Konu kültür olunca kendimi memnuniyetsiz yazılar yazarken buluyorum. Rahmetli Ekrem Akurgal’ın yıllarca yazdığı Türkiye’nin Kültür Sorunlarını okurken insanın içi sıkılıyor. Çünkü dedemin çocukluğunda bile esasen bugünden farklı bir kültür sorunu olmadığını görmek insanın canını sıkıyor.

Diyeceksiniz ki yüz yılda bu ülkede sanata bu kadar bütçe, şu kadar sahne ve salon yapıldı. Doğru, ama haklı değilsiniz.

Örneğin Bursa’da bu yaz bakanlığın düzenlediği “Kültür Yolu” festivalini ele alalım. Konser listesine baktığınızda ne görüyorsunuz? Ben hiçbir şey göremiyorum. Adeta bir siyasi partinin seçim kampanyası gibi yoğun bir reklam çalışması yapıldı. Kamu binalarının cepheleri kaplandı, caddelere ipli bayraklar dizildi. Hatta açılış törenine gelecek protokol için yollar yıkandı.

Bir milletin Kültür Bakanlığı belediye gibi hareket etmemeli. Belediye başkanlarının derdi oy almak olduğu için tuttuklarını sahneye çıkartır, kalabalığı arkasına alıp şahsi fotoğrafını çektirir.

Ancak bakanlık, bir milletin kültür dağarcığının gelişmesi için adım atar. “Halk bunu istiyor, ne yapalım yahu” diyerek geleceğe yön veremezsiniz.

“Sanata, kültüre yön mü verilir?” diye soranlar da vardır.

Evet, yön verilir. Tartışılacak bir konu değil, öğrenilecek bir meseledir.

Bu ülkenin en ciddi kurumunun konserinde insanlar birbirini bıçaklıyorsa sahne ışıklarının saklayamadığı gerçekle yüzleşmeniz gerekir.

Takım elbiseli elit sanat törenlerinin sahada karşılığını görmek gerekiyor.

Velhasıl, bu yıl yapılmayan Uluslararası Bursa Festivali geçen yıl orkestra krizi yaşamıştı. Gelenek bozulup Bursa Senfoni Orkestrası açılış programından kaldırılmıştı. Neyse ki bu yıl kriz yok, binaenaleyh festival de yok.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın elbette gurur duyulacak çalışmaları da var. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Türk müzeciliği için örnek bir çalışmadır. Keza Gaziantep gibi şehirlerimizde yapılan müzeler de buna eklenebilir.

Ancak biz biraz da Bursa’ya bakalım…

Bursa Arkeoloji Müzesi yok desek yeridir. Bir şehir düşünün ki Osmanlı’nın ve Anadolu Selçuklu’nun kurucu başkenti olsun. Çarşısında Helen tümülüsleri, dağlarında Roma manastırları olsun. Ancak iki salonluk arkeoloji müzesi 1972 yılından beri değişmesin.

Ülkenin en büyük sanayi ve ticaret kentlerinden biri olan Bursa’ya elbette bütçe bulunur.

Ancak binlerce yıllık tarih 54 yıldır minicik bir yerde sergileniyor.

Sağlı sollu bunca siyasetçi ve bürokrat neden bu kente gerekli kültür ve sanat yatırımını getiremiyor?

Belki de 5–6 popüler sanatçıyı sahneye çıkartmak Bursalılara yetmemeli.

Bursa’da kültür ve sanat yaşamı, bırakın ilerlemeyi, koşar adım geri gidiyor…

Sonuç olarak Türkiye’nin kültür hayatını geliştirecek adımlar her nedense atılamıyor. Devlet kültürde liberal olursa boş bıraktığı yerlere işe o şiddet, ahlaksızlık ve bayağılık dolu “şeyler” doldurulur.

O yüzden bu memleketin en büyük kültür kurumunun etikliğinde insanlar birbirine bıçak çekiyor. Bu tablo kendiliğinden oluşmuyor, işte bu yüzden sorunu kollukla çözemezsiniz.

Her konuda otoriterlik varken kültürde bu liberallik niye?