Yaz dönemi Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Gastronomi Şenliği’ne uğramıştım.

Ancak açıkta satılan gıdalar nedeniyle oluşan Peşaver görüntüsünden rahatsız olmuştum.

Umarım ve dilerim ki Bursa festivali, önümüzdeki yıl, daha ciddi, Bursa’nın lezzetlerini ön plana alan, bu kentin mutfak kültürünü yaşatan bir konuma ulaşır da sakil görüntüler ortadan kalkar!

****

Yemek kültürü konusunda Bursa’yı, Bursa markalarını ön plana çıkaran bir kuruluş var bu kentte…

Ramazan Başan’ın başkanlığını yaptığı kısa adı GASTRODER olan Gastronomi Kültür ve Seyahat Derneği…

****

Geçtiğimiz günlerde, yuvarlak olmasa da bir masa etrafında dar ama etkili kişilerin katıldığı bir tür beyin fırtınası yaptık.

Her bir konuşma ders niteliğindeydi.

Gold Majesty’nin Genel Müdürü Kemal Çubukçu’ya ilk sözü verdi Ramazan Başkan…

Otelin yeni bir yıldız taktığını, beşinci yıldızı alarak kente, konuklara daha iyi hizmet vereceklerini söyledi Genel Müdür...

****

Ardından Bursa’nın efsane markası Ulus Pastanesi’nin son kuşak temsilcisi Melike Öztat söz aldı.

Bu çok önemli ve de tek şubeli lezzet durağının kuruluşu neredeyse cumhuriyetle yaşıt…

1928 yılında, ulus devleti çağrıştırmak için Ulus Pastanesi adı verilen kuruluşun mimarı dedeleri Rasim Öztat!

Cumhuriyetin ilk lezzet markası olan Ulus Pastanesi sahibi Öztat, “Ticari ahlakımız gereği biz şube açmadık. Çünkü bizde yapay hiçbir şey yoktur. Üretilen anında tüketilir” dedi.

****

Bir başka köklü kuruluşun son kuşak temsilcisi Kasım Özcan, 1919 yılında İhsan Celal Antel’in, Hamitler’de ilk yerli konserve fabrikasını kurduğunda, bölgede 100 ton enginar çıktığını belirterek, “Şimdi bin beş yüz kilo var yok. Biz 100 yıldır o fabrikaya enginar sağlayan aileyiz. Şimdi Hasanağa-Görükle bölgesinde üretim yapıyoruz. Ancak giderek alanımız daralıyor. Böyle giderse çocuklarımız, torunlarımız enginarı bilmeyecek” diye konuştu. Bu çarpıcı sözlerden ek olarak Mısır’dan ve de Güney Afrika’dan enginar geldiğini söyledi Kasım Özcan…

Şahlanan Türkiye’de tarımdan manzaralar deyip geçelim.

****

Hisar bölgesinde Manolya ağacının gölgesinde açtığı otelle tarihi bölgeye can suyu olan Kaleici otelin sahibi Ahmet Aydın da 5 kuşaktır aynı bölgede yaşadıklarının altını çizerek, Tophane Hisar’da Roma-Bizans döneminden kalan kalıntıların oluşturduğu açık hava müzesinin (Hisar Arkeopark) çok yakında açılacağı müjdesini verdi.

****

Başta şarap olmak üzere her türlü içeceğin tadımını yapan firma sahibi Özgür Gül de geleneksel hale gelen Mudanya Çağrışan Üzüm Festivali’nin bu yıl, Mudanya Belediyesi tarafından neden yapılmadığını sorguladı.

****

Sofa Yemek Sanayi Sorumlusu Ali Özdal ise 4 bine yakın aşçı çalıştıran bir firma olarak yemeğin, gıdanın hiç bu kadar dara düşmediğini anlattı.

Şef Özdal “Gıda konusunda giderek daha da zor duruma düşeceğiz. Çünkü benim 200 lira fiyat verdiğim yere 125 lira fiyat veriyorlar. Sonra da İnegöl’de olduğu gibi gıda zehirlenmesi oluyor. 2 kişi yoğun bakımda” dedi.

Dünyada çeşitli etkinliklere de katılan Ali Özdal tartışılacak bir iddia ortaya koydu:

Osmanlı mutfağı diye bir şey yoktur, Anadolu mutfağıdır o.”

****

Prof. Dr. Mustafa Tayyar, “Bursa Anadolu’nun elmasıdır” diyerek söze başladı, sonra şöyle devam etti:

Bursa’nın sahibi yok. Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen harika bir kent yaptı. Bizde Nilüfer çayı kirli akarken, onlar Porsuk çayında tekne yüzdürmekle kalmadı, orada insanların güneşlendiği plaj yaptılar Bursa’dan gençler araç tutup hafta sonları Eskişehir’e gidiyor.”

****

Otelcilere danışmanlık da yapan Atilla İçin de yakında Hilton Double Tre, Dedeman Suit ve Park Dedeman adlı beş yıldız otellerinin çok yakında Bursa’da faaliyete geçeceği bilgisini verdi.

İstanbul’dan Bursa’ya son gelenler arasında olan Atilla İçin’in tanımlamasını aktarmadan edemeyceğim:

Bursa Sanayi köyü haline geldi.”

****

Bursa’nın duayen sanayicilerinden Vehbi Varlık, bir Türkiye markası haline getirdiği İnoksan sürecini anlattıktan sonra “Kent lokantaları çok değerli. Esnaf lokantaları da öyle… Gelen misafirlerimi oraya götürüyorum. Müzeye gider gibi esnaf lokantasına gidiyorum” şeklinde konuştu.

****

Sadece Kardelen markasını değil kestane şekerini de Kafkas sonrasında sırtlayıp götüren Kardelen şekerlerinin sahibi Mümin Akgün de İtalya’ya bu yıl 100 bin kutu kestane şekeri ihraç ettiklerini ifade ederek, çok yakında Paris’te Cordalio markasıyla dükkan açacaklarını kaydetti.

****

Çin’in fahri konsolosu Nejat Yahya ise geçtiğimiz günlekrde İstanbul’ da gerçekleştiren EMİT ile Tekstil fuarlarına Bursa’dan çok az katılımcı gördüğünü oysa bu iki alanda 100 milyar dolarlık bir potansiyel olduğuna dikkat çekti.

****

Ben de konuştum.

Bursa’nın sanayileşmesinin sakıncalarını sayılarla dile getirdim. Küçük, orta ve büyük boy 52 sanayi bölgesi olduğunu belirttikten sonra, “Yeni fabrika, yeni göç demektir. Göçle gelen insana konut lazım. Şehir betonlaşmaya devam edecek demektir. Su azalıyor, yeşil ortadan kalkıyor, trafik keşmekeş hale geliyor, hava kirleniyor. Bursa sanayiye doydu. BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ı ve yeni sanayi bölgesi öneren Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i durdurmak lazım” dedim özetle…

****

Yemeğin felsefesinden girdik, Bursa’nın kanayan yaralarına parmak bastık.

İnanılmaz keyif aldığım bir toplantı oldu.

Darısı diğer toplantıların başına!

****

Bu yazının dipnotu: Buluşmaya şu isimler katıldı: 1-Ramazan Başan, 2-Özgür Gül -Şarabınizinde, 3-Atilla İçin - Otel Danışmanı, 4-Mümin Akgün-Kardelen Kestane, 5-Doç.Emel Adamış-U.Ü Akademisyen, 6-Vehbi Varlık-İnoksan, 9-Mahir Sünneli-Yeşil Pideli Köfte, 10-Cemal İnan-İnan Kardeşler, 11-Kasım Özcan-Enginarofisi, 12-Osman Gürçay(Basın) , 13-Yüksel Baysal(Basın), 14- Prof.Dr.Zeyyat Sabuncuoğlu, 16-Ahmet Aydın- Kaleiçi Otel, 20-Melike Öztat -Ulus Pastanesi, 22- Prof.Dr.Mustafa Tayar, 21-Kemal Çubukçu - Majestik Gold Otel GM, 23-Feray Bülte -Astv, 24- Nesrin Güler – Danışman, 25-Ali Özdal- Sofa Yemek Sanayi şefi…