunu gösterdi: Şehirler sadece yollarla, binalarla değil; insanıyla, doğasıyla ve hafızasıyla büyür.

Önümüzdeki on yıl, Bursa için bir dönüm noktası olabilir.

Ya sadece daha büyük bir sanayi kenti olacağız ya da gerçekten yaşanabilir bir şehir olmayı başaracağız. Tercih bizim. Ama zaman, her zamankinden daha hızlı akıyor.