Bursa’nın en bilinen kent değerleri, genellikle turist rağbetine uğrayan noktaları oluyor. Bunlardan biri de Yeşil Camii ve Yeşil Türbe. Bugün Yeşil külliye olarak bilinen İmaret-i Sultaniye, Bursa’nın en gizemli yapıları arasında yer alıyor.

Aslında Erken Osmanlı Mimarisi denilen dönem, Bursa’da bulunan kuruluş dönemi eserlerini kapsıyor. Ancak tüm yapıların yanında bu yapının taşıdığı anlam ve görünüm bambaşka.

Bursa’da hemen hemen tüm yapılar küfeki taşından yapılırken, bu camide Marmara mermeri kullanılıyor. Pencere korkuluklarının lokmalarının her yüzeyinde birbirinden farklı gümüş kakma bezemeler bulunuyor. Elbette yapıya adını veren firuze çiniler de bu yapının diğerlerinden ayrılmasına sebep oluyor.

Bu yapının bu denli özel olmasının sebebi aslında 1402 yazında yaşanan bir bozguna dayanıyor. Yıldırım Bayezid ve Aksak Timur’un Ankara’da tutuştuğu savaş Osmanlı’nın egemenliğinin kaybolup parçalanması ile sonuçlandı.

Timur Başkent Bursa’ya gelmese de payitahttan çok şey götürdü. Devletin hazinesi Bursa’dan kervanlarla taşınırken bir yandan da genç sanatçılar bilinmeze doğru yola çıktı.

Timur Anadolu’dan ayrıldıktan sonra Kardeşler arası mücadele ve Şeyh Bedrettin ve silsilesini isyanları 11 yıl sürdü. Fetret devri olarak adlandırılan bu dönemin sonunda adeta bir anıt niteliği taşıyan Bursa Yeşil Camii inşa edilmeye başlandı.

Yıldırım Bayezid’in peygamber adları taşıyan şehzadeleri, İsa Çelebi, Musa Çelebi, Süleyman Çelebi ile girilen mücadeleyi Muhammed yani Mehmet Çelebi adlı oğullu kazanarak Bursa’da tahtın hakimi oldu.

Yıllar yılları takip ederken Timur’un Tebriz’e götürdüğü Bursalı genç sanatçılar gurbet ellerde usta oldu. Timur vefat edince bu sanatkarlardan biri Tebrizli arkadaşlarını da yanına alıp memleketi Bursa’ya geri döndü.

Geri döndüğünde parçalanmış memleketi yeniden bütünleşmişti. Devrin Mimarı Hacı İvaz Paşa Fetret devrinin anıtı olan Yeşil Külliye’nin inşasına başlarken yapının süslemelerini de gurbette olgunlaşmış bu genç zanaatkara emanet etti.

Genç sanatçı İran’lı arkadaşları ile birlikte bugün herkesin hayran kaldığı Bursa Yeşil Külliye’nin çinilerini hazırladı. Bilhassa hünkar mahfilindeki Farsça hazırlanan çini levhalar bu mirasın en güzel örneklerinden birini oluşturuyor. Biz onu yapının hünkar mahfilindeki minicik bir imzadan tanıyoruz. İşte bu sürecin kahramanı Yeşil Cami’nin süslemeleri yapan İranlı ustaların başında Muhammed Ali Mecnun’dur.

Peki kim yakın tarihimize kadar Sultan Çelebi Mehmed’in gömülmeyip mumyalı tutulmasına sebep oldu? Bu da başka bir yazının konusu olsun.