Bu saatle başımız dertte…Bitmeyen her ne varsa hayatta hep bu saatin yüzünden…

Geç kalınmış toplantılar, beklenen yazışmalar, bitmeyen ödevler, gelmeyen randevu sıraları, gişe numaraları …Üstelik bir de evde ergen bir birey varsa “Hadi ama saat kaç oldu? … ” diye beklemek de günün son saat farkındalığı…

Hep bir yetişme ve zamanla kavga halindeyiz. Büyük mücadele kazanan belli değil…Zamanı yönetmeye dair düzenlenen her zamanda dahi, bir sıkışmışlık söz konusu…Zamanı yöneteceğiz derken bu sefer de stresi yönetmek giriyor işin içine velhasıl hep bir yönetim, hep bir telaşe sonucu yorgun zihin ile beraber Yorgun beden de giriyor devreye…

Tatili bekliyoruz, manzara ve konfor bir arada oteller için rezervasyonlar dolu ancak tatilin ilk günü konforu keşfetme ile diğer günler ise imkanlardan faydalanmak için restorant peşinde, akşam yemeği için de kıyafet seçimi peşinde koşuyoruz. Dönüş yolu yoğunluğu ile beraber hepimizde aynı soru “Dinlenmiş mi olduk şimdi? Sahi tatil neydi?”

Bütün bir yıl bu koşturmayı beklememiştik ama olsundu, en azından mekan değiştirdik…

Hal böyleyken, koşuşturmaya ve temponun yüksekliğine alışmış bir tablo çıkıyor karşımıza…Sanırım değiştirmemiz gereken ve emekli olmayı beklemek yerine üreterek ve çalışarak dinlenebilmeyi öğrenmek…

Hayat telaşında, zihin ve beden uyumunun önemini kavrayabilmek için nefes alacak alanlar oluşturabilmek…. Yıldız sayısının yüksekliğine göre tatil seçimi yerine, ihtiyacımız olan dinlenme şeklini fark edebilmek…

Tatili beklemek yerine kendi tatilimizi oluşturmak becerisi… Arkadaşla içilen bir kahve, sohbet edebilmek, ufak yürüyüşler, belki bir sessizlik oluşturmak veya sevdiğiniz bir şarkıya eşlik etmek…

“İnsan, insanın tatili olmalıdır” sözünü hayatımıza katmak belki de…Bizi yoran şeylerin sadece fiziksel değil zihinsel yükler olduğunun da farkında olmak…Müdahale edebileceğimiz hallerin farkındalığını oluşturabilmek…Hayatımıza katkısı olmayan durumları, durdurabilmeyi ve belki de “Hayır” diyebilmeyi zamanında yapabilmek…
Yani her şeyin zamanla iyi ve kötüye evrilebileceğini ve bununda bizim yönetmenliğimizde gerçekleştiğini kavrayabilmek…

Fiziksel botoksun zaman çizgisine müdahalesinin önemini, zihnimiz içinde gündemimize alabilmek…
Zamanın hızında, görünenin ötesini önemsemek…

Çünkü, kimse kimseye değil insan kendine yapar en büyük iyiliği veya kötülüğü ve bu tamamen bizim seçimlerimizin sonucudur….