Yıl 2004…

Ankara’da, Başbakanlık Basın Müşaviri olarak görev yapıyorum.

Telefon çaldı, Amerikan Büyükelçiliğinden arandık. Özel Kalem telefonu bana bağladı.

Amerika’dan gelecek bir heyetin, insan hakları konusunu konuşmak üzere Başkent RW restoranda yemek davetini iletti.

İnsan Haklarından sorumlu Ertuğrul Yalçınbayır’ın danışmanı olarak, bakandan onay alarak, o sırada danışman olmaya çalışan (Daha sonra başbakan yardımcılığına kadar yükselecek olan ve de birinci çözüm sürecinin ana aktörlerinden biri olan) Yalçın Akdoğan’la birlikte yemeğe gittik.

****

Amerikan heyeti bizi insan hakları konusunda sıkıştırmaya başladı. Özellikle dini özgürlüklerle ilgili sorular sordular, ellerindeki bir formu bizim doldurup ulaştırmamızı istediler.

İlk gençliğimden itibaren Amerikan emperyalizmine karşı duruş sergilediğim için sert çıktım kendilerine ve şunu söyledim:

En büyük insan hakları ihlali savaştır. Siz nükleer silahlar bahanesiyle, Birleşmiş Milletler kararı olmadan Irak’ı işgal etmeye çalışıyorsunuz. Bize hesap sormak yerine siz savaşa karşı çıkın” dedim, toplantı orada sona erdi.

****

Geçtiğimiz günlerde Bursa Devlet Tiyatrosu’nda Bosna savaşının acılarını anlatan Sevdalinka adlı muhteşem oyunu izledim.

Tiyatro oyuncuları bize, Sırpların katliamlarını, buna karşılık Boşnakların direnişini adeta yeniden yaşattı.

Acı, gözyaşı, işkence, tecavüz, ırkçılık, soykırım, Boşnak halkının acılarının canlandırıldığı bir oyundu Sevdalinka…

Büyük devletlerin gözü önünde yaşanan insanlık trajedisine neden yeterince güçlü ses çıkarmadıklarının, sadece çıkarları uğruna diğer ülkelere müdahale etme kararlılığında bulunduklarının en somut ve en son örneklerinden biri Irak’taki müdahaleydi, ötekisi Bosna savaşıydı.

Savaşta yasalar susar diyor ya Cicero, bence savaşlarda insanlık susar, vahşet sahne alır.

Bosna’da olan da buydu, cehennemin kapıları sonuna kadar açılmıştı orada…

****

Yazar Ayşe Kulin, ailesinden gelen bilgilerle ve yaşanmışlıkları romana dönüştürerek, 1991-95 yılları arasında süren kanlı savaşın gerçek yüzünü insanlığa gösterdi.

***

Boşnakçada aşk şarkıları anlamına gelen Sevdalinka oyununda acılarla yoğrulan şarkılar eşlik etti anlatılan konuya…

Sesler mükemmeldi; oyuncular adeta ses sanatçıları gibi performans sergilediler.

****

Oyunun konusu Yugoslavya’nın parçalanması sırasında yaşanan bir aşk hikayesi…

Ülke parçalanırken, bir başka adama aşık olmasına karşın ailesini parçalamak istemeyen bir kadının tereddütlerinin arka planında milliyetçiliğin paramparça ettiği bir ülke var.

Sırpların, Boşnaklar başta olmak üzere başka halklara dayatmaya çalıştığı kimliğin kanlı sonuçlara yol açtığını unutmadan savaşta emperyalist güçlerin parmağını, kışkırtmasını da vurgulamak lazımdı.

***

Bu güzel oyunu sakil gösteren en önemli öğe bence sürekli bir Müslüman vurgusuydu.

Kitabı okuduğum için biliyorum, savaşı bir din savaşı gibi göstermek yanlış! Sırplar ve Boşnaklar arasındaki milliyetçilik kavgasında kuşkusuz din unsuru da vardı ama unutmayalım ki Sırp zulmüne karşı yine harekete geçen, onları durduran ana güç Hıristiyanlardı.

Sırpların Müslüman olmayan Hırvatlara karşı da acımasız olduğunu kaydetmiş olayım.

****

Sevdalinka oyunundaki bütün oyunculara kendi adıma (Haddim olmayarak) pekiyi veriyorum ama başrol oyuncuları Ayşe Dinç ile Ali Volkan Çetinkaya’ya özel bir vurgu yaparak, yıldızlı pekiyi vermek istiyorum.

Gazetenin yayın yönetmeni İvan’ı canlandıran sevgili dostum Akif Oktay’ı da rolündeki başarıdan ötürü kutluyorum.

Oyunun yönetmeni Filiz Alpgezmen elbette ki en çok alkışı hak edenlerin başında geliyor.

Öğrendiğime görev 100 günden fazla süren provalarla gelinmiş bugüne…

****

Bu yazının dipnotu: Boşnaklar diğer Balkan halkları gibi zora düştüklerinde Anadolu’ya geçtiler. Bu ülke insanları da onları bağırlarına bastı. Ne burada toprak talep ettiler ne de kimlik mücadelesi verdiler. Çünkü bu toprakların engin hoşgörüsü onları büyük bir sevgiyle kucakladı. Ortak ülküde birleştik, ortak amaçlar uğruna mücadele verdik. Çözüm sürecinin konuşulduğu bir dönemde umarım siyasal iktidar ülkeyi Yugoslavya’ya çevirecek adımlar atmaz. Umarım Boşnakların tavrı tüm diğer etnik gruplara da örnek olur.