Türkiye’nin siyasal iklimi, sosyal medyada birbirini suçlayan, yolsuzluk ve torpil dosyalarıyla gündeme gelen, hatta özel hayat üzerinden iftira kampanyaları yürüten bir tabloyla kararmış durumda. Bu tablo, toplumda derin bir güvensizlik ve ahlaki değerlerin erozyonu yaratıyor.

Kahvehanelerde ya da dost sohbetlerinde herkesin birbirini suçladığını, kimsenin kimseye güvenmediğini görmek artık sıradan bir durum.

Özellikle siyasetçilere ve bürokratlara karşı güvenin tamamen ortadan kalkması, toplumsal hoşgörünün de hızla yok olmasına yol açıyor.

Kolberg’in Ahlak Gelişimi ve Bugünün Türkiye’si

Psikolog Lawrence Kohlberg’in ahlak gelişimi kuramında en alt basamak, “cezadan kaçınma” düzeyidir. Bu düzeyde birey, yalnızca yakalanmadığı sürece yanlış davranışlarda bulunur. Bugün Türkiye’deki siyasal iklim, ne yazık ki bu basamağa geri dönmüş gibi görünüyor:

Eğer yakalanmadıysan, her şeyi yapabilirsin.” Bu anlayış, kul hakkını hiçe sayan, dini söylemleri araçsallaştıran bir zihniyetin yaygınlaşmasına sebep oluyor. Oysa din adamı torpille girilen bir işten alınan parayı “helal” sayabilir mi? Bu sorunun cevabı, toplumun vicdanında çoktan verilmiş durumda.

Bursa’daki siyasal tablo da ülkenin genel ikliminden farklı değil. Ancak bu karanlık atmosferde bir istisna dikkat çekiyor:

Anahtar Parti İl Başkanı Fikret Aslan. Onun duruşu, siyasal yozlaşmanın tam karşısında bir örnek olarak öne çıkıyor. Fikret Aslan, kimsenin günahıyla ilgilenmiyor; şehrin sorunlarına odaklanıyor, çözüm önerileri geliştiriyor. “Halka hizmet etmeyi hakka hizmet etmek” olarak tanımlıyor. Dedikodu ve iftiradan uzak durarak siyasetin ahlaki bir zeminde yapılabileceğini gösteriyor. Mütevazı ve edepli tavrı, halkın gönlünde şimdiden yer edinmiş durumda.


Anahtar Parti’nin Bursa’daki teşkilatlanması, kibirden ve gösterişten uzak bir anlayışla halkın derdine derman olmayı hedefliyor.

Bu yaklaşım, Kohlberg’in ahlak gelişiminde daha üst basamaklara işaret ediyor: toplumsal sözleşme ve evrensel etik ilkeler düzeyine doğru bir yükseliş. Yani, yalnızca yakalanmadığın için değil, doğru olduğuna inandığın için dürüst davranmak… Fikret Aslan’ın asil ve mütevazı duruşu, bozuk siyasal iklimde umut veren taze bir çınar gibi yükseliyor.

Toplumun güvenini yeniden kazanmak, ancak bu tür ahlaki liderliklerle mümkün olabilir.

Bursa’dan yükselen bu örnek, belki de Türkiye’nin siyasal geleceğinde yeni bir yol açacaktır.