Gazeteci dostlarım Necati Kartal, Ömer Aydoğdu, Cennet Cankılıç’la birlikte Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de geziyoruz.

Hazar denizine bakan yamaçta kahvelerimizi yudumlayıp, petrol zengini Bakü’ye tepeden bakıyoruz.

Yanı başımızda oturan kadınlar bize bir şey sordu, yanıtladıktan sonra karşı hamle yaptım:

Ülkeniz çok güzel! Ancak bir şey eksik…”

Modern, şık giyimli orta yaş civarında kadın: “Nedir o?” diye sordu.

‘Demokrasi’ dedim.

Kadın çok samimi bir şekilde, “Aman aman kalsın! Biz demokrasi istemiyoruz. Sokakta rahatça, özgürce geziyoruz. Kimse bize ne giydiğimizi, ne yediğimizi, ne içtiğimizi sormuyor” dedi,

****

Peki kadın haklı mıydı?

Kesinlikle haksızdı ama tartışmayı uzatmadım. Karısını cumhurbaşkanı yardımcısı yapan tek adam Aliyev ülkesinde belki de böyle konuşmak zorundaydı.

****

Bilimsel araştırmalar demokrasi ile kalkınma arasında doğrusal bir ilişki olduğunu kanıtladı. Bunun somut örneği de çağdaş gelişmiş ülkeler...

****

Lütfen kalemi kağıdı elinize alın, şu söylediklerimi not edin, itirazınız varsa lütfen bana yazın!

1-Ekonomik gelişme ile coğrafi büyüklük arasında bir ilişki yoktur. Dünya coğrafyasına baktığımızda, bunun böyle olmadığını kolaylıkla anlayabiliriz. Moğolistan 1 milyon 600 bin kilometre kare büyüklükte bir ülkedir ancak yurttaşlar refah içinde değildir. Demek ki sadece coğrafi büyüklük kalkınma, gelişme, refah için yeterli değildir.

****

2-Nüfus büyüklüğünün de refah için yeterli olmadığını biliyoruz. Hindistan buna somut örnektir. Bu ülkenin 1,5 milyar nüfusu var ama halk sefalet içinde yaşamaya devam ediyor. Keza Pakistan dünyanın en kalabalık ülkelerinden biridir ama ne ekonomik ne bilimsel ne de insanın gelişimi açısından esamisi okunmaktadır.

****

3-Doğal kaynakların zenginliğinin de ülkelere refah getirmediğine pek çok örnek verilebilir. Türkmenistan, Kazakistan, Azerbaycan, Körfez Arap ülkeleri petrol ve doğal gaz zengini oldukları halde halkları fakirlik içinde yaşıyor. Halkı fakir olmayan da mutlu değil, onların insanları da da kapağı Batı demokrasilerinin olduğu ülkelere atmaya çalışıyor.

****

4-Türkiye’nin çok övündüğü stratejik konuma ilişkin olarak da Sri Lanka ve Yemen örneği var. Dünya petrolünün önemli bir kısmının geçtiği bu iki önemli stratejik ülkenin halkı zenginleşemedi. Hele Yemen sürünüyor, Sri Lanka ayağa kalkamıyor. Yani stratejik üstünlük, ekonomik olarak refah sağlamıyor.

****

5-Türk milletinin çok övündüğü tarihsel geçmişin de geleceğe ilişkin bir yararı yok. Üç kıtada toprağı olan Osmanlı’nın çocukları, sanayi devrimini kaçırdığı için çöktü, insanını refaha ulaştıramadı. Tarihsel böbürlenmeler ve büyüklükler de kalkınma ve refah için yeterli değil. Ne bugünkü İtalya Roma’dır ne de Türkiye Osmanlı ihtişamını yakalayabilir!

***

Birkaç gündür olaylara sahne olan komşumuz İran’a bakın!

Nüfusu 92 milyonu geçti, 100 milyona doğru gidiyor. Ülkenin yüzölçümü Türkiye’nin iki katı kadar, 1 milyon 600 bin kilometre kareden fazla…

Pers imparatorluğunun üzerinde oturuyor. Yani tarihsel derinliği var. Toprakları çok stratejik!

Ancak İran’da ne yok?

Demokrasi…

İnsan hakları…

Düşünce ve ifade özgürlüğü…

Sonuç, halkı mutsuz bir İran! Gelenin gidenin dövdüğü, yeryüzünde prestiji kalmayan molla rejimi…

*****

İşte bunun için Türkiye’nin tek çıkış yolunun, tek çarenin demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, basın ve ifade özgürlüğü olduğunu söylüyoruz.

Gazze’ye insan hakları isteyip, Türkiye’de insanları cezaevi tıkmakla zulüm karşıtı olamazsınız!

İsrail yöneticileri bile size kendi ülkenizdeki anti demokratik uygulamaları anımsatır.

****

Bu yazının dipnotu: Amerikan emperyalizmi Venezuela’ya kanlı yüzünü göstermeye başladı. Gazze için yürüyenler acaba bu ülke için sesini yükseltecekler mi? Yoksa buradan iç politik malzeme çıkmaz, biz en iyisi Trump’ın yanında saf tutalım mı diyecekler?

****

ERKAN AYDIN’IN GÖVDE GÖSTERİSİ VE FIRAT YILMAZ

Enes Çelik ve Mustafa Bozbey’le ilgili olumsuzluğu bir yana bırakırsak, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın çok başarılı bir grafik çizdiğini bilmem söylememe gerek var mı?

Yunuseli’nde dördüncüsün açılışının yapıldığı Canan Genceroğlu kreşinin töreninde ilk kez bu kadar büyük kalabalık gördüm.

Bunda kuşkusuz CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın da katılmasının katkısı oldu.

Başkan Erkan Aydın, daha önce açtıkları kreşle ilgili çok önemli bir saptamada bulundu:

Çocuklarını kreşe veren kadınların yüzde 25’i çalışmaya başladı.

Demek ki kadının özgürlüğü her mahallede bir kreşin açılmasıyla mümkün olacak.

Nitekim daha sonra kürsüye çıkan CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, “Bu kreşleri devlet yapmalıydı” diyerek esas görevin kime ait olduğunu anımsattı.

Açılış gerçekleştikten sonra Ali Mahir Başarır’a ayak üstü Bursa’daki tutuklamalara ilişkin soru yönelttim. Yolsuzluk operasyonları kapsamında burada da tutuklamalar oldu.

Nilüfer eski Belediye Başkanı Turgay Erdem ile CHP Nilüfer ilçe eski Başkanı Fırat Yılmaz’a yönelik bir sahiplenme olmadı. Neden?

Yanıtı yuvarlıktı:

Biz herkesin tutuksuz yargılanmasını savunuyoruz.”