Başlıkta kullandığım gibi, 23 Nisan 1920’de, ülkede gerçek anlamda 'ikili iktidar' oluşmuştu..
Bu iktidarın biri; işgal güçlerinin şu ya da bu şekilde etkisi altında kalmış olan Osmanlı Hükümeti, (Hulusi Salih (2 Mart- 5 Nisan), ardından Damat Ferit (5 Nisan-18 Ekim hükümetleri )

(Vahdettin)
Diğeri; Anadolu'da örgütlenen Müdafai Hukuk Cemiyeti'leri olmak üzere, 1920 Türkiyesi'nde fiili olarak oluşmuş ikili iktidar vardı.
1920'ler ülke açısından farklı bir dönemdi. Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşı'ndan mağlup olarak çıkmış, işgal edilmiş ve Sevr gibi bir anlaşmayla parçalanma planları yapılmıştı.
Aslında 13 Kasım 1918’den itibaren yabancı güçlerin denetiminde olmasına rağmen, İstanbul’un resmi olarak işgal edilmesi 16 Mart 1920 tarihinde gerçekleşti.
İngilizler başta olmak üzere, ‘ittilaf devletleri’ 15 mart 1920’de sıkıyönetim ilan ederek, işgali resmi hale çevirmişlerdir.
Ardından işgale karşı olan 150 aydını tutuklamış, Osmanlı Devleti'nin yasama organı olan Meclisi Mebusan’ı basıp kapatmış ve bir kısım milletvekilini de sürgüne gönderilmişti.
18 Mart'ta meclisin kalan üyeleri toplanıp çalışmalara ara verilmesini kararlaştırmış, Padişah Sultan Vahidettin, işgal güçlerine boyun eğerek 11 Nisan'da Meclisi Mebusan'ı feshetmişti.

(Damat ferit)
Ve ülke meclissiz kalmıştı.
YENİ MECLİS KURULUYOR
Tam bu anda Mustafa Kemal'in çağrısı geldi.
Bu şartlar altında Mustafa Kemal, 12 maddeden oluşan ve Heyeti Temsiliye adıyla, kolordulara, vilayet ve sancaklara, meslek örgütlerine ve Meclisi Mebusan üyelerine bir çağrı yayınlayarak, Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin 23 Nisan Cuma günü açılacağını bildirdi.

(Meclis açılışı)
Meclisin oluşması için seçim yapma olanağı yoktu. Ülke işgal altında olduğundan, Meclisi Mebusan'da milletvekilliği görevi yapan tüm üyeler meclisin doğal üyesi kabul edildi.
Ayrıca çeşitli kurumların temsilcileri de üye olarak çağrıldı.
İstanbul hükümeti hariç olmak üzere, Anadolu ve Rumeli, hem yerel yapı hem de etnik olarak temsil eden tüm yapılara temsil hakkı verildi.
Mustafa Kemal’in Ulusal Beyannamesi: “ En sonunda, bugün İstanbul’u zorla işgal ederek Osmanlı Devleti’nin yediyüz yıllık hayat ve egemenliğine son verildi. Açıkçası, bugün Türk ulusu, uygarlık yeteneğini, yaşama ve bağımsızlık hakkını ve bütün geleceğini savunmaya çağrısıdır… Giriştiğimiz bağımsızlık ve vatan savaşında Cenabı Hakkın yardım ve kayırıcılığı bizimledir.”
Nitekim bu çağrı Anadolu tarafından algılandı, yanıtsız kalmadı.
23 Nisan 1920'de Ankara'da BMM'nin açılışı gerçekleşti.

ULUSAL EGEMENLİK NEDİR
Ankara Meclisi önüne ilk planda sistemi monarşiden cumhuriyete çevirme programını koymadı. Önce ülkenin işgalden kurtarılması, ulusal kurtuluş savaşının organize edilmesi gerekliydi. Meclis yasama yanında yürütme ve silahlı kuvvetleri de idare etme yetkisini aldı.
Ancak Mustafa Kemal, Millet Meclisi'nde "Hakimiyet bila kaydı şart milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatı bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir" diyerek, monarşiden cumhuriyete geçileceğinin mesajını vermişti.
Meclis üç yıl içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne dönüştü ve 29 Ekim 1923'te cumhuriyet ilan edildi.
Bugün o meclisin açılışına atfen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ilan edilmiştir.
Neredeyse dünyada tek olan Çocukların Bayramı.
Merakımı mucip şu soruyu sormadan edemiyorum; Ulusal Egemenlik ve bunun bir bayram olmasından bu ülkenin bir evladı nasıl rahatsız olur ve kutlamamak için neden sürekli fırsat kollar?
Anlamış değilim!..
Ulusal Egemenliği kaybetmemek dileğiyle, bayramınızı kutlarım.