Annesinden, babasından, dedesinden ve büyükannesinden dinlediği, ata topraklarından anayurda dönüş hikayeleri, çocukluğumuzda dinlediğimiz ilk masallarımızdır bizim.
Dedelerimizden dinlediğimiz bu masalların, bir buçuk asırlık bir acıyı anlattığını, aklımız ermeye başladıkça kavrarız.
Göç yollarında ölen kardeşler, nineler, kundaktaki bebekler; sonra isimleri değiştirilenler, ibadetleri ve gelenekleri yasak edilenler; Belene’de insanlık onuru için mücadele edenler ve işkence görenler.
Geriye baktığımda, acıları, özlemleri, zorlukları görürüm hikayemizde ama, kavgalara rastlayamam.
Elinde bir bavulla gelip hayata sıfırdan başlayan bizler, ne yeni geldikleri yerdeki komşularıyla, ne hemşehrileriyle kavga etmemiştir.
Çalışmış, yeni bir hayatı yoktan var etmiş, bunu da, yorulmadan çalışmanın yanında, dayanışma ile becermiştir.
İşte bu dayanışmanın takdire şayan emsali de Bal-Göç’tür.
Aynı hikayelerle büyüyen, aynı acıları yaşamış, aynı özlemlere sahip, çalışkan Bulgaristan Türkü’nün zorluklara birlikte göğüs gerdiği, sevinçlerini birlikte paylaştığı yerdir Bal-Göç.
Bugün, Bal-Göç’ün 20. Olağan Genel Kurulu’ndan, kavgayı sevmeyen Bulgaristan Türkü’nün hoşuna gitmeyecek haberler aldık.
Salona alınmayıp soğukta ve yağmurda dışarıda bekletilen, aidatlarını yasal süre içerisinde ödedikleri halde hazirun listesine alınmadıkları söylenen üyelerin iddiaları, bizi biz yapan dayanışma ruhuna hiç mi hiç yakışmıyor.
Öyle ki, Genel Başkan adayı Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca, seçimin antidemokratik ve usulsüz olduğunu belirterek, alkışlar eşliğinde genel kurulu terk ediyor.
Türkiye’de sıfırdan yeni bir hayat kuran bizlerin, çalışarak Türkiye’den bir Türkiye daha yaratan, bugünlere iyi niyeti ve dürüstlüğü ile gelen Bulgaristan Türkü’nün en önemli sivil toplum kuruluşunun genel kurulu böyle olmamalıydı.
Kapıkule’den aynı tren vagonlarıyla geldi babalarımız, dedelerimiz ve yaşıtlarımız. Kavga etmedik evet, ancak hakkımızı da çiğnetmedik. Hakkı için ata toprağından kopanları temsil etme iddiasında bir kurumun genel kurulunda, kapıdan içeri alınmayan, soğukta bekleyen ve oy kullanamayan muhacirleri görmek, beni derinden üzmüştür.