İki adayın vaatlerini önceki yazımızda bahsettiğimiz açıdan incelediğimizde önemli bir ayrım ortaya çıkıyor.

Özer Matlı'nın bağımsız denetim,

BTSO harcamalarının şeffaflaştırılması,

meclis toplantılarının yayımlanması,

meslek komitelerinin güçlendirilmesi,

Bursa 360° Ticaret ve Sanayi Envanteri,

üye danışmanlığı,

Finansmana Erişim Merkezi,

yapay zekâ programları,

uluslararası ülke masaları ve ekonomik veri sistemleri gibi vaatlerinin önemli bölümü doğrudan BTSO'nun hareket alanındadır.

Bunların yapılması için Cumhurbaşkanlığı kararı beklemek gerekmez.

Bakanlığın Bursa'ya milyarlarca lira göndermesine de gerek yoktur.

BTSO yönetiminin iradesi, bütçesi ve gerekli oda organlarının kararları çerçevesinde bunların önemli bölümü gerçekleştirilebilir.

Bu nedenle bunlara gerçek anlamda BTSO seçim vaadi diyebiliriz.

Burkay'ın UR-GE projeleri,

uluslararası alım heyetleri,

BUTGEM, BUTEKOM,

dijital dönüşüm çalışmaları,

mesleki eğitim,

ihracat destekleri ve benzeri faaliyetleri de aynı kategoriye giriyor.

Ancak iki adayın programındaki büyük fiziksel yatırımlara geldiğimizde tablo değişiyor.

“Üç OSB Yapacağım” Demek Yetiyor mu?

Özer Matlı Bursa'nın doğusunda, batısında ve kuzeyinde üç KOBİ OSB öneriyor.

İbrahim Burkay ise TEKNOSAB KOBİ OSB ve Gıda İhtisas OSB projelerini ortaya koyuyor.

BTSO bir OSB'nin kuruluşunda öncü olabilir.

Sanayiciyi örgütleyebilir.

Talebi belirleyebilir.

Kuruluş süreçlerinde yer alabilir.

Finansman modelinin oluşturulmasına katkı sağlayabilir.

Ancak BTSO yönetim kurulu bir sabah toplanıp: “Şuraya OSB kuruyoruz” diyerek OSB kuramaz.

Yer seçimi, planlama, tüzel kişilik, çevresel süreçler, altyapı ve ilgili kamu kurumlarının onayları devreye girer. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı başta olmak üzere merkezi ve yerel kamu otoritelerinin yetkileri vardır.

Üstelik yüzlerce hektarlık sanayi alanı yalnızca hukuki yetki meselesi değildir.

Araziyi kim sağlayacak?

Altyapıyı kim finanse edecek?

Yol, elektrik, su, doğal gaz ve arıtma yatırımlarının bedeli nedir?

Katılımcı sanayiciden ne kadar para alınacak?

Ne kadar kredi kullanılacak?

Kamunun finansman katkısı olacak mı?

Bunların cevabı verilmeden “üç KOBİ OSB yapacağız” sözü bir yatırım projesi olamaz ancak yatırım hedefi olur.

Aynı durum Burkay'ın Gıda İhtisas OSB'si için de geçerlidir.

BTSO öncülük edebilir.

Ama tek başına karar veremez ve tek başına bütün yatırımı gerçekleştiremez.

Organize Konut Bölgesi ve Marina Daha da Tartışmalı

Burkay'ın Organize Konut Bölgeleri projesinde BTSO'nun yetki sınırı daha da belirginleşiyor.

Konut alanı oluşturmak; imar, arazi, ulaşım, altyapı, yerel yönetim, hükümet kararlarını gerektirir.

BTSO burada talebi örgütleyebilir, proje geliştirebilir, ortaklık kurabilir veya sürecin öncülüğünü yapabilir.

Ama Bursa'nın konut planlamasını BTSO yapamaz!

Matlı'nın Güney Marmara Marina Projesi için de aynı durum söz konusu.

Marina yapmak; kıyı mevzuatı, imar, çevre, ulaştırma, arazi veya tahsis, belediyeler ve hükümet gibi çok sayıda kamusal yetki alanına girer.

BTSO yatırımcıyı örgütleyebilir, fizibilite hazırlayabilir, yatırım şirketine ortak olabilir, kamu kurumları nezdinde girişimde bulunabilir.

Ama “BTSO seçimlerini kazanırsam marina yapacağım” denildiğinde bunun yanında mutlaka şu açıklamanın bulunması gerekir:

Hangi kurumlarla görüşüldü?

Ön izin veya mutabakat var mı?

Yatırım tutarı nedir?

Finansman modeli nedir?

Yoksa vaat BTSO başkanının tek başına yerine getiremeyeceği bir kamu yatırımına dönüşür.

Vaatleri Üç Gruba Ayırmak Gerekir

Bu nedenle iki adayın projelerini üç ayrı kategoriye ayırmak daha doğru olacaktır.

Birinci grup: BTSO'nun doğrudan yapabilecekleri.

Ekonomik envanter, veri merkezi, eğitim, mesleki gelişim, ihracat organizasyonları, ülke masaları, dijitalleşme, yapay zekâ programları, danışmanlık, kurumsal şeffaflık, ekonomik raporlama...

Bunlar gerçek anlamda BTSO'nun sorumluluğundadır.

İkinci grup: BTSO'nun öncülük ederek gerçekleştirebilecekleri.

Fuar merkezi, teknoloji merkezleri, yatırım fonları, büyük lojistik ve depolama organizasyonları gibi özel sektör, finans kuruluşları veya kamu kurumlarıyla ortaklık gerektiren yatırımlar.

BTSO bunların lideri olabilir.

Üçüncü grup ise BTSO'nun tek başına gerçekleştiremeyeceği projelerdir.

Yeni OSB'lerin yer seçimi ve kuruluş onayı, büyük ölçekli imar kararları, organize konut bölgeleri, marina ve büyük ulaşım altyapıları gibi yatırımlar.

Burada adayın vaadi:

“Yapacağız” değil;

“Kurulması için öncülük edeceğiz ve gerekli kamu kararlarının alınması için mücadele edeceğiz” şeklinde okunmalıdır.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü BTSO seçimi belediye seçimi değildir. Milletvekili seçimi de değildir. Bakanlık seçimi hiç değildir.

61 Bin İşletmenin Ekonomik Fotoğrafını Biliyor muyuz?

Buradan esas meseleye dönelim.

Bursa ne üretiyor?

Hangi üründen ne kadar üretiyor?

Hangi sektörün kapasite kullanım oranı nedir?

Firmaların tahsilat vadeleri kaç güne çıktı?

Stokta kalma süreleri nedir?

Borç ödeme süreleriyle birlikte sektörlerin nakit dönüşüm döngüsü kaç gündür?

Bursa sanayisinin işletme sermayesi açığı ne kadardır?

Hangi sektör yüksek faiz nedeniyle yatırım yapmaktan vazgeçiyor?

Hangi sektör mevcut kur nedeniyle ihracat pazarını kaybediyor?

Türkiye'nin ithal ettiği hangi ürünleri Bursa'nın mevcut üretim altyapısıyla üretebiliriz?

Bursa'nın atıl kapasitesi nerede?

Bunların cevabını bilmiyorsak önce bunları öğrenmeliyiz.

Bu nedenle Özer Matlı'nın Bursa 360° Ticaret ve Sanayi Envanteri önerisini önemli buluyorum.

Ancak envanter çıkarmak yetmez.

Envanterden Bursa'nın üretim politikası çıkarılmalıdır.

Bursa'nın Bir Üretim Planı Olmalı

Mesele yalnızca Bursa'da kaç tekstilci veya kaç otomotiv firmasının bulunduğunu bilmek değildir.

Asıl mesele:

Elimizdeki sermayeyi, insan kaynağını, sanayi altyapısını ve teknolojiyi hangi üretim alanlarına yönlendireceğiz?

Bunun için şu zinciri kurmak gerekir:

Ne üretiyoruz?

Ne ithal ediyoruz?

Bunların hangilerini Bursa'da üretebiliriz?

Dünya ne satın alıyor?

Bursa'nın hangi üretim yetenekleri bu talebe cevap verebilir?

Sermayeyi, teşviki, krediyi ve insan kaynağını hangi alanlara yönlendirmeliyiz?

Sonra üniversiteyi, bankayı, sanayiciyi, yatırımcıyı ve kamuyu aynı hedef etrafında bir araya getirmek gerekir.

BTSO'nun 61 bin üyeden kaynaklanan gerçek ekonomik gücü burada ortaya çıkar.