Kadın ve milliyet İnsanlığın en köklü gündemlerini oluşturuyor. Kadınların hayatın dışına itilmesi ise yalnızca biz doğulu milletlerin değil batının da ana sorunu olmayı sürdürüyor. Cumhuriyet devrimi ile kadının özgürleşmesi için büyük atılımlar gerçekleştiyse de yüz yılın sonunda maalesef hala birçok sorunu çözebilmiş değiliz.

Türk kadını seçme ve seçilme hakkına kavuşsa da kotalarla bile temsilleri sağlanamıyor. Eğitim ve öğretim hakkı kazansalar da hala kadın meslekleri, kadın üniversiteleri ve haremlik selamlık gündemde yer tutuyor.

Klasik batı müziği kilisede doğup salonlara taşındı. Bu yüzden klasik müzik kadınsız ortaya çıktı. Diğer sanat dallarında olduğu gibi müzikte de kadınlara izleyici rolü biçildi. Son asırda tabular yavaş yavaş yıkılsa da özellikle batılı orkestralarda kadınların varlığı hala gündem olmaya devam ediyor.

Devletlerin ilkleri siyah beyaz fotoğraflarla tarih kitaplarında yer alsa da çoğu ülkenin ilk kadın orkestra şefi hala yaşıyor. Paniz Faryusefi İran Ulusal Orkestrası’nın başına geçerek ülkesinin ilk kadın orkestra şefi oldu. İran İslam Cumhuriyeti binlerce yıllık medeniyet mirasını klasik müzikte yaşatıyor. Belki hala müziğin haram kabul edilip yasaklı olduğunu zannedenler vardır. Türkiye’den öte her doğulu millet uygarlıktan uzakmış gibi bir yanılsama yaşansa da gerçek pek öyle değil. İran konserlerinde orkestranın karma olduğunu herkes biliyor. Paniz henüz 42 yaşında olmasına karşın ulusal orkestranın başına geçti. Ülkemizin toplumdan kopuk klasik müziğinin yanında Majid Entezami gibi milli senfoniler besteleyen sanatçılara imrenmemek elde değil.

İran, kadın haklarında günden güne kazanımlar elde ediyor. Biz ise günden güne cumhuriyetin kazanımlarını kaybediyoruz. Bırakın haremlik selamlık etkinlikleri, artık CSO kadınlara özel konserler düzenliyor. Oysa Türk orkestralarında kadınların giderek özgürleştiği bir dönemi yaşıyorduk. Antalya Bölge Devlet Senfoni Orkestrasını bir kadın kurdu. Türkiye’nin ilk kadın orkestra şefi İnci Özdil Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası’nın da bir dönem orkestra şefliğini üstlenmişti. Klasik müzik konserlerinde pek de alışık olmadığımız şekilde 2009-2013 yılları arasında şef kürsüsünden siyasi söylevlerde de bulunabiliyordu. Özdil Türk klasik müziğinde bir istisna değil, İzmir Opera ve Balesi’nin orkestra şefliğini Bulgaristan Göçmeni Mehpare Karamenderes yapmıştı.

Oryantalist zihinde şaşkınlık yaratsa da Afganistan’ın ilk kadın orkestra şefi Negin Khpolwak genç yaşına rağmen başarılı bir çalışma yürütüyor.

Velhasıl her millet sorunlarını kendi içinde, öz dinamikleri ile çözüyor. Türkiye de kadınları ayrı otobüslere ve metrolara, ayrı konser salonlarına, hatta şimdi İznik de uygulamaya konulan “pembe bank” uygulamaları ile ayrı yerlere oturtarak, aslında suni bir kafese tıkıyorlar. İran’ın ulusal orkestrasının başına genç bir kadının geçmesi hepimizin umudunu tazeledi.