Fırtına gibi bir yıl geçiriyoruz.


Akşamları Özel’in genel mitinglerini izliyoruz.


Biz uyurken sabaha doğru standart hale gelmiş şafak operasyonları yapılıyor.


İşe giderken gözaltı haberlerini, akşama doğru tutuklama manşetlerini okuyoruz.


Bazen de falanca kişinin tahliyesini duyuyoruz.


Artık hepimiz mütalaa, butlan, kayyum gibi hukuk terimlerini günlük hayatımızın bir parçası haline getirdik.


Ülkemizde siyaseti adli işlerle birlikte konuştuğumuz bir döneme girdik.


Türkiye’nin en eski partisi de kendi içinde adli işlerle uğraşıyor. Bütün ülkede siyaset hukukla birlikte konuşulunca haliyle bu gerçeğin dışına çıkılamıyor.


Uzun zamandır Cumhuriyet Halk Partisi içindeki siyasi ve hukuki gerilim herkesin gündemi haline geldi.


Böylelikle vatandaş memlekette temiz insan kalmadı mı diye sorar oldu.


Kılıçdaroğlu da bu zeminde siyasetini oluşturduğunu açıklamaları ile gösterdi.


Bu güven yorgunluğunun neticesinde bazılarımızın birkaç aydır bildiği mutlak butlanın geleceği belli oldu.


Bunu öğrenmek için çok gizli kaynaklardan bilgi almaya gerek yok. Bursa’da birçok dostumuz artık parti içinde kimin butlancı olduğunu konuşur oldu.


Uzun zamandır sessiz sedasız yaşanan memnuniyetsizlik ve ayrılık bu haftadan itibaren partililerin birbirini etiketlemesiyle yeni bir boyuta taşındı.


Şimdiden onlarca isim için “o butlancı” ifadesi fısıldanmaya başlandı.


Butlancılar, mevcut kadrolar ve hepsinden bıkmış büyük bir kitle bekleyişini sürdürüyor.


Yaşayıp göreceğiz…