19. yüzyıl, Osmanlı edebiyatı için derin bir arayış ve dönüşüm dönemidir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın belirttiği gibi, “mutlak” değerlerin sarsıldığı, klasik şiirin uzun süre idare ettiği ölçülerin yer değiştirdiği bu çağda divan şiiri geleneksel formlarını korurken bir yandan da sade bir Türkçe ile günlük hayattaki sosyal temalara değinmeye başlamıştır. Bu geçiş sürecinin taşra merkezlerinden biri olan Bursa’da, kendine özgü rengi ve kokusuyla yetişen bir “yaban gülü” vardır: Murad Emrî Efendi.
Gazeteci, matbaacı, kütüphaneci, kitapçı, eğitimci ve divan şairi olmak gibi meziyetleriyle Emrî, hem klasik şiirin son temsilcilerinden biri hem de modern basın-yayın faaliyetlerinin Bursa’daki öncülerinden biri olarak oldukça önemlidir. Onun hayatı ve eserleri, Balkanlardan Anadolu’ya göç eden bir aydının panoramasını sunmaktadır.

Rumeli’den Bursa’ya
Murâd Emrî Efendi, 1268/1850 (bazı kaynaklarda 1851) yılında, o dönemde Osmanlı toprağı olan Yenişehir-i Fenâr (bugünkü Yunanistan’da Larissa) civarındaki Tırnova kasabasında doğmuştur. Babası Sâdık Efendi’dir. Henüz dört yaşındayken babasını kaybetmiş ve sistemli bir medrese veya mektep tahsili görmemiştir. Ailesi tarafından kısa bir süre okula gönderildikten sonra saraçlık mesleğine verilmiş, gençlik yıllarını zor şartlar altında geçirmiştir. Ancak içindeki okuma ve öğrenme arzusu hiç sönmemiş, mesleği nedeniyle İstanbul’a her gidişinde kitaplar alarak kendini yetiştirmiş; zamanla on bini aşkın ciltlik zengin bir kütüphane oluşturmuştur.
1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ve ardından gelen Berlin Antlaşması sonucunda Teselya ve Tırhala bölgesinin Yunanistan’a bırakılması üzerine, 1300/1882-83 yıllarında ailesiyle birlikte Bursa’ya göç etmiştir. Bursa’da önce bir çiftliğe nazırlık yapmış, ardından Kitaphane-i Emrî adıyla bir kitapçı dükkânı ve Kütüphane-i Emrî adıyla bir kütüphane açmıştır. 1885 civarında Bursa’nın ikinci özel matbaası olan Matbaa-i Emrî’yi kurmuş; burada "Fevâ’id" (1887, çocuklara ve maarife yönelik), "Sanayi" (ekonomi dergisi) ve özellikle 18 Kasım 1890’da yayımlamaya başladığı "Bursa" gazetesini basmıştır. "Bursa" gazetesi, vilayetin resmî "Hüdâvendigâr" gazetesinden sonra şehrin ilk sivil gazetesi olarak kabul edilir ve 1890-1912 yılları arasında zaman zaman ara vermek zorunda olsa da yayın hayatını sürdürmüştür. Gazetenin amacı, vilayet haberlerini ve genel malumatı halka ulaştırmak, siyasî tartışmalardan uzak durarak maarife hizmet etmektir.
Bir yangında dükkânı, matbaası ve cilthanesi yanmış olsa da Emrî, azimle faaliyetlerini sürdürmüştür. 1335/1917 yılında Bursa’da vefat etmiş; Emir Sultan mezarlığına defnedilmiştir. Ölümü üzerine Bursa’nın meşhur Ehl-i tasavvuflarından Şemsî-i Mısrî şu ebced hesabıyla şu tarih beyitini söylemiştir:
“Bî-nukat bir çıkdı târîh Şemsî-i Mısrî ana / İrci‘î emri gelince oldı Emrî emre râm.”
(Günümüz Türkçesi: “Şemsî-i Mısrî ona noktasız bir tarih çıkardı: ‘Dön!’ emri gelince Emrî emre boyun eğdi.”)
Emrî’nin Balkan coğrafyasında Bektâşî kültür çevresinde yetişmiş olması, özellikle divanındaki mersiyelerde Ehl-i Beyt sevgisi ve Kerbelâ temalarının yoğunluğunda kendini gösterir. Bu özellik, Balkan Türk kültüründeki Bektaşî etkisinin edebiyat alanındaki yansımalarından biridir.
Edebî Kişiliği
Murad Emrî, klasik divan şiirinin formlarını (gazel, muhammes, tahmis, kıt‘a, terkîb-i bend vb.) ustalıkla kullanan, ancak sade Türkçeye özen gösteren ve halka yakın bir üslup benimseyen bir şairdir. Özellikle tahmis ve muhammes formunda yazdıkları dikkat çekicidir. Hiçbir divanda görülmeyecek kadar çok sayıda (150 tahmis, 92 muhammes) yazmış olması nedeniyle “Tahmis Şairi” unvanını hak eder. Tahmis ettiği şairler arasında Fuzûlî, Nedîm, Şeyh Gâlib, Bağdatlı Rûhî, Ziyâ Paşa, Nef‘î, Leylâ Hanım gibi büyük isimler yanında daha az tanınmış şairler de vardır. Bu tercih, onun şiir güzelliğine şöhretten daha fazla önem verdiğini gösterir.
Emrî’nin şiirlerinde geleneksel mazmunlar (aşk, meyhâne, gül-bülbül, felek şikâyeti) yanında günlük hayattan sahneler, resim altı şiirleri, baklava-güllaç gibi sıradan temalar ve sade Türkçe kullanımı öne çıkar. Bu yönüyle 19. yüzyıl sonu divan şiirinin tipik bir temsilcisidir. Edebî geleneğe bağlı kalarak, bu gelenek çerçevesinde yeni sesler ve günlük hayattan sahneler sunması onu edebiyat tarihimizde mühim bir yere koyar.

Divanı ve Diğer Eserleri
Asıl eseri "Dîvân-ı Murâd Emrî"dir. 1329/1911’de Bursa’da Matbaa-i Emrî’de 383 sayfa olarak basılmıştır (yaklaşık sekiz bin beyit). Dîvânın içeriği ise şöyledir: 487 gazel, 150 tahmis, 92 muhammes, 156 kıt‘a, 1 müsemmen, 1 mütessa, 1 terkîb-i bend, 1 tarih, 1 murabba ve 47 beyit. Divanın başında münâcâtlar ve özellikle Ehl-i Beyt ve Kerbelâ mersiyeleri yer alır. Bu mersiyeler, şairin Bektâşî kültüründen gelen samimi Ehl-i Beyt sevgisini ve Kerbelâ hadisesine duyduğu derin üzüntüyü yansıtır. Yezid’e karşı öfke ve şehitlere duyulan saygı, bu bölümün temel duygusunu oluşturur.
Dîvânın kapağında "İhyâ-yı Âsâr-ı Eslâf" (Tahmislerim), "Mudhikât-ı Dehr", "Hâtırât" ve "Alacalı Defter" adlı çeşitli eserlerinin de yayımlanacağı duyurmuşsa da bunlar basılmamıştır. Kaynaklarda "Bursa Kaplıcaları" adlı bir eserinden de söz edilir.
Kültür ve Basın Tarihine Katkıları
Emrî’nin önemi yalnızca şairliğinde değil, Bursa kültür hayatına yaptığı çok yönlü katkılarla da anlaşılmaktadır. Yukarıda da belirtildiği gibi kendi matbaasında çeşitli gazeteler basarak halkın aydınlatılmasına ve sade bir dilin kullanımının kolaylaşmasına katkı sağlamıştır.
Prof. Dr. Mehmet Arslan’ın "Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü" eserinde Emrî Efendi'den şöyle bahseder: “Aslında pek tahsili olmamasına rağmen kendisini yetiştirmeye gayret eden, maarife hizmet için gazeteler çıkaran, ilim ve fen aşığı bir kimse… Önemli ve değeri bilinmesi gereken bir şahsiyet.”
Yine İbrahim İmran Öztahtalı’nın 2010 tarihli kapsamlı doktora tezi "Bursalı Murad Emrî ve Divanı" ve “Divan Edebiyatının Sonbaharında Bursa’da Bir Yaban Gülü” adlı makalesi, Emrî’yi divan edebiyatının sonbaharında Bursa’da bir yaban gülü olarak nitelendirir. Bu metafor bir bakıma, hem şairin taşradan seslenen özgün tarzını, hem de klasik şiirin son dönemini yansıtmaktadır.
Murad Emrî Efendi'nin mirası hem divan şiiri araştırmaları, hem de Bursa'nın yerel basını ve kültür tarihi için büyük bir önem arz etmektedir.
Başlıca Kaynaklar
- *Dîvân-ı Murâd Emrî*, Matbaa-i Emrî, Bursa 1329/1911.
- Mehmet Arslan, “Emrî, Murâd Emrî Efendi, Tırnavalı”, *Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü* (TEİS).
- İbrahim İmran Öztahtalı, “Divan Edebiyatının Sonbaharında Bursa’da Bir Yaban Gülü: Murad Emrî Efendi”, *Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi*, 2010.
- İbrahim İmran Öztahtalı, “Bursa’nın İlk Gazetecisi Murad Emrî Efendi ve ‘Bursa’ Gazetesi”, *TÜBAR*, 2012.
- İbrahim İmran Öztahtalı, *Bursalı Murad Emrî ve Divanı*, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, basılmamış doktora tezi, Ankara 2010.
- İbnülemin Mahmud Kemal İnal, *Son Asır Türk Şairleri*.
- Sadeddin Nüzhet Ergun, *Türk Şairleri*.