Hubris sendromu, özellikle politikacılar, CEO’lar ve yüksek otorite pozisyonundaki kişilerde ortaya çıkar. Kişi kendi yeteneklerini abartır, eleştiriye kapalı hale gelir, başkalarını küçümser ve empatiyi yitirir... Antik Yunan’da “hubris” tanrılara meydan okumayı simgeleyen aşırı kibirdi; bugün ise bu kibir, toplumların kaderini belirleyen liderlerde yeniden karşımıza çıkmaktadır…

Fromm’un Perspektifi: “Sahip Olmak” ve “Olmak”

Eric Fromm, insanın iki temel varoluş biçiminden söz eder: “sahip olmak” ve “olmak”. Hubris sendromu, sahip olma modunun patolojik bir aşamasıdır. Gücü, başarıyı ve otoriteyi “sahip olunan nesneler” gibi gören birey, sonunda kendi benliğini bu sahipliklerle özdeşleştirir. Böylece “ben” ile “güç” arasındaki sınır silinir. Fromm’a göre bu, insanın özgürlüğünü değil, köleliğini artırır; çünkü kişi artık kendi varlığını güçten bağımsız bir şekilde tehdit eder demektedir…

Fromm, narsisizmi yalnızca bireysel bir sorun olarak değil, toplumsal bir hastalık olarak görür. Hubris sendromu da tam burada devreye girer: kişisel kibir, kolektif bir kaderi belirler. Liderin kendini mutlak doğru görmesi, toplumun eleştirel düşünme kapasitesini felce uğratır. Fromm’un “özgürlükten kaçış” kavramıyla açıklanabilecek bu durum, bireylerin güçlü bir figüre teslim olma arzusunu besler. İnsanlar, kendi sorumluluklarını üstlenmek yerine, kibirli liderin gölgesinde güven arar.

Hubris sendromu, yalnızca bireysel bir psikolojik sorun değil, demokrasilerin kırılganlığını açığa çıkaran bir toplumsal risktir. Fromm’un uyarısı nettir: İnsan, ancak “olmak” moduna geçtiğinde yani sevgi, üretkenlik ve empatiyle var olduğunda bu tür patolojilerin üstesinden gelebilir. Gücü sahip olunacak bir nesne değil, paylaşılacak bir sorumluluk olarak görmek gerekir.

Hubris sendromu, modern çağın en tehlikeli ruhsal zehirlerinden biridir. Fromm’un gözünden bakıldığında, bu sendrom insanın özgürleşme yerine sahip olma hırsına teslim oluşunun dramatik bir göstergesidir. Çözüm, bireyin ve toplumun “olmak” cesaretini yeniden keşfetmesindedir: Eğitim, sevgi, empati ve üretkenlikle bu süreç tersine çevrilebilir…