Dünya, güneş sisteminde bulunan içinde yaşadığımız gezegen midir yoksa kendi benliğimiz mi?

Dünya çift taraflı bir aynadır aslında. Neden baktığımıza göre, gördüğümüz değişir! Bir yüzünden bakılınca kendimizi görürken diğer yüzünden bakınca âlem görülür.

Dünya, içinde tıpkı bizim gibi yaratılmış olan cemadat, nebadat ve mahlûkatları barındıran ve bunların yaşamsallığı için gerekli olan atmosfer, ısı, ışık ve her türlü yiyecek, içecek bulunan mekândır. Dünyanın, güzel, çirkin, iyi, kötü gibi vasıflar içermesi dünya oluşundan dolayı mümkün değildir. Kimisi için iyi olan dünya kimisi için kötü, bazıları için güzel olan bazıları için çirkin olabilmektedir. Dünyanın ne olduğu insanın ne olduğuna göre değişir.

Güzelleştirmek ve çirkinleştirmek tamamen insanın kalbinin dışa vurumudur!

Her türlü cemadat olan taşlar, dağlar, madenler kendilikleri olarak mevcuttur. Nebadat olan bitkiler, çiçekler, ağaçlar, yiyecekler, meyveler mevcuttur. Mahlûkat olan hayvanlar kendi doğalıklarında yaşamsallıklarını devam ettirirler tümü dünya için dünya ile uyumlu bir şekilde faydalıdır çünkü her üçü de kendi doğallıklarıyla insanî hırslara sahip değiller. Bu sebeple, bakılınca güzel görülmeleri, dünya ve insan için faydalı olmaları insanî hırslar ve bencillik göstermeyişlerindendir. Bizim günlük yaşam karmaşası içinde, çıkarlarımız doğrultusunda dünyanın güzelliğine kör ve sağır olarak bulunuşumuz ve kişisel beklentilere alamadığımız cevaplar neticesinde sürekli şikâyet ederek kendi kalbimizi karartmamız sonucunda, kaçırdığımız ne kadar çok şey var aslında. Dünya,

Dağlar, denizler, ormanlar, çiçekler, kuşlar mı?

Yiyecekler, içecekler, soluduğumuz hava mı?

Altın, gümüş, pırlanta, elmas, yakut mu?

Aile, eş, çocuk, kardeş, sevgili mi?

Sağlık mı, iş mi, araba ev mi?

Mevki, makam, konum, güç, para mı?

Sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet, ahlak ve adalet mi?

Nefret, kin, kibir, haset, öfke mi?

Dünya hem hepsi hem de hiçbirisi! Dünya insanın kendisidir ve insan neyse dünya o insan için öyledir. İyi olup, samimi olup, yardım sever, ahlaklı ve adil olup zalim elinden eziyet çeken yok mu? Elbette var ve onlar için dünya zalim, adaletsizdir ama zalim ve adaletsiz olan dünya değil zalimin kendisidir. Maalesef insanlar dünyanın gelip geçici olma gerçekliğine cahil ve körlemesine, sadece kendi bireysel çıkarları için sürdürdükleri yaşama kapılıp, nefsanî isteklerinin kölesi olarak hırsla, kin ve nefretle eylem ve söylem içinde bulunduklarından zalim olmaktadırlar. Emanetçisi oldukları varlıklarını, görevlerini, makamlarını, insanlıklarını bu uğurda tüketerek hayvandan daha aşığa düşmekteler. Onlar, mevki, güç, para kölesi olarak gösteriş için o kadar bencil olabilmekteler ki kendi elleriyle kendi kalplerini mühürleyen olmaktalar.

Dünya bizim kendi kalbimizde gördüğümüz neyse odur! Aynı mekânda iyiler de mevcut kötülerde. Bilinmelidir ki dünya fanidir ve dünyada her iş yarım kalır. Dünya değil dünyada nasıl yaşadığımız bizi tanımlar.