Yolum İstanbul’a düştü, bir kez daha Carrefour’un arazisinin son sahibi Katılımevim patronu Serdar Turhan’la konuşup, son durumu öğrenmek istedim.
Atış Yapı’ya ilişkin bu köşede pek çok yazı çıktı.
Mağdurlara da mikrofon uzattık, onların eylemlerine de yer verdik.
Peki karşı taraf ne diyor?
TMSF ile görüşmek çok mümkün olmadığı için Katılımevim patronun görüşlerini bir kez almaya çalıştım.
****
Ancak bu kez soruları; Nilüfer Belediyesi’ne de araştırma yapan BUPAR Başkan Erdal Akaltun sordu.
İlk sorusu şuydu:
Burası kimin? Bursalılar bunu merak ediyor! Nilüfer Belediyesi’ne yaptığımız araştırmada, belediyenin neden bu konuda sessiz kaldığı sorularına muhatap olduk. Nilüfer Belediyesi'nin buna bir şey söylemesi gerekir. Müdürler bile konuyu tam olarak bilmiyor. Sadece Başkan Şadi Özdemir biliyor.
Serdar Turhan: “Burası bizim!”
Erdal Akaltun: Yüzde 100’ü Katılımevim’in mi?
Serdar Turhan: “Tamamı bana veya benim şirketlerime ait! Burası bize ilk geldiğinde Atış dedi ki, ‘Burayı beraber alalım.’ Olur dedik. Yüzde 50-50 şeklindeydi oran. Sonra iş değişti. Onlar dedi ki, ‘Bizim finansımız çok müsait değil, yüzde 85 siz alırsınız, yüzde 15 biz alalım.’ Ona da tamam dedik. Aradan bir ay geçti, Ahmet geldi, ‘Abi bizim çeşitli şantiyelerimiz var. Bu arazinin tamamını size vereyim, inşaatı üstleneyim’ dedi. Ona da evet dedik. Kalan yüzde 15’i satın aldık, yüzde 100’ü bize geçti.”
Erdal Akaltun: Bu arada satış yapılıyor muydu?
Serdar Turhan: “Sıkıntı orada. Satış yapılmış zaten…”
Erdal Akaltun: Yüzde 85’i sizde yüzde 15 onlardayken Atış Yapı satış yapıyordu, doğru mu?
Serdar Turhan:”Bizim satıştan zerre bilgimiz yok. Satış yapamaz. Satış yapması için proje lazım. Hangi dairedir, hangi cephedir, bunun bilinmesi lazım değil midir? Boş arazide ne satılabilir? Bunu anlamıyorum.”
Erdal Akaltun: Ben de anlamadığım için soruyorum, insanlar parayı neyi görerek para verdiler?
Serdar Turhan: “Bu insanlar, biz almadan önce Atış’tan bir şey almışlar. Biz yokuz yani! Bunlar yeni ortaya çıktı.”
Erdal Akaltun: Bir maket mi gösterdiler? Oraya tabelalarını astılar da ordan mı satış yaptılar?
(Burada ben devreye girdim, henüz alış-veriş tamamlanmadan Atış Yapı’nın satış yaptığını yazdığımda Ahmet Atış arayıp, sitem etmişti.)
Serdar Turhan: “Benim duyduğuma göre 5 bine yakın Atış Yapı mağduru var, 80-90’ı Carrefour’dan yer almış… Burada Atış Yapı’ya hasılat gelir paylaşımı için yetki verdik. Ancak bu ön protokol yaptık. Normal olarak Noter huzurunda olması lazım. Biz aramızda işin adı konması için protokol yaptık.
Orada maddeler var:
1-9 ay içinde ruhsat alınması şart… Almazsa bu sözleşme geçersiz olur.
2-Ruhsat alınmadan herhangi bir şey satılamaz, satışa çıkarılamaz.
3-Satılan her bağımsız bölüm mal sahibinin onayına tabi olacak.
4-Satılan her birim Beinbridge hesabına yatar, Atış Yapı oradan hak ediş olarak parayı alır.
Bunların hiçbir yok. Çünkü ortada ruhsat yok. Ben bunun neresinde olabilirim?
Benim bir imzam olur, mailim olur, hesabıma yatan bir para olur, anlarım.”
Erdal Akaltun: Atış Yapı dolandırmış yani?
Serdar Turhan: “Biz her toplantımızda Ahmet’e soruyorduk, bir satış var mı diye? Ahmet de ‘yok abi’ diyordu. ‘Birkaç arkadaşıma söz vermiştim, onlara satacağım’ demişti.”
Erdal Akaltun: Orada bir satış ofisi vardı.
Serdar Turhan: “Satış ofisi yapıldı ama açılış olmadı. Sonra biz onu kaldırttık.”
****
Erdal Akaltun: Ne olacak burası şu anda? Kentsel dönüşüm alanından çıktı bildiğim kadarıyla…
Serdar Turhan: “Yok yok çıkmadı. Çıksa bile ne olacak? Orayla ilgili düşüncemiz şuydu: Burayı millileştiririz. Burası yabancılarda. Harabe gibi duruyordu. El atar güzel bir şey yaparız diyorduk. Biz de işten soğuduk. Mağdurlar bizim arkadaşlarla iletişim kuruyorlar. Görüşüyorlar. Ziyaret edelim diyorlar. Dedim gelsinler görüşün, dinleyelim. Biz de anlatalım kendimizi… Randevu vermişiz, iki saat sonra haber atıyorlar, ‘Katılımevim’le müzakere sürecimiz başlıyor’ diye… Yahu kardeşim neyin müzakeresi bu? Biz sizi dinlemek istedik. Bunun üzerine görüşmeyin dedim. Geldiler, siyah balonlar filan… Buna da eyvallah! Ama yanlış şu, bizim marka gücümüzü kullanarak, bizi sıkıştırmak istediler. Bizim faaliyet alanımızla ilgili mağdur olmuşlar gibi lanse ettiler. Bu bilinçli bir şey. Bunu haber yaptırdılar. Bunu etik bulmadım. Düşmanlık da dostluk da mertçe olacak.”
****

Erdal Akaltun: Bu süreci eksik yönettiğinizi düşünüyor musunuz? Yüksel Baysal yazmasına rağmen ben bile bu süreci tam bilmiyordum. Bursa’ya gelerek, kamuoyu önünde açıklama yapmak daha doğru olmaz mıydı? Algı yönetimi açısından sessizlik marka değerine zarar verir.
Serdar Turhan: “Gerçekten mağdur olmuş bir kitle de var. Carrefour için demiyorum. Biz o eylemden sonra bir açıklama yaptık. Bu bize yapışmadı. Bizim müşterimiz bizi daha çok savundu. Biz mahkeme kararı aldırdık. Haberleri kaldırma kararı çıktı. Suç duyurusunda da bulunduk. Çünkü niye? Adam haber yapıyor, dönüp bizden para istiyor. Kaç kişi aradı burayı? Dedikleri rakamlar komikti ama etik bulmuyorum.”
Yüksel Baysal: Bursa’dan mı bunlar, İstanbul’dan mı?
Serdar Turhan: “Bursa da var, İstanbul da…”
Yüksel Baysal: Bursa’dakilerin adını alabilir miyim?
Serdar Turhan: “Bilmiyorum, üç haber sitesi aramış.
Biz şunu da gördük, mağdurların başkanı, sözcüsü arıyor, ‘Katılımevim bize bir babalık yapsın, bizim işimizi çözsün’ diyor. Ben iyi niyetliydim. Bu iş kırıldı, köprüler atıldı. Hepsiyle hukuk önünde mücadele edeceğim. Ayrıca mağdurlar mahkemeye gittiler, kendilerine ret verildi.”

****
Yüksel Baysal: Buraya bir proje düşünüyor musunuz? Ne zaman?
Serdar Turhan: “Düşünüyorum. Bizim iki danışman firma var, çalışıyorlar. Biraz da piyasanın rahatlamasını bekliyoruz. Orası Bursa’ya değer katacak bir yer. Bursa’ya sıkıntı yaratacak bir yer olmayacak orası!”