Bu yaz hasat vakti üreticinin gözleri parlamıştı. Son yılların en verimli sezonu olacağı herkesin ortak kanaatiydi. Gerçekten bu yıl bol ve güzel ürünlerle herkesin yüzü güldü. Gittiğimiz her bahçede dallar yere kadar sarkıyordu.
Ancak uzattığımız her mikrofonda şikayet duyduk. Ülkenin tarım politikasının üreticinin hayrına olmadığından dert yandılar.


Bursa’nı coğrafi tescilli ürünü kara incirden örnek verelim: Ağaçlar budandı, kanlı balsıra gibi hastalıklara karşı ilaç atıldı.
Hasat vakti yaklaşınca Anadolu’dan mevsimlik tarım işçileri ile anlaşıldı. Evler tutuldu, yevmiyeler planlandı ve dahası…
İlk kasa tartıya konulduğunda geçen yıla göre 60 lira eksik ödeme alındı. Fiyatlar daha ilk haftadan geçen yılın gerisine düştü. Sonra da alım tamamen durdu. Dereçavuş gibi soğuk hava deposu olan köyler ürünü korumaya alabildi. Diğer incir üreticisi ise zararına da olsa ürünü satmak için çabalıyor.


Yakıttan işçiliğe, ilaçtan budamaya her şeye zam geldi. Girdiler arttı ama ürünler artık para etmiyor, satın alınmıyor. Şeftali alımı 10 liraya kadar düşünce bu defa üretici meyveyi ağaçta bırakacak noktaya geldi.


Salçalık domates yüklü kamyonlar fabrika fabrika dolaştıktan sonra Karacabey Yolağzı Köyü’nde meralara döküldü. Tonlarca domates heba oldu.


Uludağ’ın eteklerinde yaban mersini daha dalından koparılırken Gürcistan’dan ürün getirildi.


Velhasıl üretici devletten planlı üretim istiyor.


Türkiye’de gümrükler yeniden dikilsin isteniyor.


Dünya ekonomisi ile bütünleşme hayalleri sadece Türkiye’yi değil birçok AB ülkesinde üreticiyi eziyor.
Çiftçinin feryadı resmi rakamlarda görülüyor. Bu kış tarımda rekor gerileme yaşanmış %18,2 seviyeleri görülmüştü. Oysa Ecevit’in önüne yazarkasa fırlatıldığı günlerde dahi tarımda %6 gerileme olmuştu.


Böylelikle Türk tarımı uçuruma doğru son sürat gidiyor.


Tarım artık ülkenin beka meselesi haline geldi.


Çözümü üretici söylüyor: AB yerine milli tarım politikaları uygulansın.