“Bizim topraklarımızın üstünden baraj kurup, o barajlardan elde ettiğiniz elektriği bize fahiş fiyatlarla satmak sizin hakkınız değil” diyor DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo.

Sayın Cupolo, bir dakika.

Hangi biz?

Hangi topraklar?

Tapusu kimin?

Bedelini kim ödemiş?

Sanki sözünü ettiğiniz yerler, babanızdan kalma zeytinlik…

Sanki Seferoğulları ile Tellioğulları’nın kavga ettiği yeşil vadi…

Sanki bu ülkenin Meclisi’nde değil de, başka bir memleketin kürsüsünde konuşuyorsunuz.

Dokuz Eylül Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunu.

Meksika doğumlu,

İtalyan-Amerikalı bir gazetecinin eşi.

Ama konu “bizim topraklarımız” olunca, birden yerli ve milli!

Şeyh Sait hayranlığına bakarsanız, şaşıracak bir şey yok.

Kıbrıs Barış Harekatı’na “işgal” diyen bir zihniyet için, Türk ordusu da işgalci...

Normaldir.

Şeyh Sait’i kıble yapan, Kıbrıs harekatını da işgal olarak görür.

Bakınız Cupolo;

“Bizim topraklarımız” dediğiniz yerler, Atatürk Cumhuriyeti’nin parçasıdır.

Vatan dediğiniz arazi parçasından ibaret değildir. Tapuyla değil, bedeli Çanakkale’de, Sakarya’da, Afyon’da İnönü’de hayatlarından geçen adsız kahramanların kanıyla ödenerek alınmıştır.

Arsa değil, namustur vatan dediğiniz.

Kıble edindiğiniz Şeyh Sait ne yapmıştı?

İsyan çıkardı.

Kimin talimatıyla?

Kültür ve edebiyatıyla yetiştiğiniz emperyalizmin ağababalarıyla…

Musul gitti.

Kerkük’ü yitirdik.

Şimdi çıkıp “bizim topraklarımız” diyerek ettiğiniz yemine ihanet ediyorsunuz.

İnsanın aklına ister istemez şu geliyor:

Yemin mi hafif geldi bedeninize, yoksa tarih mi zorladı beyninizi?

Gelelim elektriğe…

“Fahiş fiyat” diyorsunuz.

Peki kaçak elektriğe ne diyorsunuz?

Mardin.

Şırnak.

Diyarbakır.

Hakkari.

Şanlıurfa.

Rakamlar ortada, Türkiye’de kaçak elektriğin en çok kullanıldığı iller bizim topraklar dediğiniz yerlerde…

Kaçak elektrik neredeyse kültür olmuş vekillik yaptığınız bölgede.

Ahırda kripto para üretiliyor.

Toprağın altına trafo gömülüyor.

Römorka santral kuruluyor.

Devlet zarar ediyor.

Fatura kime çıkıyor?

Batıdaki elektrik abonesi vatandaşa.

Soruyorum size:

Kaçak elektriğin bitmesi için ne yaptınız?

Bir kez olsun “Bu kul hakkıdır” dediniz mi?

Bir kez olsun kendi bölgenize dönüp “emek gaspıdır” diye seslendiniz mi?

Seferoğulları–Tellioğulları hikâyesi gibi gördüğünüz bu vatan, sizin siyasi dil oyunlarınızın sahnesi değildir, asla da olamaz.

Vekillik, arsaya ortak olmak değildir.

Meksika doğumlu, İtalyan-Amerikalı eşinizle demokrasi oyunu oynayabilirsiniz.

Ama bu ülkenin sabrını test etme hakkını kendinizde göremezsiniz.

Amerikan Kültürü ve Edebiyatı size süslü kelimeler öğretmiş olabilir.

Ama şunu unutmayın:

Burası Amerika değil.

Burası masal ülkesi hiç değil.

Burası Atatürk Cumhuriyeti.

Ve burada “bizim topraklarımız” Mustafa Kemal Atatürk’ün vatanı olarak kalacaktır…

Rehber edindiğiniz hain Şeyh Sait’e ,

Yolundan gittiğiniz Seyit Rıza’ya rağmen,

Emperyalizmin kolluk kuvveti, maşası olma gayretinize inat Atatürk Cumhuriyeti’nin meşalesi ülkenin semalarında sis çanı gibi durmaya ilelebet devam edecektir…