Reuters Institute for the Study of Journalism ve University of Oxford ortaklığında hazırlanan "Journalism and Technology Trends and Predictions 2026" (Gazetecilik ve Teknolojik eğilimler ve Tahminler 2026) raporu geçen hafta yayımlandı.

Raporda tüm gazetecilerin, içerik üreticilerinin dikkate alması gereken çok önemli noktalar var.

Ben de hem gazeteci hem de yöneticilik yapmış biri olarak, raporu birkaç madde de aktarmak istiyorum.

Birincisi :

Rapor gazetecilik alanında geleneksel modellerin bittiğini, yayıncılığın kökten yeniden yapılanma olacağı belirtiyor.

Rapor sektör yöneticilerinin görüşleri üzerinde de değerlendirme yapmış.

51 ülkeden, 280 medya ve dijital yönetici ile yapılan görüşme ve anket sonucu; yöneticilerin sadece yüzde 38’i sektörün geleceği konusunda iyimser olurken; yüzde 53’ü ise, sadece kendi kurumlarının ticari geleceğine güvenip, rakiplerin çökeceği kanaatinde. Kalan yüzde 47 yönetici, sektörün geleceği konusunda karamsar.

Yanıtlardan çıkan sonuca göre, sektörün geleceğine dair karamsarlık egemenken, “biz ayakta kalırız” refleksi, sektör konusunda çelişkili bir gelecek sunuyor.

İkincisi:

Raporun bir diğer yanı yine bizim mesleğimizle doğrudan orantılı. Raporun bana göre en çarpıcı yanlarından biri bu. Rapor diyor ki; web sitelerinin yani bizim gibi “com.” uzantılı haber portallarımız açısından arama motorlarından gelen trafikle ilgili.

Son yılda özellikle artan kullanıma giren yapay zekâ destekli “cevap motorları”da, google gibi arama motorlarının kullanımını azaltacağı ve buradan gelen gelen trafiğin, üç yıl içinde yüzde 43 düşeceğini belirtiyor ilgili rapor.

Düşüş deyince akıma geldi, zaten 2025’te yapılan bir araştırmada Google kaynaklı trafik yüzde 33 düzeyinde azalmış olduğunu belirtiyordu.

Üçüncüsü;

Haber ve yorumların gönderilerini yaparak, trafik beklediğimiz “sosyal medyalar”la ilgili değerlendirme de var.

Sosyal medyada platformu Facebook’tan gelen trafik yüzde 43, (twitter) X’ten trafik yüzde 46, 2025 yılı itibariyle gerilemiş vaziyette.

Özcesi; gönderi ve yayınların, hem arama motorlarında hem de sosyal medya mecralarında görünürlüğün azaldığını ve önümüzdeki üç yıl içinde daha da takipçi kaybedeceğini gösteriyor.

Dördüncüsü;

Raporda bir önemli nokta da, özgün içerik yaratımıyla ilgili. Yayıncılık alanında gelişmeyi doğru değerlendiren yapılar, yapay zekânın kolayca üretebildiği genel haberler ve sosyal medya servis içeriklerini geri plana iterken; özgün araştırma, bağlamsal analiz ve insani hikâyeleri öne çıkararak, özgün bir trafik yakalayabilir.

Yani yayıncıların yeni stratejisinin temelini bilgisayarla kopyalanamayan (biz ona kopyala/yapıştır diyoruz) alan ve modellere doğru değişim ve bu alanlara yatırımın artması gerektiği üzerine oturtuyor.

Beşincisi;

Raporda sunumlar konusunda da değişim olduğu vurgulanıyor. Gelişmelerin ve alınan trafiğin nedenlerini inceleyen rapor, metinden yani yazıdan videoya güçlü bir kayış olduğu gözlemlemiş.

Yayıncıların, trafiği ayakta tutabilmek ve yeni trafik alabilmek için, yazı yerine yüzde 79’u videoya, yüzde 71’i podcaste ve neredeyse yüzde 50’si ise, başka sesli formatlara daha fazla yatırım yapılması gerektiğini belirtiyor.

Altıncısı;

Raporda gelir sorununa da yer verilmiş. Gelir konusunda, ana kaynak olarak abonelik/ üyelik olarak ifade ediliyor. Ancak bu, ülkemizin gerçekleriyle pek uyuşmuyor. Bu daha önce de “Gazetecilerin Gazetesi” modeliyle çıkan ve satış/abonelikle yaşayacağını varsayan tüm yayınlar başaramamıştı.

Raporda bu öneri olmasına rağmen, bu modelin bugün de Türkiye sosyolojisine uygun olmadığını düşünüyorum.

Yine de raporda geçtiği için aboneliği varsayarak, buna -bence- trafikten gelen reklam gelirleri ve özgün tematik edvitöryal içerikler eklenebiliriz.

Yedincisi;

Raporda çok önemli bir noktalardan biri de “kitle iletişimi”

Stratejiyi, kitleyle doğrudan ilişki kurmaküzerine kurmak gerektiğini belirtiyor. Biz buna “sadik okur ya da izleyici” diyorduk. Sadıklık gittikçe kaybolmakta.

Bunun devam edeceği, çözüm için özel gruplar üretmek gerektiğini belirtiyor.

Yeni medya yöneticilerinin bu alandaki en önemli modeli, gazetecilerini aynı zamanda birer “creator” gibi konumlandırmayı planlaması olarak belirtilmiş.

Sonuç olarak;

Reuters Institute for the Study of Journalism ve University of Oxford ortaklığında hazırlanan "Journalism and Technology Trends and Predictions 2026" (Gazetecilik ve Teknolojik eğilimler ve Tahminler 2026) raporu özetle; medyaların geleceği için sevindirici ve kolay yoldan yayıncılığa devam etmenin pek mümkün olmadığını ve 2026 sonrasında gazetecilik ve medyaların, daha az trafik, daha fazla özgünlük dönemine girdiğini,

daha güçlü kişilikleri bünyesinde bulundurması gerektiğini,

Yazı yerine video ağırlıklı formatlara yönelinmesi gerektiğini,

ve yapay zekâyla yeniden kurgulanmış bir üretim modeli üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Yani patronlara “hayırlı işler”, çalışanlara “sabır ve kolaylıklar” dilerim.