Geçtiğimiz yıl belgesel çalışmam için şehrimizin eski belediye başkanlarından Erdem Saker ile kentin sivil toplumunu değerlendirme fırsatı bulmuştum.


Şimdileri çok popüler olan kent konseylerinin ortaya çıkış hikayesini bizzat girişimin başındakinden öğrenmiş olduk.
Dönemin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker’in inisiyatifi ile başlatılan “Yerel Gündem 21” çalışmaları yerel yönetimi adil, demokratik ve kapsayıcı bir hale getirmeyi amaçlıyordu.


Gerçekten de bu dönemde çalışmaya katılanlar geçmişi özlemle anıyor. Bu çalışmanın şu anki kent konseylerinden çok daha sivil olduğunu söylüyorlar.


Bir de günümüze bakalım:
Bursa Kent Konseyi Başkanı Ertuğrul Aksoy adeta isyan ederek ekibi ile birlikte istifalarını açıkladı. Kent konseyleri siyasi parti ve belediyelerin prensipte dokunamadığı yönetişim kaleleriydi. Peki Bursa Kent Konseyi’nde ne oldu?
Saker’in söylediğine göre “uzun zaman sonra kent konseyi yeniden toparlanıyor” denilen bir aşamaya gelmişti.
Ancak şu an Bursa’nın kent konseyi adeta yok.


Bazı meclisler kendini feshetti, Kadın meclisi kısmi istifa ederek bir temsilci belirledi, diğerleri de ya pasife geçti ya da yürütme istifaları ile ortadan kalktı.


İstifa öncesi son toplantıda doğruyu söylemek gerekirse iki fikir ortaya çıktı. İstifa etmek isteyenler kadar kalmak isteyen bazı yürütme kurulu üyelerinin de olduğunu belirtmeliyim.


İşin sonunda sivil bir meclis olma özelliğini ve halka dayanan yapısını hiçbir zaman kazanamayan durumda dahi olsa şehrimizin bir kent konseyi vardı.


Şimdi ise yalnızca engelliler meclisinin bulunduğu, personelinin ve genel sekreterinin hangi gönüllülerle ne çalışması yaptığının bilinmediği bir yapı ortaya çıktı. Engelliler meclisi ise artık konseyden çok belediyenin birimleri ile etkinliklerini planlar durumda.


Öyle ya da böyle bir yönetişim aygıtımız vardı.


Ancak somut olarak bakarsak fiili olarak ortada maalesef bir konsey kalmadı.


İstifanın temel gerekçesini “çalışacak demokratik zeminin ortadan kalkması” olarak ifade ediyorlar.


O zemin ne zaman kuruldu, onu ben de bilmiyorum.