Bizi insan olmaktan çıkartan her şeyin kölesiyizdir!

O kadar çok efendiye dönüşmüş eylemler, söylemler, eşyalar, istekler ve uygulamalar var ki, gönüllü kölesi olmaya sevdalanmışız!

Sahte anlık yalanlar iyiye, doğrular kötüye dönmüşse bir zihinde, zindan kendi bağımlılıklarımız, gardiyan ise gerçeğe kapalı algılarımızdır.

Berat, kelime olarak, kurtulmak, temize çıkmak, ilişkiyi kesmek ve kaybedilmiş hakların geri alınması anlamına gelir. İnsanın neyden ilişkisini kesmesi, arınması, kurtulması gerektiğini bilmesi lazım. Biz insanlar olarak neyi kaybettik ki geri kazanalım?

İnsan için çok önemli olan bir değerin kaybı, kaybettiğini fark ettiği an yıkıcı olmaya başlar da durumdan kurtulmanın yolu onu arayıp bulmaktır ama nerede kaybettiğimizi bilmek ve orada aramak en doğru eylemdir.

İnsan bu dünyaya aciz bir şekilde, dünyalık dediğimiz hırs ile semirmiş, kendisine ve topluma zarar veren, öfke, haset, kin, vicdansızlık, merhametsizlik, adaletsizlik, ahlaksızlık gibi vasıflardan uzak, sevgi, merhamet, iyilik yapan, ayrım gözetmeyen, fark çıkartmayan bir düzeyde gelir. Bakınız çocuklara, yetişkinlerde bulunan hangi ötekileştirici vasıfları içermektedir. Bunları sonradan, aileden, toplumdan öğrenerek edinirler. Çocuklarda tek önemli değer vardır o da var olmak ve varlığa sevgi, merhamet gösterirken adalet üzerine bulunmak. İnsan dünyada, görerek, işiterek, okuyarak, yönlendirmeler ve dayatmalar sonucunda edindiği öğretiler ile kendi anlayışını şekillendirir de işte bu anlayışa, “Ben” demeye başlar. Bu sebeple benlik, yaşam boyunca sürekli gelişen ve değişen bir olgudur. Devamında, sevmeye başladığı benliğiyle karakter oluşturup meylettikleri, istekleri, hırsları doğrultusunda ruhsal tarafını devre dışı bırakıp sırf beşerî yönüne hizmet ederek, egosunu tatmin etmek için yarışa girer. Asıl önemli olan insan olmak, var olmak, sevgi, saygı, merhamet, ahlak ve adalet, ego kaynaklı hedefe giden yolda engel haline dönüşür. Daha iyi, daha güzel, daha büyük, daha çok hırsı dahalar arttıkça artar da uğruna harcadığı şey kendi insanlığı, özgürlüğü, bireyliği olur.

İşte burada kaybedilen insanın saflığı, masumluğu, çocukluğu, ahlak, adalet, merhamet olur da bizlik bilinci benlik zalimine dönüşür. Hedefe giden yolda tüm ahlaksızlıklar, adaletsizlikler, merhametsizlikler, kişisel çıkarlar, menfaatin önceliği, hak yemek, çalmak, dolandırmak, kandırmak, öldürmek, makamı, görevi kötüye kullanmak normalleşir de benimsenmiş idealler, kabul edilmiş değerler ve inanç sistemi gibi ne varsa her şey bu uğurda içi boşaltılarak çıkar amaçlı araçlara dönüştürülerek kullanılır.

Atatürk, devlet, millet, laiklik, cumhuriyet, demokrasi ve din, namaz, oruç, hac, ibadet ve Kur’an!

Kaybedilmiş insanlığın hedefleri için kullanılan en kullanışlı araçlara dönüşür de eline geçiren kölesi olduğu sapkınlığın uğruna, hedefe gidilen yolda engel gördüklerini, gerçekleri, insanlığı, adaleti ve ahlakı bu sopayla döve döve kırar yok eder.

Beraat? İşte bu halden kurtulup yeniden o çocuksu merhamete, adalete ve gerçeğe dönüşün ismidir!