Sebebi değil sebepleri ne diye sormak daha doğru olur. Maalesef Urfa Ve Maraş’ta artarda gelen saldırılarda 2’si fail, biri öğretmen 9’u öğrenci olmak üzere toplam 11 canımızı kaybettik. Okullar sendikaların iş bırakma eylemi ile 3 gün gayrı resmi olarak tatil edildi.
Öncelikle bu saldırılarda can veren öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine de sabır diliyorum. Tarifi imkânsız ve katlanılması ancak Allah’ın sabır yağdırması ile mümkün bu acıyı Allah ülkemize bir daha yaşatmasın.
Saldırıların ardından sebeplerine dair birçok şey söylendi. Evde, sosyal hayatta, internette TV’lerde şiddeti teşvik eden içerikler, mafyatik diziler, çocukların aşırı şımarık büyütülmesi, gerçeklikten kopukluğa yol açacak kadar türlü çeşit dijital oyunlar, bağımlılıklar. Eğitim sisteminin çarpıklığı, yetersizliği, okullardaki güvenlik zafiyeti, silaha kolay erişim vs. onlarca sebep daha.
Hepsi kabul ve elbette hepsinin bu müessif olayların meydana gelmesinde ayrı ayrı payı var ama…
Ama benim aklıma bir başka sebep daha geliyor.
Onu söylemeden niçin aklıma başka bir sebebin geldiğini de yazayım. Bu iki saldırı neden arka arkaya biri Urfa’da biri Maraş’ta meydana geldi.
Aynı gün Tarsus’ta bir öğrencinin daha okula silah soktuğu tespit edildi, neyse ki burada bir katliam yaşanmadan o öğrenci yakalandı.
Şimdi tekrar o soruyu soralım. Neden bu saldırılar arka arkaya farklı il ve okullarda oldu?
Bir soru daha ilave edelim; neden her iki olayda da failler saldırı sonrası kendi hayatına da son verdi?
Üç gün az zaman değil. Bu üç güne hafta sonunu da ilave edersek eder 5 gün. Bu beş günde devletimiz çok sıkı çalışmalı ve okullardaki güvenlik boşluğunu gidermeli ve bu olayların gerçek sebebi ve gerçek faillerini de tespit edip onlarla anlayacağı dilden konuşmalı.
Bazı gerçekler o kadar acı ve tehlikelidir ki konuşmaya gelmez.
80 öncesi her gün bu ülkede 20-30 kişi sağ sol çatışmasında can veriyordu. 1980 ihtilali ile sağ sol çatışması bıçak gibi kesildi, tam derin bir nefes alıp oh diyecekken ASALA devreye girdi. 2-3 yıl neredeyse her gün bir diplomatımız öldürüldü. Devletin yurt dışı örtülü operasyonlarıyla o da bitti. Sanki nöbeti devralır gibi bu defa da devreye PKK terörü girdi. 42-43 yıl kan döktü, nihayet silah bıraktı. Tam “terörsüz Türkiye” gibi büyük bir iddia ortaya atmışken şimdi de okullarda art arda bu saldırılar yaşandı.
Bu kronoloji sadece beni mi ürkütüyor?
Terör her defasında mutasyon geçirip kendini zamana ve zemine göre yenileyen bir mikrop gibi ürüyor diye düşünen sadece ben miyim?
İnşallah düşündüğüm gibi değildir.
Ve inşallah devlet bizden daha fazlasını biliyordur ve öncekilerde olduğu gibi bu seferki mikroba karşı da başarılı olur.