“Her koyun kendi bacağından asılır” diye bir söz vardır. Bencil zihinler, yaptıklarına karışılmaması için kullanır. “Ben özgürüm, imkânlarım dahilinde dilediğimi yaparım, kimse karışmasın” demek istenir. Unutulmamalıdır ki, kendi bacağından asılan koyun kesilip parçalanmak için asılır. Asıldığı yerde kalırsa hem zayi olur hem de kokup etrafı yaşanmaz yapar.
Birey olmak, imkânların dahilinde “canım” dediğin nefsinin her isteğini yerine getirerek tatmin olmak şeklinde algılanır! Biz algılandığı şekliyle konuyu ele alırsak, senin nefsin, senin yaptıkların birey olarak sana aittir ve kimseyi ilgilendirmez. Haklısın lakin yaptıkların bireylikten çıkıyorsa, özgürlükle örtemezsin.
İnsan, birey varlıktır ve bireyliği onun kim olduğunu belirler. Bireyliğini oluşturamamışlar kendi ayakları üzerinde duran, kendi fikirleri olanlar değildir. Onlar her zaman kendi dışındakilere bağlı olarak yaşarken, sorumluluklarını da başkaları yapsın diye beklerler. Toplum, bireylerin bir araya gelip ortak yaşam alanlarında bulunarak birlikte sürdürülen yaşamın getirisidir. Her birey kendisi olarak tektir ama toplum içinde bulunan ve etkileşim hâlinde olandır. İşte burada devreye, bireyin özgürlüğü kadar toplumun huzuru ve uyumu da aynı önemde girer. Bu ne demektir? “Ben birey olarak özgürlük adına nefsimin istediğini yaparım ve kimseyi ilgilendirmez ama toplum içinde yaşadığım için kurallara uymak zorunluluğunu da kabul ederim” demektir.
Şimdi, hem ülkenin hukuk sistemi içinde bulunan kurallar hem yazılı olmayan nezaket kuralları hem de ahlak kuralları vardır! Toplum bu kurallar üzerine huzur, uyum, güven içinde ortak yaşam sürer. Kuralların bireyin özgürlüğü kılıfıyla, nefsin istekleri yüzünden hiçe sayılması, eylem ve söylemin bireye ait oluşunu yok eder. Alkol mü tüketiyorsun? Bireyin seçimidir, kimseyi ilgilendirmez. İnsan, onay makamında oturan, hüküm verici olmadığı için yargılayıp zorlayamaz da. Yasak bedende olur kalbe kilit takamazsın! “Kime ne benim içkimden” derken, haklısın, kime ne! Bu bireyin mesuliyetidir ama alkol aldıktan sonra, arabanın direksiyonuna geçip trafiğe çıkınca, yaptığın bireylik sınırını geçmek oluyor. Artık alkol alman, senin sorunun olmaktan çıkıp toplumun sorununa dönüştü. Alkollüyken çıktığın trafikte birisine zarar verme olasılığın yükseldi çünkü! Alkolünü iç, taksiye binip evine git, haklısın. Alkollü bir hâlde direksiyona binerken, haklılığını terk etmiş oluyorsun. Artık senin alkolün, benim sorunum olmaya başladı!
Bu örnek, az önce saydığımız nezaket, ahlak gibi toplum kurallarının tümü için geçerlidir. Birey olarak kendi başına yaptığın şeyler tercihindir beni ilgilendirmez. Hesabını hepimizi yaratan soracaktır zaten! Yaptığın şey topluma yansıdığında artık senin değil toplumun meselesi hâline geldiğinden, toplumu ilgilendirir!
Birey olmak, özgürlüğün sınırsızlığı bahanesiyle, nefsanî isteklerin için topluma zarar vermek değildir!
Küçük bir öneri:
Artık alkollü bireyin araç sürmesinin, kaza değil cinayete teşebbüs suçuyla yargılanması toplumun huzuru ve sükûneti için büyük önem kazanmıştır!