Evet!
Futbol, toplum, siyaset, kimlik, ekonomi ve hatta iç savaş gibi çok daha büyük meselelerle iç içe geçmiş bir alandır.
...
Başlayan bu açılım sürecinin, en yumuşak karnı ve provokasyona en müsait noktası sanırım Amed Spor maçları gibi görünüyor.
Yaşanan ve yaşanacak olan provokasyonları görmüş olacak ki MHP lideri Bahçeli dün “Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesinden ve burada başarılı olmasından milletimiz memnuniyet duymaktadır” açıklamasını yaptı.
...
Görülen o ki futbol taraftarları üzerinden ve özellikle Amed Spor maçları üzerinden yaşanan eylem ve sosyal medya gönderileri toplumsal bir provokasyona doğru süreklenmeye başladı.
Köşe yazarı arkadaşım Yüksel Baysal, Yugoslavya’daki Belgrad Kızılyıldız ile Dinemo Zagrep takımlarının 90’larda yaşanan çatışmasını ve içsavaşı hatırlattı.
Evet doğru bir örnek verdi.
Bu maçın üzerinden tam 36 yıl geçti.
Önce bu maçı ve yaşananları aktarayım.

FUTBOL SADECE FUTBOL MU?
“Futbol sadece futbolculara bırakılmayacak kadar önemlidir” sözü, Georges Clemenceau’nun O ünlü “Savaş, generallere bırakılmayacak kadar ciddidir” sözünün futbola uyarlanmış halidir.
Yİne Simon Kuper’in “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir” kitabı ile dünyanın ünlü teknik direktörü Bill Shankly’nin “Futbol ölüm-kalım meselesi değildir, ondan daha önemlidir” sözü de benzer bir içerikleri anlatır.
Portekiz diktatörü António de Oliveira Salazar’ın ünlü “Üç F”si yine futbolun, toplumun kontrol altında tutulmasında ne kadar önemli olduğunu gösteren bir parametredir.
Salazar’ın 3F’si;
Futebol (futbol)
Fado (Portekiz halk müziği)
Fátima (Katolik hac yeri)
Evet, tüm bu örnekler ve “ Futbol, futbolculara bırakılmayacak kadar önemlidir” sözü, futbolun yalnızca sahadaki 22 oyuncunun işi olmadığını, futbolun, toplum, siyaset, kimlik, ekonomi ve hatta savaş gibi çok daha büyük meselelerle iç içe geçtiğinin vurgulanmasıdır aslında.

SIRP-HIRVAT KAVGASI
Yugoslavya’daki Maksimir Stadyumu olayları, tribünlerdeki çatışmanın kısa sürede etnik ve siyasi bir boyuta evrilmesini gösteren önemli bir örnektir.
Bu konuda önce kısaca bilgi vermek gerekirse,Yugoslavya’da, 13 Mayıs 1990 tarihinde Hırvatistan Zagreb’in Maksimir Stadyumu’nda oynanması planlanan Dinamo Zagreb – Kızılyıldız Belgrad maçında çıkan büyük taraftar çatışmasının yaşanması, Yugoslavya’nın dağılma sürecinin ve Sırp-Hırvat Savaşı’nın sembolik başlangıcı olarak kabul edilir.
Çatışmaya ilk başlayan futbol taraftarları idi.
Kızılyıldız Belgrad taraftarları: Delije grubu. Grubun önde gelen isimlerinden biri o dönemde Željko “Arkan” Ražnatović idi (daha sonra Sırp Gönüllü Muhafızları’nın komutanı oldu).
Dinamo Zagreb taraftarları ise: Bad Blue Boys (BBB) grubuydu.
Maç, Hırvatistan’da bağımsızlık yanlısı HDZ’nin ilk çok partili seçimleri kazandığı günlerden sadece birkaç hafta sonra oynandı. Atmosfer zaten çok gergindi.
Maç başlamadan önce stadyumda ve şehirde gerilim yüksekti.
Delije taraftarları Sırp milliyetçi sloganlar atmaya, koltukları söküp karşı tribüne atmaya ve stadyumu tahrip etmeye başladı.
Polis, bu tahribata yeterince müdahale etmedi. Bunun üzerine Bad Blue Boys tribünlerden sahaya indi. Polis ise ağırlıklı olarak Hırvat taraftarlara müdahale etti. Çatışma saha içinde ve daha sonra Zagreb sokaklarına yayıldı.
En unutulmaz an, Dinamo kaptanı Zvonimir Boban’ın, bir taraftara saldırdığını gördüğü polise attığı uçan tekmeydı. Bu görüntü Hırvatlar tarafından logo-poster yapılarak direniş sembolü haline getirildi. Boban bu eyleminden dolayı, ceza aldı ve 1990 Dünya Kupası’na katılamadı.

YUGOSLAVYA’YI BÖLEN MAÇ
Bu çatışma “Yugoslavya’yı bölen maç” veya “savaşı başlatan maç” olarak anılmaya başladı.
Özellikle Hırvatistan’da 13 Mayıs 1990, “savaşın başladığı gün” olarak kabul görür.
Maksimir Stadyumu önünde Bad Blue Boys’un savaşta ölen üyeleri için bir anıt vardır: “Savaş 13 Mayıs 1990’da başladı…” yazılıdır.
Gerçekte savaş bir yıl sonra (1991) başladı.
Ancak bu olay, etnik gerilimin futbol tribünlerinden sokaklara ve sonra cepheye taşındığının en güçlü sembollerinden biri olarak tarihe geçti.
Ve sonuçta 9 yıl süren iç savaş sonrası Yugoslavya devleti parçalanıp, 6 devletçik ve 1 muhtariyet olarak bölündü.
...
Bu örnekten yola çıkarak; Türkiye’de de süper Lige çıkan “Amed Spor” maçlarında benzeri bir gelişmeyi yaşıyoruz.
Deplasmana gidince Amedspor aleyhine, Diyarbakıra gelince diğer takımlar aleyhine sürekli gerginlik ve çatışma yaşanıyor, düşmanlık pompalanıyor.
AZAMİ DİKKAT
Bu konuda karşılıklı atılan twetleri, kullanılan sembolleri, yayınlanan videoları yazıdan çıkardım.
Çıkardım çünkü, öyle tahrik edici şeyler var ki, çatışmaya davetiye çıkarmak gibi olacağını var saydım, bu nedenle sildim.
Ama son ve gerçek bir uyarıyla bitireyim; futbol, sadece futbol değildir. Futbol; toplum, siyaset, kimlik, ekonomi ve hatta savaş gibi çok daha büyük meselelerle iç içe geçmiş, kullanılmaya müsait bir alandır. Türkiye’de çok uzun süredir ama özellikle bu açılım süreci ile birlikte düşmanlık, futbol takımları ve özellikle Amed Spor destek/nefret üzerinden bina ediliyor.
Dikkatli olmalıyız...
Yaşanmış tarihsel en önemli örnek; futbol taraftar çatışmasının siyasallaşmasıyla başlayan Sırp-Hırvat iç savaşı ve yıkılan Yugoslavya’sıdır...